BİZ NEYLEDİK O KOSKOCA İLLERİ?
Selam ve muhabbetle.
Geçen hafta Evlad-ı Fatihan topraklarından Balkanlardan kısmen bahsetmiş, hem gurur duymuş hem de gafletimizden oraları ihmalimizden dolayı üzüntümü paylaşmıştım.
Bugün Osmanlı'yı, Ata yadigarı toprakları, halimizi anlatmaya çalışmadan rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti'nin şiirini paylaşmak istiyorum. Öz söylemiş, güzel söylemiş, doğru söylemiş. Kendisine bir kez daha dualar ediyor, rahmet diliyorum.
İmparatorluğa Mersiye
Bin yıl oldu toprağına basalı
Hayli oldu kılıçları asalı,
Bülbüllerin onun için tasalı,
Sazlar kırık,ayar tutmaz telleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
Yol görünür,hakan emir verirdi,
Dalga dalga ordularım yürürdü,
Hamlemizden dağlar taşlar erirdi,
Dolu dizgin aştık nice belleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
Yıldız doğar,talihimiz belirir,
Sabah olur,ulufeler verilir,
Bir seferde dört krallık serilir,
Al al ettik,kara kara tülleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
Ferman çıkar,dal kılıçlar takınır,
Meydanlarda Rabbe dua okunur,
Gölgemizden bütün cihan sakınır,
Andırırdık coşkun akan selleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
Kosovalar,Plevneler bizsizdir,
Yosun tutmuş camilerim ıssızdır,
Boynu bükük minareler öksüzdür,
Açmaz olmuş Kızanlığın gülleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
Hali görür,geleceği sezerdik,
Bir zamanlar ta Vistül'de gezerdik.
Haritayı biz kendimiz çizerdik,
Fetheyledik deryaları,çölleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
Rodopların ak başları yaslıdır,
Serdengeçti gönül,artık usludur,
Rüzgarları bile matem seslidir,
Zafer,zafer der,eserdi yelleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
ÜSKÜP;
Ohrid'den ayrıldıktan sonra dağları, ovaları dereleri aşarak Makedonya'nın başketi Üsküp'e geldik. Üsküp - Ohrid arası yaklaşık 180Km ve arabayla 2 otobüsle 3 saatlik bir mesafede. Akşam vakti Üsküp'e girdiğimizde şehrin tarihi ve manevi havasını değil de şatafatlı ve şaşalı ,parıltılı ışıklarla donatımlı modern ve hareketli bir şehirde olduğumuzu düşündüm. Gerçekten de şehir merkezinde tarihi eser görünümlü binalar,ve sonradan yapılan Vardar nehri üzerinde köprüler,heykeller aşırı derecede ışıklandırılmış ve şehre acaip bir hava verilmeye çalışılmış.
Gece olmadan kısa bir şehir turu yaptıktan sonra kalacağımız ve bizi misafir edecek olan İlim Yayma Cemiyeti'nin yurduna geldik. Orada kalan talebeler Türkiye'den gelmişler ve Üsküp'te hem hizmet ediyorlar hem de Üniversite okuyorlar.(Hem yurt idaresine hem bizlerle ilgilenen talebelere ve benim gecikmelerime,foto çekmelerime sabreden İHH'dan kardeşlerime teşekkürü borç bilirim.Sabah namazıyla birlikte kahvaltı ve sonrası Üsküp turumuz başladı.
Her üç Makedonyalı'dan biri başkent Üsküp'te yaşıyor. Nüfusu bugünlerde 650,000 olan bu şehir 4000 sene önce kurulduğundan beri bölgenin merkezi olmuş. Bizim içinse Balkanlarda Osmanlı yönetiminden çıkan en son yerlerden biri olması sebebiyle eskinin halen hatırlandığı ve ülkelerarası bağların daha bir sıkı olduğu yerlerden biri olmuş. Nasıl olmasın ki şehrin sembolü olan taş köprü, Üsküp kalesi, eski pazar ve bit pazarı..
Makedonya bölgesi, 14. yüzyılın sonlarından 1912 yılına kadar, yani 500 yıldan fazla Osmanlı egemenliği altında kalmış..
Üsküp'ün eski pazar bölgesinde esnafın ya da yoldan geçenlerin Türkçe konuşması normal karşılanıyor. Yol kenarlarında da sık sık Türkçe ilanları görüyorsunuz.
Merkeze doğru giderken önümüze Vardar nehri çıktı. Bu nehir Eskişehir'deki Porsuk çayı gibi şehri ikiye bölmekte. Bir tarafı oldtown eski yerleşim bölgesi diğer tarafı yeni dönem de yapılaşmakta.
Porsuktan çok daha da geniş ve çevresinde gezinmeye oturmaya yerleri bulunmakta. Su sürekli akıyordu, koku vs. yok ve çevresindeki yapılar yenileme çalışmasındaydı.
Vardar nehrinin batı kısmında ise -eski şehrin uzantısı hariç- pek Osmanlı izi kalmamış. Eski şehrin olduğu dar bir alan dışında tarihi eser aramak zaten boşuna: 1962'deki büyük deprem sonrası yıkılan tarihi binaların çoğu yeni yeni restore edilmeye başlanmış. Eski şehrin dışına çıktığınızda sadece sosyalist mimarisinin fonksiyonel ve gri beton eserlerini görebiliyorsunuz.
Diğer Balkan ülkelerinde olduğu üzere burada da çok sayıda kafe var; iş bulamayanlar kafe açmış, açamayanlar müşteri olmuş. Gece oldu mu Makedonya meydanına çıkan yolların ve Vardar civarındaki kafeler dolmaya başlıyor.Maalesef bu durum bizleri üzdü.
Balkanların her yerinde olduğu gibi bu güzide mekanımız da Hırıstıyan misyonerlerin ve değişik sapık fırkaların etkisi altına alınmış. Hırıstıyan misyonerler buram buram Osmanlı kokan şehri Hıristıyan kenti yapmaya çabalıyor. Üsküp dağ ve tepelerine,Taşköprü civarına (özellikle Milenyum Haç'ı şehrin her tarafından gözüküyor)haç,heykeller ve kilise dikmişler ki bu şehir bizimdir manasını verdirmek ve vermek istiyorlar .Bu hepimiz çok üzdü. Osmanlı medeniyetinin izlerini silmek için çok çalışıyorlar.
Gaflette bulunup bu heykellerden birini çekmek üzereydim. Karşıdan Taşköprü'yü bisikleti ile geçen başı takkeli bir amca benim Türkiye'den geldiğimi anladı ve yanıma yaklaşarak hışımla"bu putları ve bu haçları çekme kardeşim"dedi. Sonra bisikleti bıraktı ve bana buraları anlatmaya başladı. Bir dokun bin ahh işit kabilinden .Taşköprü yanındaki Yivli camimizi bu Haçlı zihniyeti yıktı,ki (bu cami bölgenin, Balkanların en eski ve en güzel camileirnden birisymiş).Şu anki yönetimi Üsküp'ümüzün manevi havasını değiştirmek,medeniyetimizi ve kültürümüzü yok etmek ,buraları kilise ve papaz okullarıyla,haçlarla doldurmak için yoğun faaliyetler yapıyor ,bize Türk halkı ve Türk Hükümeti olarak sahip çıkın dedi.Ses tonu ağırlaştı ve ağlamaklı,yalvarmalı bir şekilde bizlere feryad etti.(Bizler de gerekli mesajı almıştık zaten . Bir olmalıyız, diri olmalıyız,çok çalışmalıyız.Buralara hizmetler götürmeliyiz.)
Üsküp her karış toprağı ata kokan ,ecdad kokan medeniyetimiz ve kültürümüz kokan şehrimiz.
Ha Üsküdar ,ha Üsküp.Ha İstanbul Kapalı çarşı Ha Üsküp çarşısı.Osmanlı medeniyeti kes kopyala yapıştır yaparak İstanbul'dakini esirgememiş Üsküp'ten.
Adaleti ,hoşgörüyü,kardeşliği,ilim,irfan,tasavvuf ve tarikati sosyal-kültürel yapıyı o kadar güzel tanzim etmiş ve Anadolu'yu oralara o kadar güzel taşımış ki;
Üsküp'le,İstanbul, Bağdat'la-İşkodra, Mynmarla-Kırım, Kahireyle -Batum, Van ile Tiran -Elbasan ile Elbistan aynı şekilde idare edilmiş ,kalpler feth,mekanlar imar olunmuş.
Binler teşekkür sana ey Osmanlı.
Ve yine yeniden Balkanlara ,zulüm gören coğrafyalara gel Ey Osmanlı. Her kesimin ,herkesin zamanın ve dünya'nın sana ihtiyacı var ey Osmanlı.
Üsküp çarşısında köfteci-börekçi dükkanları vardı. Orada dana çorbasını içtik. Gerçekten leziz,temiz ve güzeldi .Bütün köfteciler sabah sabah köfte pişirmeye başlamışlardı.(Buna da hayret ettim doğrusu)Kapalı çarşı ,saat kulesini keyifle gezdik, camiilerinde namaz kıldık ,dua ettik gururlandık, mahzunlandık. Cuma namazına yakın bu güzide Osmanlı Kentini (Bir daha eşimle-dostumla gelmek üzere) dağların arkasına bırakarak Kosova'ya doğru yola çıktık. (Yarın devam edecek)
ÜSKÜP'ÜN GEZİLECEK YERLERİ
Kurban bağış hizmetleri için Kurban Bayramı tatili süresince Balkan Coğrafyasında bulunan Hayrettin Doğan Hocamızın, Üsküp seyahati izlenimlerini Pazartesi günü yayınlamıştık. Bugün Hayrettin Hocamızın yazısının devamını yayınlıyoruz.
TAŞKÖPRÜ
Makedonya Meydanı ile tarihi Türk mahallesi ČaršIyı birleştiren, Üsküp'ün simgesi olan Taşköprü. Vardar Ovası türküsüne ilham kaynağı olan Vardar Nehri'nin iki yakasını birleştiren 214 metre uzunluğundaki bu köprü, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1451 ila 1469 yılları arasında yaptırılmış. Köprünün üzerinden geçerken yine Hem onur hem gurur duymadık değil
KAPALI ÇARŞIİ,
Kapalı Çarşı. Osmanlı'dan kalma, İstanbul dışında Balkanlar'daki en büyük çarşıymış. Bir başka özelliği de her sokağın satılan ürüne göre ayakkabıcılar sokağı, kuyumcular sokağı, kıyafetçiler sokağı diye ayrılmasıymış.
MUSTAFA PAŞA CAMİ:
Mustafa Paşa Camii. 1492 yılında, Yavuz Sultan Selim'in veziri Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış
ÇİFTE HAMAM: Eski çarşıda yer alan Çifte Hamam 15. yüzyılda İsa Bey denetiminde yapılmıştır. Adından da anlaşılacağı üzere Çifte Hamam kadın ve erkek kısmı olarak iki bölümden oluşur. İki bölüm de oldukça benzerdir. 1915 yılına kadar hamam olarak kullanılan Çifte Hamam depremin ardından tamir edilmiş ve Modern Sanat Galerisi (Museum of Contemporary Art) olarak kullanılmaya başlamıştır.
MURAT PAŞA CAMİ: Murat Paşa Cami Balkanlardaki en büyük camidir. Sultanın bağışları ile yapıldı ve tamir, yenileme çalışmaları bile onun sorumluluğundaydı. 1537 yangınından sonra Sultan Süleyman bağış yaparken 1689 büyük yangını ardından tamir giderini Sultan III. Ahmet ödemiştir.
İSA BEY CAMİ:İsa Bey Cami 1475'de İsa Bey tarafından inşa edilmiştir. Selçuklulara ait Avrupa'daki tek camidir. İki kubbeli olması İsa Bey Camini farklı kılıyor. Caminin 5 tane avlusu var.
BEDESTEN:Bedesten, değerli eşyaların, ipek, baharat, mücevher, parfüm gibi şeylerin satıldığı eski çarşıdaki bir kısımdır. Geceleri kapıları kapalı tutulan bu bedesten Evliya Çelebi'nin yazdığına göre Şam'daki bedestenden sonra en büyük bedestendir. 1689 yangınında yok olmuştur ve Üsküp bu dönemde ticari önemini yitirmiştir. 17. yüzyılda daha küçük de olsa tekrar inşa edilmiştir.
SAAT KULESİ:Saat kulesi, Makedonya'daki her çarşıda bulunan bir şeydir. Çünkü Müslümanlar namaz vakitlerini takip ederek dükkanlarını kapatırlar. Ayrıca çarşılarda belli çalışma saatleri duyurularak adaletli kazanç sağlanmaya çalışılmaktadır. Saat kulesinin bir kullanım amacı da budur. Bu saat kulesi 16. yüzyılda yapılmıştır. Üsküp'teki diğer saat kulelerinde daha fazla İslami motifler taşır. Zaman içerisinde zarar görse de yenileme çalışmaları ile ayakta kalmıştır.
ÜSKÜP KALESİ:Üsküp Kalesi Üsküp'ün en yüksek tepesindedir ve buradan şehir manzarası harikadır. Kalenin en eski kısmı günümüz sur duvarları içindedir. 121 metre uzunluğundadır ve Üsküp yakınlarındaki Taorion köyünde doğan Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından dışta büyük içte küçük taşlardan oluşan opus qvadrum stilinde inşa edilmiştir.
KAPAN HAN:Kapan Han Osmanlı'dan kalma üç handan bir tanesi ve eski çarşıda bulunuyor. Zemin kat atlar ve tüccarların malları için kullanılırken birinci katta insanlar konaklıyordu. 15. yüzyılda inşa edilen Kapan Han günümüz de güzel bir restorana da ev sahipliği yapmaktadır.
DAVUT PAŞA HAMAMI:Davut Paşa Hamamı'nın (Daut Pasin Amam) 15. yüzyılın ikinci yarısında Doğu Rumeli veziri Davut Paşa ve hareminin ihtiyaçlarını gidermek için yapıldığına inanılır. Üsküp Taş Köprü'nün yanındadır. Davut Paşa ayrılmadan önce hamamı şehre bağışlamıştır.
SULU HAN:Sulu Han 15. yüzyılda İsa Bey tarafından yapılan bir Osmanlı hanıdır. İsmini Türkçe "su" kelimesinden alır. Bu isim büyük ihtimalle hanın yanından geçen küçük nehir nedeniyle seçilmiştir. Sulu Han, 2100 metre kare alanı kaplar.
KURŞUNLU HAN:Kurşunlu Han Osmanlı hanlarından ayakta kalan en büyük ve en güzel üç handan biridir. 16. yüzyılda Sultan III. Selim için çalışan bir bilim adamının oğlu olan Musledin Hoca tarafından yapılmıştır.
.