Çocukluğumuzun İnegöl'ünü özlemiyor muyuz?

80’ler akımı sosyal medyada adeta patladı gitti. O günlere olan özlem mi dersiniz, yoksa gösteriş merakı mı dersiniz bilemem.

Ancak Instagram başta olmak üzere sosyal medya araçlarının hemen hepsinde fotoğraflarını o günlere göre yeniden tasarlayanların paylaşımlarını görüyoruz bir haftadır.

Yanlış anlaşılmasın eleştirmiyorum. Ben de öyle bir fotoğraf paylaştığım için eleştirmek haddim de değil.

Bir anlık trendler geliyor, hepimizi kasıp kavuruyor, biz de o modaya uyuyoruz, sonra da unutulup gidiyor.

Bu fotoğraflardan esinlenerek 80’leri kendince yazıya döküp yorumlayanlar da oldu. Siyasi olarak farklı bakış açıları sunanlar özellikle.

Ben İnegöl özelinde 80‘li yılları özleyip özlemediğimizi yazmak istedim ama benim yaşım yetmiyor açıkçası. 80 doğumlu olduğum için ancak 10 yaşına kadar geçen sürecin belki birkaç yılını anımsıyorum.

Yine de o döneme ilişkin hatırladıklarımı ve özlemimi paylaşayım.

Şükrü Naili Paşa İlkokulu’nda siyah önlükleriyle okuyan bir öğrenci olarak o döneme ilişkin neyi özledin Cem derseniz; güvenli İnegöl’ü özledim.

Okulların önünde kalabalıkların olmadığı, annelerin çocuklarını okul önünde değil, evlerinde beklediği İnegöl’ü özledim.

Kılık kıyafetiyle okul müdürlerinden öğretmenlerine kadar eğitim ciddiyetini özledim mesela.

Sokaklarda arabaların nadiren geçtiği rahat rahat top oynanabilen günleri benim için değil de bugünün çocukları için özlüyorum.

Evde telefon tabletin başında gün geçirmektense kızların ip atladığı, çocukların cilli oynadığı, farklı farklı oyunlarla akşam ezanına kadar sokakta gün geçirdikleri günleri çocuklar adına özlüyorum.

Yeşil İnegöl’ü özledim mesela. Cennet Aile Çay Bahçesi, Kuğulu Park, İshakpaşa okulu önündeki çay bahçesi, Sedir Kafe, Royal Otel’in olduğu alandaki çay bahçesi..

Evet bugün Kültür Park başta olmak üzere yeşil alanımız yine var, ama o dönemlerde gidilebilecek çok fazla yerimiz vardı.

Ramazan ayında soğuk kış günlerinde akşam Bozacııı diye bağıran bozacıları özledim.

Futbol oynayabildiğimiz Doğan Sahadan, Endüstri Meslek Sahasına, Kurtuluş Sahasından Güven Sahasına kadar rahatlıkla girip çıkabildiğimiz sahaları özledim.

Park Caddesi’nde bir aşağı bir yukarı giderken tanıdıklarımızı görmekten yürüyemediğimiz günleri özledim. Bayram günlerinde iki salıncağa binmek için heyecanlandığımız günleri özledim.

Velhasıl bugünden de memnunum, ama 80’li yılların çocuğu olarak o yıllara olan özlem, yaşlanmanın sonucu mu, yoksa gerçekten o günlerin kıymetini bilememek mi bilemiyorum.

O yorumu da size bırakıyorum.