İnsanoğlunun yeryüzü hikayesi başladığından beri sürekli değişti gelişti ilerledi dünya ile olan ilişkisinde. İnsan gücünü diğer tüm yeryüzü varlıklarına karşı her fırsatta kanıtladı. Dünyaya şekil verdi, nizamlar kurdu, yıktı yeniden inşa etti…
Toplamda insanın yeryüzünde egemen varlık olmasından söz etmek kadar onun birey olarak hiçliğinden söz etmeden geçememek gerek. Bunun en çarpıcı ifadesi ZAMAN sözcüğünde saklıdır. Bugün biten bir yılın son günündeyiz. Yarın yeni yılın ilk günü başlayacak. Başlayan yeni yıl da durmaksızın akarak yeni yıllarda yok olup gidecektir. Birey olarak sınırlı süre ile yeryüzüne konuk olan insanın hayatı da eriyen yıllarla birlikte tükenmektedir. Hepimiz genç olmayı sabırsızlıkla beklediğimiz çocukluk yıllarımızı hatırlıyoruz. Beklediğimiz o yıllar geldi ve geçti. Yaşına göre çoğumuz için artık gelsin diye sabırsızlandığımız dönemler yerine” ah ne çabuk geçiyor” diye hayıflandığımız dönemler yaşanıyor.
Büyük servetler biriktirip onlara hükmedenlerimiz, kariyerler yapıp tepelerde sefalar sürenimiz, kurduğu iktidar alanlarında tanrısal vehimlere kapılanlarımız..
Ya da fakr’u zaruret içinde iki yakayı bir araya getirmek isteyenlerimiz, türlü zulüm ve eziyet altında inleyenlerimiz, çaresizliklerden çarenin ne olduğunu hatırana getirmeyenlerimiz…
Nerden bakarsanız bakın yaşayışlarındaki farklılaşmaya rağmen tüm insanların ortak bir kaderinin olduğunu görmemek mümkün değildir. O ortak kader de şüphesiz zamana karşı hiçleşmektir.
Zaman o denli değiştirici ve dönüştürücüdür ki; dün uğruna canımızı vermeye hazır olduğumuz konular hiçleşebilmektedir. Dün hiçbir koşulda bizim için vazgeçilmez olanlar bugün anlam haritamızın sınırlarının tamamen dışına çıkabilmektedir.
Dün uğruna kanların döküldüğü saltanatlar bugün sadece tarih biliminin konusudur. Uğruna nesillerin tüketildiği siyasi sınırlar yüzlerce kez değişmiştir. Uğruna kıtalararası çatışmaların yürütüldüğü enerji kaynakları yarın bitecek ve yarının insanı için hiçbir anlam taşımayacaktır.
Hiçbir koşulda zamana karşı çaresizliğimizi unutmadan yaşamak esas olmalıdır.
Bize bağışlanmış en değerli ama sınırlı zamanı “nitelikli” ve” kalıcı değer” merkezli yaşamak hedef olmalıdır.
Zamana karşı yenilmesi muhakkak olan bizlerin zamana armağan bırakabileceği eskimez ve kaybolmaz kıymetler bırakması dilek ve temennisi ile,
Yeni yılın tüm insanlığa huzur barış ve daha nitelikli bir hayata araç olması dileği ile,