Ölümünün 78.yılında rahmetle ve minnetle andığımız ve değerlerimizin şairi unutmadığımız Mehmet Akif Ersoy’u sessiz düşünceler içinde sizinle de paylaşmak istedim.
Bu ülkenin çocukları ,bu ülkenin adamı olur mu,soruyorum?
Bu ülkeye aidiyet,kimlik kaydı üzerinden değildir.Bu ülkeye aidiyet;medeniyetimiz,kültürümüz bu kültürü taşımış ve ete kemiğe büründürmüş insanların varlığını tanımamız ile mümkündür.

Kültürlerin bu kadar aynileştiği bir zamanda kendimiz olarak nasıl kalabiliriz?
Sorulmayan ve düşünülmeyen zamanda kendimiz olmak…
Kendimiz olmamız ve kendimiz kalmamız düşünce ve duygu dünyamızdaki aidiyetimizle ,kısaca bunu oluşturan kültürün korunması ile olur.Kültürün nakli yazı, mekân,ses ve görselin insanda hayat bulması ile oluşur.Bu değerler insanda toplanır ve insanlar üzerinden nesillere aktarılır.
Medeniyeti de,kültürü de taşıyan insanlar vardır.Onlar bizim acımızı çekmişlerdir.Biz onların çoğunu tanıma bilincine bile ermemişizdir.
Düşünceleri,duyguları ve eserleri ile ruhumuza katkı sağlayan Mehmet Akif’te bunlardan biridir.Onları unutmadığımızı hatırlamak ve bunu da paylaşmak gerekiyor.
Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul’da doğmuş 1936’da vefat etmiş,hayatımıza rehberlik edecek bir yığın bilgi birikimini sığdırmış,bu toprağın özel insanlarındandır.Bu insanları tanıyarak ve tanıtarak bu ülkenin değerlerini koruyabilir ve gelecek nesillere aktarabiliriz.
Milli Marşın şairi olmaktan çok,milli olmamızı ve kalmamızı sağlayan değerlerin şairidir.
Güç bir hayat mücadelesi veren ve yılmadan ilim ve tefekkür yolundaki ilerlemesine devam eden Mehmet Akif,çok hassas,dindar ve vatansever yüksek bir ahlaka sahip bulunduğu için asıl sıkıntı ve ızdırapları manevi ve fikri olarak çekmiştir.Mesleği icabı halkın arasına girerek,milletin cahillik,yoksulluk,bakımsızlık ve adaletsizlikler yüzünden düştüğü feci durumu ve ahlak bozukluğunu görmüş;zayıflayan devletin yabancıların önünde çaresiz ve aciz kaldığına,onların sonu gelmez hırs ve hücumları altında memleketin nasıl parçalandığına kendi gözleriyle şahid olmuş ,düşmanların başımıza açtığı Trablusgarp,Balkan ve Dünya Harbi savaşlarının yurda getirdiği felaketleri bizzat yaşamış ve nihayet elde kalan son vatanın da işgal edilmeye başlandığını görmüştü.
Derin bir imana,gerçekçi bir İslami görüşe ve tefekküre,çok yüksek ahlaka,te’essür ve tehassüs kabiliyetine malik,hassas bir gönle sahip olan Mehmet Akif,büyük bir mili şair lüzumlu olan bütün vasıf ve meziyetlerle donatılmış bulunuyordu.Çok keskin ve kuvvetli olan müşahede ve tasvir kabiliyetini ,nazım ve aruzdaki inanılmaz ustalığı ile birleştirmiş,ortaya çıkan yüksek sanat ve şiir kudretini imanının,milletinin ve vatanının hizmetine sunmuştur.
Milli mücadelenin kahramanı ,İstiklal Marşının,Safahat’ın ,Fatih Kürsüsü’nün,Asım’ın yazarı Mehmet Akif’i anmayı şiirleri ile tamamlayalım.

1-)Gezdim Diyar-ı Garbı kaşaneler gördüm
Gezdim diyar-ı İslam’ı viraneler gördüm,
Dinleri işimiz gibi, işimiz dinimiz gibi,
Fransızın nesi var? Küfrü bir de ilhadı
Kapıştı bunları yirminci asrın evladı
Ya Almanın nesi var? Nefsi okşayan birası
Unuttu ayranı matuha döndü kahrolası
2-)Afiyi karanlık görerek azmi bırakmak
Alçak bir ölüm varsa,eminim budur ancak.
Ye’söyle bataktır ki düşersen boğulursun
Ümmide sarıl sımsıkı,seyret ne olursun.
3-)“Tevekkülün,hele,manası hiç öyle değil,
Yazık ki;beyni örümcekli bir yığın cahil
Nihayet dine oynanarak en rezil oyunu;
Getirdiler,ne yapıp yaptılar,bu hale onu
Bakın ne hale getirmiş ki cehlimiz dini;
Hurafeler bürümüş en temiz menâbiini.”