Yavuz Turhan yazdı

"Türkistan''da bir ağaç varmış, akçam ve bu akçam başka yerde yetişmiyormuş. Akçam getirip eve koyuyorlar, akçamın altına o sene, Tanrı onlara güzel şeyler verdi, güzel bir yaşam verdi diye Tanrı''ya hediyeler koyuyorlar. Dallarına da ertesi sene için Tanrı''dan niyaz ettikleri şeyler, adak olarak istedikleri şeyler için paçavra veya kurdele koyuyorlar. O günlerde büyük bayram, şenlik yapıyorlarmış."

Sümerolog ve tarihçi Dr. Muazzez İlmiye Çığ Noel adeti kabul edilen çam süsleme geleneğinin bir Türk adeti olduğunu söylemiştir.

Altay’daki çamlar, her zaman şaşılacak güzelliktedir. Oklar gibi düzgün. Çam, eskiden Türklerde mukaddes ağaç sayılırdı. Onun şerefine, daha üç-dört bin yıl önce, insanların putlara tapındıkları zamanlarda, bayramlar düzenlediler.

Bayram, ilkin Dünya’nın merkezinde, tanrıların ve ruhların dinlendikleri yerde yaşayan Yer-Su’ya adanırdı. Yer-Su’nun yanında, gür beyaz sakallı bir ihtiyar olan Ülgen bulunurdu. İnsanlar, onu daima, zengin kırmızı kaftan içinde gördüler. Ülgen, aydınlık ruhların reisi idi.

O, altın kapıları olan altın yer-altı sarayında, altın bir taht üzerinde oturmaktaydı. Güneş ve ay, ona itaat ederlerdi. İnsanlar, Ülgen’e dua ederler, güneşin dönüşü için ona teşekkür ederlerdi. Duaların işitilmesi için Ülgen’in sevgili ağacı olan çam süslerlerdi. Onu eve getirirler, dallarına parlak kurtlalar bağlarlar, yanına hediyeler yığarlardı.

Çamın etrafında sabaha kadar “inderbay” adı verilen bir halka oyunu oynarlardı: insanlar, güneşi sembolize eden daireye katılırlardı. Böylece, semâvî ışık vereni (güneşi) geri dönmeye çağırırlardı.

Herkes, en mahrem dileğin esrarengiz bu gecede, değişmeden gerçekleşeceğine inanırdı. Gerçekten de Ülgen, bir kere olsun ret cevabı vermedi, hayatta bir kere olsun mahcup etmedi: Bayramdan sonra gece daima kısaldı; kızıl güneş ise, hep, gökyüzünde daha uzun, daha uzun süre kaldı. Çam, “Ülgen’in ağacı” diye adlandırıldı.

O, tanrıların ve ruhların yer-altı dünyası ile insanların dünyasını birbirine bağlardı. Çam, ok gibi, yukarıya, gökyüzüne çıkan yolu gösteriyordu…

Yeni yıl ağacı (çam) bayramı her yıl batıda kutlanıyor,  herkesin malumu! Ülgen, gerçekten, yeni bir ad –Ayaz Ata– aldı; fakat onun bayramdaki rolü ve kıyafeti aynen kaldı.

Muazzez İlmiye Çığ şöyle diyor: "Bu adet Türkler yoluyla Avrupa’ya geçti.

Konunun Noel’le alakası yok. İznik Konsili’nde pagan adeti görülen bu adeti

İsa’nın doğuşu olarak kabul edelim diyorlar" ve bu adet Hristiyanlara geçiyor. Fransa’da yayımlanan La Depeche de gazetesi de Noel bayramı dolayısıyla çam ağacı süslemesinin aslında Orta Asya’da Türk kabilelerinden gelen bir Türk geleneği olduğunu yazdı.