Orta yaşlı adam misafir gittiği kasabada ayakkabısını boyatmak istedi. Misafir olarak bulunduğu kasaba da işlek bir caddenin kenarında,ayakkabı boyacıları için kulübelerin yapıldığı fark etti.

Beş kulübe vardı. Hangisinde ayakkabısını boyatmak için şöyle çaktırmadan göz gezdirdi. Yaşlı bir adamın bulunduğu kulübeyi seçti.Selam verdi.Yaşlı adam kulübenin içinde oturuyordu.Zaten kulübeye ancak bir kişi sığabiliyordu.

Yaşlı adam orta yaşlı adama kulübenin önünde ki yedek kürsüye oturmasını işaret etti.Orta yaşlı adam ayakkabısını uzattı.Yaşlı adam hemen sordu:-Beyefendi! Çay içermisin?

Orta yaşlı adam şöyle bir hesap etti.Çay parası zaten boya parasının neredeyse yarısı kadardı. Kıyamadı. -"Teşekkür ediyorum.Allah razı olsun.İçmeyeceğim" dedi.

Orta yaşlı adam bir ara "çaylar benden olsun" diyecek gibi oldu ama bu teklifin yaşlı adamın gururunu inciteceğini düşünerek söylemekten vazgeçti. Orta yaşlı adam,yaşlı boyacıyla bir yandan da sohbet etmek istiyordu.

Kısa bir tanışmadan sonra konu maddi geçim konusuna geldi. Orta yaşlı adamın her sorusuna, yaşlı adam " Hamdolsun,çok şükür" sözleriyle cevap veriyordu.

Bir ara " çocukların var mı? Durumları nasıl sorusuna yaşlı adam " Bir kızım var evli.Damat işten ayrıldı.Ve tebessüm ederek şu anısını anlattı." Geçenlerde kızım telefon açtı.Baba evde yemek yok,dedi.Ben de bize gelin dedim.Hanım güzel bir çorba pişirdi..Geldiler.Çorbamıza ekmekleri doğradık.Çok şükür karnımız doydu.Elhamdulillah.

Hem anlatıyor hem de her cümlenin sonuna "çok şükürü ve elhamdülillahi"ekliyordu.Bir yandan sohbet devam ederken orta yaşlı adam şöyle bir etrafa baktı.

İşlek caddenin üzerinde çok sayıda mağaza vardı.Yine o caddeden çok miktarda lüks arabalar geçiyordu. Acaba bu varlıklı insanlar yaşlı boyacı kadar hallerine şükrediyorlarmıydı?Peki şükür neydi?

Yüce Allah insanı yaratmış ve onun her ihtiyacını karşılamıştır. Nefes alması için havayı, gıda alması için çeşit çeşit yiyecekleri, konuşması için dili ve sesi, görmesi için gözleri, çiğnemesi için dişleri, iş görmesi için elleri ve parmakları, yürümesi için ayakları ve sayamayacağımız kadar nimetleri yaratan O'dur.

Ayrıca mutlu bir hayat için dünya ve içindeki sayısız güzellikleri yaratan Allah bunların karşılığında bizden şükretmemizi istiyor. Her nimetin şükrü farklıdır. Dilin şükrü 'Elhamdulillah 'demektir, paranın, malın mülkün şükrü fakir fukarayı gözetmektir, ilmin şükrü insanlara anlatmak ve öğretmektir.

Yüce Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyir:"Hatırlayınız ki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size(nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir, diye bildirmisti".(İbrahim ,7)

Ayrıca Nisa suresi 147.ayette de şöyle buyruluyor:"Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir"

Sizin memnun olmadığınız işinizi,beğenmediğiniz evinizi ve arabanızı hayal eden binlerce insan vardır. Unutmayın. Şükretmek mutlu olmaktır. Elbette ki işimizi,aşımızı büyütmeye çalışacağız. Ama Dünyalık yönünden her zaman kendimizden aşağıdakilere bakacağız. Orta yaşlı adam, yaşlı boyacının " Buyrun beyefendi! Ayakkabınız" sesiyle daldığı düşünceden uyandı.

Orta yaşlı adam, boya parasından fazlaca bir para uzatıp ayrılırken yaşlı adam arkadan seslendi: -Beyefendi dururmusun.Paranın üstünü almadın.

Orta yaşlı adam" Teşekkür ediyorum.Üstü kalsın " deyince, yaşlı adam: -" Bak! Buradan ne zaman geçersen ayakkabına cila atarım.Ücrette almam,tamam mı?

Orta yaşlı adam gülümseyerek ve arkasına bakmadan yoluna devam etti. Çünkü söyleyecek söz bulamamıştı.

Abdulvasih DURAN