Ahmet Taştan

"Seyyah" Romanı (Terry Hayes)

10 Ağustos 2020 / Pazartesi 16:19:19 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Büyük Amir sıfatlı bir Amerikan ajanının yaptıklarını anlatan polisiyevâri bir roman. Olayı anlatan Büyük Amir, kendinden önceki büyük amiri Ruslara bilgi satarken yani hainlik gerekçesiyle öldürerek onun yerine layık görülmüş ve adı efsaneleşecek kadar büyük operasyonlara imza atmış biridir.

Uzun zamandır böyle bir kitap okuduğumu söyleyemem. Cümle yapısı itibarıyla zihin konforumu rahatsız etmiş olsa da merak ve heyecanımı farklı bir boyuta yöneltmişti.Lakin içinde Arabistan'da, Suud ailesini eleştirip krala karşı geldi diye öldürülen bir babanın çocuğu olan Serazed ismi dikkatimi çekti. Bu tür eserlerde yani konusu ajanlık olan polisiye romanlarında dünyanın dört bir tarafından, farklı kültürlerden manzaralar görmek mümkün.

Romanda mekan olarak sağ ayağımızı sabitlediğimiz yer Amerika. Sol ayağımızı Suudi Arabistan, Lübnan, Afganistan, Paris gibi mekanlarda dolandırıyoruz.  Romandaki merak uyandıracak ilk düğüm kitabın arka kapağında verilmiş büyük puntolarla. "Her şey masum bir babanın idam edilmesiyle başladı" diye. Bu masum babanın ailesi yani karısı bir oğlu ve iki kızıyla beraber Cidde'den ayrılışları Bahreyn'e yerleşip orada modern dünyaya açılmaz serüvenleri... Bu arada Serazed dini gruplara katılıp oradan İslam ile ilgili ciddi bilgiler edilmesi... Cami imamının rehberliğinde Afganistan'a geçmesi ve orada bir milli kahraman haline gelmesi... Daha sonra babasının intikamını almak üzere değişik bir kimlikle Lübnan'da tıp okuması ve yine çok önemli bir ilacı/aşıyı korunaklı bir hastaneden çalması... Birçok kişiye işkence yapan Zalim Talas'ın gözlerinin retinasını sadece laboratuvara girmek için usta bir cerrah gibi oymasındaki mahareti... Sonra tekrar Afganistan'a geçmesi ve eski mücahitle, 15 yıl önce görüştüğü dostuyla, tekrar buluşup elde ettiği aşıyı insan üzerinde denemek için esir kaçırmasını talebi...Dayanıklı virüsü, genleriyle oynayarak elde edilişi ve bunu üç masum insan üzerinde deneyip sonucta başarılı olması.

Tabii bu arada kaçırılan esirlerin hangi meslekten olduğu değil  Yahudi olmasına dikkat edilmesi ve özellikle Müslüman olmamasını tembih edilmesi. Yine Serazed'in nefsine hakim olacak derecedeki takvası, namazını hiç kaçırmaması, çok becerikli, çok değişik bilgilere sahip olması... İnternet üzerinden birçok bilimsel veriye ulaşması, ajanlardan kendini koruyabilecek bir donanıma sahip olması... Hindikuş Dağları'nda terk edilmiş bir köyde üç masum üzerinde denediği virüs aşısını Amerika üzerinde yaygınlaştırmaya çalışma niyeti...

Değişik isimlerle Amerika'da görev yapan Büyük Amir'in sakin mütevazi bir hayat yaşamaya çalışırken, Dünya Ticaret Merkezi olan ikiz kulelerin devrilme olayına kıyısından dokununmasından sonra kendisini ve hayatını takip edenin "Ben Brady" isminde birinin organize ettiği ajanların katıldığı konferansta konuşma yapması... Daha sonra bütün geçmişinin bilgisayarlardan silinmesi ve isim değişikliğinin sebeplerini belirtmesi... Kendisini, ailesini ve geçmişini unutmaya çalışması...

Fakat onun Büyük Amir olması ve ajanlık konusunda kalitesinin yüksek olmasının hakikatini değiştirmediği. Fısıldayan Ölüm ve Amerika başkanının birlikte sır olarak saklandığı bir sıfatla Türkiye'de Bodrum'a gelmesi ve Serazed'in iki kez konuştuğu bayanı Bodrum'da arama çabası ve sonra ismini "seyyah" diye kodlaması.Cümle yapısı itibariyle alışık olmadığım bir kitap olmasına rağmen, uzun cümleleri ve arada vermiş olduğu onca detay bilgi insanın dikkatini çekiyor. Yani bir ilacı nasıl enjekte ettiğini bile adım adım anlatmasından bahsediyorum. Ayrıca roman kadrosuna giren bir kahraman hakkında onun geçmişine yönelik bazı detay bilgiler verilmesi kitabın biraz şişirilmesi ne sebep olmuş.

"Elinden geldiğince her seferinde bir molekül eklemiş ve çiçek virüsünü baştan yaratmıştı. Yapabildiği tüm testler elde ettiği virüsün, doğal virüsle eşdeğer olduğunu gösteriyordu." Bu cümle kitabın 328. sayfasından alınmış ve işin tam da merkezini oluşturuyor. Hele hele bu günlerde koronavirüsü ile çalkalanan dünyada dikkat çekici bir kitap olma özelliğini taşıyor...

Okunması gereken bir kitap mı? Evet, denebilir ama böyle bir filmi izlemekle iki saatte de bu iş halledilebilirdi. Çünkü buna benzer bir sürü film çevrilmiştir. Filmde bir dakikada yapılan işler ve kitapta on sayfa anlatıma mecbur kalıyor. Okumak... Kendi çabasını ortaya koymak; bir insan için çok daha önemli. Okurken yazarın bize gösterdiklerini görebiliyoruz araya bir de yönetmenin ya da senaryo yazarının daraltıcı dünyası girmemiş oluyor ve's-selam.

Tüm Yorumları Göster (0)