Ahmet Taştan

REEL POLİTİK YA DA MÜNAFIK

11 Şubat 2016 / Perşembe 22:10:34 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Kalemini eline aldığında, daha önceleri aklına gelen o güzel anlamlar buharlaşıp uçuyorlardı.  Bazen izdihama neden olan konuların hiçbiri yoktu ortalıkta. Günlük gazeteleri karıştırdı… Sürmanşetleri  ve manşetleri bir çırpıda okuduğu gibi diğer haberlere de göz gezdirdi.

“İkiyüzlülük” kavramı gözüne ilişen haberlerin başlığı olmuştu. Güzümüzün içine bak baka ikiyüzlülük yapıyorlar ve bizden de görmezden gelmemizi bekliyorlardı. Bu haber onu delirtmişti, mazinin derinliklerinden kaptığı o müthiş ruhla zapt edilemez patlama yaşıyordu içinde.  

Bu batılılar kafalarına koydukları her şeyi yapabileceklerine inanmış. Bu doğrultuda tarihsel bir gelenek oluşturmuş.  Lakin bu günlerde ikiyüzlü devletlerin artık yüzlerine okunuyorken suçları, hem bizimle hem de bizim savaştıklarımızla birlik olmayı hangi mantıklarına sığdırabiliyorlar.

Haydi gelin,  açalım gözlerimizi de gerçeği görelim.

Onlar zaten düşmanımızdı öteden beri. Şimdi de düşman saydıklarımızla dostluk yapıyor . Hiiiç paniğe gerek olmadan işin tabiatı nasıl davranmayı gerektiriyorsa öyle davranmak zorundayız. Eşyanın yapısından tutun da mantığın sağlıklısına kadar her şey, herkes bu ikiyüzlü tutuma rest çekilmesi gerektiğini bilir.

Zaten eskilerde Afganistan haberleri okurken kıymetli müttefikimiz(!) yeryüzünde kamyonlarla erzak taşırken, gökyüzündeki uçaklardan bombalar yağıyordu oyuncak bebek şeklinde. Bir ayakları topal, bir eli çolak Afganlı nesiller geziniyor çarşı pazarda şimdilerde.

İkiyüzlülük bir insanda olduğunda münafık demek kolay da devletler düzeyinde olunca reel-politik kelimesinin gölgesine sığınıyor insanlar. Bazen zamanı gelir hakikaten reel politik olunur ama bu kavramın ifade ettiği mana ile iş çevirmek istikamet getirir. Çok ince bir ayırım gerektirir bu nokta. Neyse…

Ancak batının ürettiği her kavramı kültürel virüs taramasından geçirmeliyiz. Uzantıları bile onarılamaz  zararlar verebilir.  

Bu kadar hassas olmamız beklenirken, tarihimizden okuduğumuz kadarıyla batıdan geleni el üstünde tutmuşuz. Bunca yıldır hayat ölçülerimizi onlar belirlemiş. Sultanımız olmuşlar da başımıza saltanat kurmuşlar.  Öz memleketinde parya olan bu millet baş kaldırıyor da beş pehlivanlığa soyunuyor.

Kibirli ve zengin monark kafalı insanlar bunu nasıl hazmetsinler? “Mümkün değil olmaz öyle şeyler. Her şey bizim kontrolümüz altındaydı. Biz ne söylersek onlar başka türlü düşünemezlerdi. Nasıl oldu böyle, nasıl ve kim dönüştürdü bu milletleri”  derler.

İkiyüzlü devletlerin iki yüzünü de görmek bize keyif vermiyor. Ancak bunca yıldır nasıl uyutulmuş olduğumuzu fark etmenin derin kırgınlığını yaşıyoruz.  Mahmur gözlerle bakınıyoruz etrafa. Milletin bir ve birlik olması başarı ve mutluluk getirecektir. Bunu fark ediyoruz ama yeterince hızlı hareket edemiyoruz.

Mülteciler konusunda, ülkemiz konusunda kaç koldan saldırılıyor. Taşeron örgütler tükenmekte artık büyük devletler oyuna sürülüyor. Ancak doğrunun ve merhametlinin sahibi Allah’tır. Ne gelirse Ondan gelir.. O neyi nasıl yapmamızı isterse öylece yapılması lazımdır    

  Münafıklığa karşı koymanın yolu dürüst olmaktır. Her türlü zor şarta rağmen dik durmak ve dürüst olmak. Doğruluktan taviz vermeyenler, sabır çeşmesinden yudumlayanlar, ikiyüzlülerin ipliğini piyasaya çıkaracaklardır.

 

Tüm Yorumları Göster (0)