Ahmet Taştan

HER ŞEYİN SUÇLUSU?

28 Eylül 2018 / Cuma 17:07:32 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Bizim başkan…

Yıllardır alevli ateşlerin yanı başında çalışan fabrika işçisi bir çay molasında konuşulan mevzulardan söz açtı. “-Abi, adam her şeyi biliyor, devamlı gazete okuyor, internet kurcalıyor. Hep cumhurbaşkanına aleyhine sözler söylüyor, ben hiçbir şey diyemiyorum. Tamam, oy veriyoruz, destekliyoruz amma -onların dediği gibi- bu kadar da olmaz. Onu sat, bunu sat, denetleme yok, bal tutan parmağını yalıyor, kendilerine gelince zam işçiye gelince tık yok.”

Sinirlendi ama sabırla dinledi tecrübeli adam, yüreği yanık delikanlıyı. Mesaiye kaldığı zaman kazandığına ve kendisinden kesilene razı olmadığını üç beş kez tekrarladı fedakâr Anadolu insanı. 

Her şeyi bahane edip ağzından çıkanı kulağı duymayan, başkasını düşünür gibi konuşup kendine yer açan ve sevmediği/oy vermediği bir yöneticiyi devamlı eleştiren bir adamı her gün dinlemek garip işçinin sevgisini, desteğini ve direncini kırmak üzereydi.

Tecrübeli adam sinirinden patlamak üzereydi. Akıl vermek bâbından aklından geçeni muhatabıyla paylaşmak istedi. “-Şunu asla unutma; bir kişi Hazret-i Yusuf’a şeytanın gözüyle baksa onu çirkin görür”  yani güzellikleri görmüyor ve sevmiyorsa o insana anlatacak çok şey yok. Evini doğru dürüst geçindiremeyen, iki çocuğuna terbiye veremeyen, ailesinin isteklerini karşılamayan biri olduğunu unutup dünyaya yepyeni bir hava getiren, uluslararası arenada milletlere ufuklar açan ve milleti tarafından delice sevilen başkana pervasızca laf dokundurması acı bir şey, dedi.

Tecrübeli adam meseleye başka bir açıdan baktı ve ekledi “Evet, her şeyin suçlusu başkandır. Milletini uygar milletler gibi olsun, onlar gibi yaşasın diye; yollar, hastaneler, tüneller, barajlar, hava limanları yapmış başkandır ha suçlu olan.  Üçüncü dünya devleti olarak ezik, silik yaşasaydık ve paryalar/ ücretli köleler gibi olsaydık, ne dolar yükselirdi ne de herhangi bir tehditle karşılaşırdık, diye cevap verdi.

Kanal İstanbul’u açmayı planlamak,  üçüncü hava limanı yapmak, doların saltanatını yıkmaya teşebbüs (her millet kendi parasıyla alışveriş yapsın demek) affedilebilir şeyler midir, paraya tapan dünya hâkimleri için. “Dünya beşten büyüktür” sözü ile otoriteyi yok sayacak, 1945’lerin dünyasında kurulmuş Birleşmiş Milletlerin çatısı altında, meclisin teşkilat yapısını topa tutmak, görülmeyecek şeyler midir?

Başkanın zihnindeki cümleler, dünyan mazlumlarının ve bunca yıldır ezilmiş Müslüman halkların derdini dillendirmek boyutunda iken sürekli “ben merkezli” cümlelerin sığ düşünceleriyle yargılamak o küçük kafaların yapacağı iştir ancak, dedi ve bastırdı tecrübeli adam.

O cumhurbaşkanı ki necip Türk milletinin özgüvenini artırmıştır. “Onlar varsa biz de varız demiştir.” Lakin bu kadar mesele dünden bu güne olacak şey değildir. Acele edip sosyolojik geçişleri atlamak mümkün değildir. Napolyon’a ellerini harita üzerinden gezdirerek eleştirenler demişler ki; “-Önce burayı alacaktın, ardından şurayı, daha sonrada şu tarafı…” Napolyon da cevaben: “-Öyle parmak gezdirmekle olsa buyurun siz yapın?” 

Çay molasında konuşan arkadaşı:  “-Tarım ülkesiyiz ama şunu, şunu ithal ediyoruz; kâr getiren fabrikalarımızı satıyoruz…” gibi konulardan bahsedince, meselenin aslına vakıf olmayan işçi kardeşin cehaletin ağırlığını omuzlarında hissettiğini fark etti. 

Eleştirmek kolaydır, insanın açlığını hissetmesi kadar kolay. “Karnı doyunca ne alırsınız?” sorusuna önündeki menüden seçmekte zorlanan insanlar gibi bocalarlar. Mesele kusur bulmaksa onu her karnı doyan yapar. Lakin mesele “kendi nefsinden” önce “milletini” düşünmekse o durum vefakârlık ister, fedakârlık ister.

Tecrübeli adam: “-Başımıza ne geldiyse, iyi, güzel ve doğru anlamında- başkan yüzündendir.  Bizim iyiliğimizi istemeyenler boş durmayacaktı. Yüzlerce tır silahı gönderenler onları birine doğrultup patlatmazlar mı? Meyveli ağaç taşlanır. O silahlar büyük bir savaş içindir. Bu çekişme mutlaka olacaktı. Bugün veya yarın… Daha ağır şartlar  da olabilir. Şu an “var” ve “pahalı” olabilir. Yarın “yok olsa” ama “ucuz olsa” kime ne faydası olabilir.  Tabi herkes için geçerli bir kural değil bu zikredilen.

Ülkemiz ve milletimiz için iyi olanı tahakküm edenlere/dünyayı yöneten ağa babalara batıyor. Onlar da sopanın ucunu gösteriyorlar, olay bundan ibaret.  Bu da ufak bir sıkıntı yapıyor ve eleştiri dalgası oluyor.” Bu da geçer ya Hu…” dedi ve teselli etti işçi dostunu…

Tüm Yorumları Göster (0)