Ahmet Taştan

Geleceğe göre yetiştirmek mi?

12 Şubat 2019 / Salı 13:33:12 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

"Geleceğe göre yetiştirmenin" ne kadar zor olduğunu bu günlerde daha çok anlamış buluyorum. Zira büyüdükçe kendi geçmişini özleyen bir yetişkin, çocuğunu geleceğin şartlarına göre nasıl yetiştirecektir? Kendini günlerin akışına bırakmış, bir ekmek titremesi ile  gözlerini açmış, okumaktan ve araştırmaktan yoksun bir insanın kendi çocuğunu geleceğe göre yetiştirmesi kolay mı?

Vasıfları belirtilmiş bir insan hakkında kanaatim bu iken güya okumaktan kendini alamayan bir öğretmen olarak ben çok mu farklıyım? Biz ne kadar okusak da ne kadar incelesek de evlatlarımızı kendi geçmişimizin kutsallığında tutmak istiyoruz. "Babamız yaptı" ya "biz ondan öğrendik" ya... En doğrusu odur diyerek sımsıkı yapışıyoruz. Yeniliğe kapalı ve geleceğin kötülük ürettiğini düşünen zihin sahibi çocuğunu nasıl bir geleceğe hazırlasın?

Aslında birazcık düşündüğümüzde yapmamız gereken şeyler galiba gözlerimizin önüne seriliyor. Öncelikle maziyi dillendirmek çok da yanlış değil diye düşünüyorum. Mesela  ahlak açısından, ibadet açısından, milli ve manevi değerler açısından kadim mazimizle gençlerimizin bağ kurmasını istemek gayet normaldir.

Teknolojik bakımdan ise; yetişkinler kendi bilgi seviyelerinin de ötesinde  yetişen nesilleri görünce şaşırıp kalıyorlar. Dolayısıyla çağın gençleri, teknolojik gelişmeleri büyüklerinden çok daha çabuk kavrıyorlar.

Pekiiii, ortak bir nokta yok mudur?

Evet, bu teknolojik gelişmelerin yani internetin empoze etmiş olduğu her ne varsa ,hepsinin ahlaki, dini, milli ve manevi değerlerle biçimlenmesi gerektiğini düşünüyorum.Bu düşünceyle yetişmiş olan delikanlı, teknolojiyi de o doğru şekilde kullanacaktır.

Öyleyse büyükler "heryeniye" karşı tepki ortaya koymayacak; gençler de büyüklerin onlara vermiş olduğu tavsiye ve nasihatleri, "çağın gerisinde kalmış fikir ve düşünce" diye kabul etmemezlik yapmayacaklardır.

Yahya Kemal'in; "Biz ölüleri ile yaşayan bir milletiz" ifadesini delil olarak gösterebiliriz. Yani demek istiyorum ki yaşayanlar canlıysa ölülerde canlı gibidir. Köklerinden kopmamış büyük bir millet hissi oluşabilir böylece.

Buradan kıyasla ölmüş gibi kabul edilen milli manevi değerler, ahlaki ve dini tavırlar teknolojiyi kullanırken gençlerimize önayak olacaktır.

Gençler, teknolojinin ileri safhalarını ancak o işlerle meşgul olan kişilerden/öğretmenlerden öğreneceklerdir. Lakin çevresindeki büyükler ise onlara güzel nasihatler ve hikmetli sözler söylerler.  Örnek olarak zikredilir mi bilmem; bir gün internet üzerinden bir savaş oyunu oynayan oğluma şu fikirleri verdim. "Oğlum, siz şimdi savaş yapıyorsunuz ya, onu öyle küçük ve basit bir oyun olarak görme. Allah yolunda mucahede eden ve kâfirleri öldüren bir Müslüman olarak düşün. Hatta sen, öldüğün zamanda "öldüm," deme "baba ben şehit oldum" de.

Başkalarının ürettiği teknoloji üzerinden zararlı oyunlar ile gençlerimizin zehirlenmesine karşı belki ufak bir pansuman, tedbirdir yapabildiğimiz. Daha iyisi ve daha güzelini bilim adamlarımız tarafından muhteşem tarihimizin ve güzel dinimizin değerleri ile yoğrulmuş oyunlar, programlar, sitelerin kurulmasıdır.Ne hikmetse "geleceğe göre yetiştirme" dediğimiz zaman aklımıza ilk gelen şey teknolojik gelişmişlik oluyor. Yani teknoloji kullanabilmekten bahsediyoruz. Dünya siyasetinin nereye doğru evrildiğini, dünya insanlarının hangi fikirler çevresi çerçevesinde bir araya geldiğini pek fark edemiyoruz?

İnsanlıktan nasibini almamış, profan bir dünya çerçevesinde materyalist dünya görüşlerine gark olmuş, bireysel yaşam tarzı içinde kendini kaybetmiş, ben merkezli bir dünyayı baş tacı etmiş nesillerin sıkılacaklarını anlatmak lazım.İnsanın yaratılışında var olan "ilahi güce tapma" kabiliyetini vurgulamak gerekir. Zira insanın ruhunda var olan "yüce bir güce tapma duygusu" ile "adalet duygusunun" "yardımseverlik duygusunun" "insancıllık duygusunun" nasıl güçlü bir değer olduğunu genç nesillere kavratmak gerekir.

"Geleceğe göre yetiştirmek" demek bir de ahireti düşünerek yetiştirmek anlamına geldiğini fark etmek lazım. Zira evladımız ahiret gününde "yaptıklarının hesabını verecek" olduğu fikriyle yetiştirilmesi gerekir. Yaptıklarının tek tek hesabının sorulacağını ve bir gün mahkemeye çıkarılacağını, kime zerre kadar iyilik yapmışsa ya da kime zerre kadar kötülük yapmışsa hesabının sorulacağı şuuru ile yetiştirmek de çocuğu en doğru geleceğe hazırlamak manasına gelir.

"Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı" diyen Mehmet Akif'in cümlesini de hatırlamak gerekir. Batılıların, modernistlerin ya da kafirlerin oluşturdukları bir cağ idrakinin doğru olmadığını ve o doğrular çerçevesinde İslam'ı anlatmaya kalkmanın yanlış olabileceğini söylemek gerekir. Globalleşme, küreselleşme ya da evrensel kelimelerin büyüsüne kapılmadan, insanın vereceği hesaba göre yetiştirilmesi dünyanın en büyük hakkat olduğunun vurgulanması anlamında çok değerlidir. Geleceğe göre yetiştirmek "verilecek hesaba göre yetiştirmek" anlamında formülize edilmelidir.

Dünyada üstün "güç olmak" manasında gelen "geleceğe göre yetiştirmek" ya da başkalarının dillendirdiği gibi "çağın ruhunu yakalamak" girdabına düşünmek gerekir. Vesselam.

 

Tüm Yorumları Göster (0)