Ramazan ayına giriyoruz. Beni derinden etkileyen orta doğudaki son gelişmeler üzerine yazmadan edemedim.
Bugün, IŞİDe ait olduğu söylenen el-Furkan ajansı tarafından servis edildiği belirtilen bir saatten uzun süren bir video kaydı izledim. İfadeleri ihtiyat kaydıyla kullanmam, görüntüler hakkında kesin bilgiye sahip olmayışım ve zayıf da olsa yönlendirilmiş olabileceğimiz ihtimali sebebiyledir.
İçinde bulunan, vahşet olarak nitelenelebilecek görüntüler sebebiyle izlediğim video kaydının linkini vermeyeceğim.
Hakikaten insanın psikolojisini bozabilecek görüntüler... Tam bir cinnet hali...
İnsanların katledilirken görüntülerinin gösterilmesi, öldürecekleri insanlara mezarlarını kazıttırmaları, bazılarının kafalarını keserek cezalandırmaları, düşman ve kafir olarak gösterdikleri insanların onurlarını ayaklar altına alan tavırları, Rafizi olarak isimlendirdikleri Şiileri kafir olarak görmeleri ve göstermeleri, nasıl bir insan tipiyle karşı karşıya olduğumuz hususu üzerinde düşünmemizi gerektirmektedir.
Bunlar, Amerikanın ve Batının ajanlarıdır. kolaycılığını bir kenara bırakmalı müslümanlar... Tarih boyunca, yaşadığımız sıkıntılar sebebiyle hep başkalarını suçladık. Ne oldu? Sorunlarımızın üstünü örtmekten başka bir şey yapabildik mi?
Daha Hz. Peygamberin vefatının üzerinden çeyrek asır geçmişken bunlara benzeyen insanlar Medinede Halifenin evine girerek Allah için onu öldürmediler mi? Bunlara benzeyen diğerleri Hz. Aliyi tekfir ederek, onunla savaşmadılar mı? Alamut kalesine yerleşen Hasan Sabbahın adamları onlarca, yüzlerce insanı suikastlerle öldürmedi mi? Başka bir grup yetmişli yıllarda Mısırda Ezher Hocalarından olan Evkaf Bakanı Muhammed ez-Zehebiyi Allah rızası için öldürmedi mi? Örnekleri çoğaltabiliriz.
İtiraf edelim: Bunların hepsi müslümanların arasından çıkmıştır ve aksi bir itirafları olmadığı sürece müslümandırlar. Ama Hz. Alinin Hariciler için dediği gibi Yanlış yapan, hata içinde olan kardeşlerimiz.
Ayet okuyorlar, tıpkı Hz. Aliye karşı Hariciler ayet okuduğu gibi... Ona karşı La hükme illa lillah (Hüküm sadece Allaha aittir.) sloganını söyledikleri zaman, Kelimetü hakkın yuradu bihel-batıl (Kendisiyle batılın talep edildiği doğru bir söz. demiştir.
Zaman zaman ifade etmeye çalıştığım bir kanaatimi burada bir kez daha yineliyeyim: Müslümanların nasla, geçmişten bize intikal eden kültürle kurduğumuz ilişkide ciddi sorunlar var. İşte bu sorunlar, bu insanları üretiyor. Bu tespit, kişiler değil, bütün ümmet dikkate alınarak yapılmıştır.
Gelişmeler, özellikle kanaat önderi ve alim olarak görülen insanların yazdıklarına ve söylediklerine ne kadar çok dikkat etmeleri gerektiğini ortaya koyuyor.
Seyrettiğim görüntülerde yer alan alıntılara bakılırsa ne yazık ki IŞİD militanları, kendilerinden olmayan müslümanları tekfir ederken geçmişte yaşamış olan alimlerin, örneğin İbn Kesir ve İbn Hazm gibi alimlerin sözlerini kullanıyorlar.
Bir alimin, vefatından yüzlerce yıl sonra, yaşama hakkı tanımamak ve yok etmek için kullanılması, kin ve nefreti meşrulaştıran söylem ve yaklaşımlardan kaçınmamız gerektiğini göstermektedir.
Muhatabımızın farklı düşünme hakkına saygılı olmalı, eleştirilerimizi ise Müslüman ahlakı ve kardeşlik hukuku çerçevesinde dile getirmeliyiz.
Bu sıkıntıların ve sorunların ümmetin uyanışına vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.
Yine umuyorum ki, burada yazdıklarımdan birileri mensup oldukları mezhep, fırka, cemaat, tarikat, parti, vakıf veya dernek için övgü üretmez.
Olanlardan hepimiz sorumluyuz, hepimiz pay sahibiyiz. Az ya da çok...
Ramazan ayının şehrimiz,ülkemiz ve tüm İslam toplumları için barışa vesile olması dileği ile…