Selamünaleyüm, Hocam, kafamı çok karıştıran bir soruyu müsaadenizle sormak istiyorum. Vaktinizi almak istemem ama benim gibi kafası karışık Müslüman kardeşlerime de verdiğiniz cevap yol gösterir.
Bazı hocalarımız, İbni Teymiye’yi sanki İslam düşmanıymış gibi tasvir ediyorlar. En son Cübbeli Ahmet hoca efendi bir konuşmasında, İbni Teymiye’yi sahabe düşmanlığı ile itham etti.
Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir’e hakaret ettiğini söyledi. Onları dinleyince İbni Teymiye’ye kin ve nefret besliyorum. Diğer taraftan bakıyorum, geçmişte yaşamış ve eserlerini, hak mezheplerin bile kaynak kabul ettiği kimi âlimlerimiz, İbni Teymiye için “Şeyhü’l İslam” tabirini kullanıyorlar. İki arada bir derede kaldım.
Bu İbni Teymiye, bu kadar sözüm ona “sapık” bir adam idiyse, bu âlimlerimiz nasıl böyle referans olmuşlar. Çünkü referans olmak, tasdik etmek demek. Sapıklığı tasdik etmek de ayrı bir sapıklık çeşidi değil midir? Hakkınızı helal edin, meşgul ettim sizi ama cevabınıza gerçekten çok ihtiyacım var.
CEVAP: Değerli kardeşim,Zihniniz rahat olsun, onun bunun kemikleriyle değil de kendi akıbetinizle ilgilenmek sizin lehinizedir diye düşünüyorsanız size şunları tavsiye edebilirim:
a- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden başkasını masum görmeyin. Âlim, müçtehit, veli… kim olursa olsun herkes hata eder/edebilir. Böyle görün.
b- Nakillerde kimsenin yüzde yüz âdil olamayacağını, sadece eline ulaşan bilgilere göre aktardığını bilin. Anlatan için de kendiniz için de bir yanılma payı muhakkak bırakın.
Bir insanı cehenneme atmaktansa cennetlik olduğuna yanılmış olmanın daha iyi olacağını bilin. Küfrü sarih olandan başkasına kâfir muamelesi yapmayın.
c- Eğer bir insan hakkında, onun karşısındakilerin ithamları ile karar verilecekse ve bu İbni Teymiye’ye uygulanacaksa bu uygulama İbni Teymiye’den önce Ebu Hanife için başlar ve Ebu Hanife hakkında onun gibi büyük müçtehitlerin ve muhaddislerin sözlerini yazacak bir dosya bile bulamayız.
Allah’a kalmış işlere karşı cüret abes bir iştir. Bizim yükselmemiz için birilerinin küçülmesi gerekmiyor. Herkes kendi güzelliklerini, kabiliyetlerini ortaya çıkararak yükselmelidir.
d- İbni Teymiye hakkında, bir kardeşiniz olarak ben şöyle düşünüyorum:
– Kur’an ve Sünnet konusunda hassas biridir,
– Cihadı yazmış ve yaşamış biridir,
– Ümmet diye bir derdi olduğu için olaylara bakarken yaşadığı zaman kadar ümmetinin geleceği perspektifinden bakmıştır. Bu bakış da ona yer yer bedelini ödemekte zorlanacağı ağır sözler söyletmiştir.
– Bilhassa Şiilik karşısında Ehlisünnet’in sağlam kalelerindendir.
– Yazıda verdiğim örneklerde olduğu gibi birçok mezhep alimimiz, onu kaynak olarak görmüşler ve ona müçtehit payesi takdir etmişlerdir.
– Bu asırda yaşayan iki hocam, Abdülfettah Ebu Gudde ve Ebü’l-Hasan en-Nedvî, hem iyi bir Hanefî idiler hem de iyi bir İbni Teymiye takipçisi. İyi bir mutasavvıf idiler; İbni Teymiye’yi de müçtehit, şeyhulislam olarak görüyorlardı. Yüreklerimiz sınırlı bir sevgi ile daralmamalıdır. Daha geniş bakabilmeliyiz.
Öyle veya böyle herkes Rabbinin huzurunda yazdıklarının, konuştuklarının hesabını verecektir. Bir müşrik üzerinden konuşur gibi ümmetin büyükleri üzerinden konuşmak ağır bir risktir. Allah akıbetimizi hayretsin. Size, bu ve benzeri konulardan uzak durmanızı tavsiye ederim.
Ben de bu konuda yazmaktan sıkıldım; ümmetimin bunca çilesine, çevresini kuşatan düşmana rağmen neden kendi insanımızın kemikleri ile uğraşalım? Birilerinin yüreği sadece kendi grubundakileri alacak kadar dar olabilir. Bizim yüreğimiz, kelime-i tevhid sahibi herkesi alacak kadar geniştir biiznillah.
Allah Teâlâ ümmetimizin geçmişindeki bütün mü’min kardeşlerimize rahmet etsin. Bizi de onları da cennetine kabul buyursun.
NURETTİN YILDIZ