İnegöl’ün mobilya hikâyesi aslında bir değişim ve dönüşüm hikâyesidir.

Bu şehir, elindeki üretim gücünü her dönemin şartlarına göre yeniden şekillendirmeyi başardı. Osmanlı kadırgaları için yapılan küreklerle başlayan ahşap işleme kültürü, zamanla at arabasına, sandalyeye ve sonunda mobilyaya dönüştü.

Ama İnegöl’ün asıl başarısı sadece üretmek değildi. Değişimi okuyabilmesiydi.

Mobilya üretmeyi öğrendik. Ardından daha fazla ve daha iyi üretmeye başladık. Sonra ihracatı öğrendik. Dünyanın farklı ülkelerine ürün gönderdik, yeni pazarlarla tanıştık ve uluslararası rekabetin içine girdik.

Bir süre sonra şunu gördük:

Sadece, üretmek yetmiyor.

Bunun üzerine tasarım daha fazla konuşulmaya başlandı. Firmalarımız her yıl yeni koleksiyonlar hazırladı, binlerce yeni ürün geliştirdi. Tasarım ofisleri, Ar-Ge ekipleri, üreticiler ve tedarikçiler bu yapının önemli parçaları haline geldi.

Bugün İnegöl’e yukarıdan baktığınızda aslında birbirinden bağımsız çalışan yüzlerce, hatta binlerce işletme görürsünüz. Fakat biraz yakından baktığınızda başka bir gerçek ortaya çıkar:

İnegöl, aslında büyük bir fabrika gibi çalışıyor.

Bir firma ahşapta güçlü, diğeri döşemede. Biri metal üretiyor, biri aksesuar, diğeri kumaş sağlıyor. Tasarımcısından ustasına, tedarikçisinden ihracatçısına kadar birbirini tamamlayan büyük bir üretim ağı var.

Bizi güçlü yapan taraflardan biri de tam olarak bu.

Ancak artık önümüzde başka bir eşik bulunuyor.

Kürekten at arabasına,
at arabasından sandalyeye,
sandalyeden mobilyaya,
üretimden ihracata,
ihracattan tasarıma geldik.

Şimdi sıra, güçlü üretimden güçlü markaya geçmekte.

Çünkü önümüzdeki dönemin rekabeti yalnızca “Kim daha çok mobilya üretiyor?” üzerinden olmayacak.

Asıl soru şu olacak:

Kim ürettiği mobilyaya daha fazla değer katabiliyor?

Tasarım burada önemli. Ama tek başına tasarım da yeterli değil.

Kalite, güven, teknoloji, verimlilik, insan kaynağı, sürdürülebilirlik, satış sonrası hizmet, doğru iletişim ve markalaşma aynı sistemin parçaları olmak zorunda.

İnegöl Mobilya Kümelenmesi’nin önemi de burada ortaya çıkıyor. Amaç İnegöl’e dışarıdan yeni bir kimlik kazandırmak değil. Zaten elimizde çok güçlü bir üretim kültürü ve yılların oluşturduğu ciddi bir bilgi birikimi var.

Mesele, bu gücü daha organize hale getirebilmek.

Firmaların tek başına çözmekte zorlandığı konuları birlikte çözebilmek; bilgiyi, eğitimi, tasarımı, teknolojiyi ve pazarlama gücünü ortak bir sistem içerisinde geliştirebilmek.

Çünkü dünyada artık şehirler de rekabet ediyor.

Ve İnegöl’ün önündeki mesele yalnızca daha fazla mobilya satmak değil.

İnegöl adının, mobilyanın üzerinde bir değer ifade etmesini sağlamak.

Bir ürünün arkasında “İnegöl” yazdığında; bunun kaliteyi, güveni, tasarımı ve güçlü bir üretim kültürünü temsil etmesi gerekiyor.

Bunu başarabilirsek İnegöl için yeni bir dönem başlayabilir.

Yıllardır “Türkiye’nin mobilya üretim merkezlerinden biriyiz” diyoruz.

Belki artık hedefimizi biraz daha yukarı koymanın zamanı geldi:

Üretim üssü olmak önemli.

Ama asıl mesele, ürettiğimiz değerin markası olabilmek.

İnegöl’ün bundan sonraki hikâyesi de bence tam olarak burada başlayacak.

BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ

Elbette bu dönüşüm tek bir kurumun, tek bir firmanın ya da birkaç kişinin ortaya koyabileceği bir çalışma değil.

İnegöl mobilyasının bugün ulaştığı noktada olduğu gibi, bundan sonraki yolculuğunda da ortak akla ve birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var.

Bu nedenle İnegöl Mobilya Kümelenmesi’nin hayata geçirilmesinde öncülük eden İMOS başta olmak üzere; projeye katkı sağlayan kamu kurumlarımıza, meslek kuruluşlarımıza, odalarımıza, derneklerimize, üniversitelerimize, sektör temsilcilerimize, üreticilerimize, tedarikçilerimize, tasarımcılarımıza ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür etmek gerekiyor.

Çünkü mesele yalnızca bir proje yapmak değil.

Mesele, İnegöl mobilyasının geleceğini birlikte tasarlayabilmek.

Farklı düşüncelerimiz olabilir, farklı alanlarda çalışıyor olabiliriz. Ancak ortak paydamız aynı:

İnegöl mobilyasının dünyada daha güçlü, daha değerli ve daha itibarlı bir konuma gelmesi.

Bu nedenle bu çalıştayın en kıymetli taraflarından biri de aynı sektörün farklı aktörlerini aynı masa etrafında buluşturmasıdır.

İnegöl bugüne kadar üretim gücüyle büyüdü.
Bundan sonraki dönemde ise iş birliği, tasarım, kalite, teknoloji ve markalaşma gücüyle büyümek zorunda.

Bu yolculuğa öncülük eden İMOS yönetimine ve katkı sunan tüm kurum, kuruluş, STK ve sektör paydaşlarına teşekkür ediyorum.

Çünkü güçlü üretim bizi bugünlere getirdi; ortak akıl ve birlikte hareket etme kültürü ise bizi küresel markaya taşıyacaktır.

ERCAN ÇİĞDEM

Tasarımcı & İç Mimar