Medeniyet insanların hayatlarını güzelleştirmek ve yaşam kaliteleri geliştirmek üzere yaptıkları inşa ve imar faaliyetlerinin toplamıdır. Şehirler ise bu imar ve inşa faaliyetinin zirveye çıktığı yerleşim birimleridir. Zaten medeniyet sözcüğü bir diğer anlamı ile şehirli olmak anlamına gelmektedir. Çünkü medeniyet sözcüğü Arapçada Medine sözcüğünden elde edilen bir başka kavramdır.
Bu girişi neden yaptım.
Çünkü bir şehirde yaşadığımı düşünüyorum ve yıllardır yaşadığım şehirde her geçen gün şehirde yaşam kalitesini geliştirici ve arttırıcı faaliyetlere şahitlik ettim.
Ancak son birkaç aydır aksayan bir şeyler var. Sanki hiç bir şey el sürülmüyor, şehir de her şey oluruna bırakılmış duygusu içindeyim.
Belediye başkanımız aynı,
Üstelik artık kendi tabiriyle ustalık döneminde
Mart seçimlerinden sonra işbaşına yeni gelmiş bir yönetim havası var sanki şehirde
Ama yeni olmanın heyecanı değil sadece yaptığını bilmezlik havası…
Bu durum neden kaynaklanıyor ?
İnegölün büyük şehir yasası kapsamında bursa büyük şehir belediyesine bağlanması mı?
Buradan doğan yetki ve görev karmaşası mı ?
Herkesin işi birbirine bırakması mı?
Başkanın yeni kadrosunun oryantasyonu sorunu mu ?
Ama sebep ne olursa olsun sorumluluk sevgili başkanın ve bir an önce bu olumsuz süreçlere müdahale etmesi gerekir.
Peki nelerdir bu olumsuzluklar?
Direkt günlük hayatımıza dokunan ve yaşam kalitemizi etkileyen hususlar.
Şehrin imajını bozan ve medenilik duygusunu zedeleyen işleyişler.
İşte o listeden birkaç örnek;
Yıllar sonra 2014 yazında inegöl’de kara sinek istilası yaşıyoruz.
Şehrin en merkezi yerinde kaldırımlarda otlar diz boyuna gelmiş. Yine parke taşları döşenmiş kaldırım taşlarının her taraflarından otlar fırlamış. Tam bir terk edilmişlik, sahipsizlik görüntüsü.
200 metreyi bulmayan aralıklara 5 adet yol kasisi, üstelik hiçbir kasis bir diğerine uymuyor ve herhangi bir standarda sahip değil.
Yollarda yapılan asfalt kesikleri gecici toprakla dolduruluyor. Sonrada bu toprak boşalınca araç lastiklerini her geçişte parçalayan yarıklar oluşuyor. Aylarca bu kesikler tamir edilmiyor, bu kesikleri yapanlar uyarılmıyor. ( kesiklerin çoğu yeni inşaat için yer altı hattı çeken firmalar tarafından yapılıyor.)
Gece sulamalarında peyzaj alan sulamaları baştan savma yapılıyor. Bazı alanlar hiç su almazken bazı bölgelerde sular yollarda sel gibi akıyor ve araçlar için kaza riski doğuruyor.
Şehir merkezinde bütün kaldırımlar işgal altında. Hem normal hem de özürlü yayalar asfaltta yürümek zorunda kalıyor. Çünkü esnaf kaldırımı tezgaha dönüştürmüş ve zabıtanın bu duruma herhangi bir müdahalesi bulunmamaktadır.
Listeyi uzatmak mümkün.
Ancak sevgili Başkanın sahaya daha da yakından bakması gereğini hatırlatmak dileği ile bu örneklerin yeterli olacağı kanaatindeyim.
Saygılarımla,