İnsan hesabına göre verilen her şey azalır. Bir miktar para elden çıktığında cüzdandaki rakam küçülür, bir eşya paylaşıldığında eldeki mal eksilir. Ancak İslam’ın sadaka anlayışında hesap yalnız görünen rakamlardan ibaret değildir. Kur’an-ı Kerim ve hadisler, Allah rızası için yapılan samimi bir yardımın görünürde eksilme, gerçekte ise bereketlenme olduğunu bildirir.
Sadaka veren kişi yalnızca malından ayırmış olmaz. Cimrilikle mücadele eder, paylaşma bilincini güçlendirir, ihtiyaç sahibinin yükünü hafifletir ve toplumdaki iyilik zincirinin yeni bir halkasını oluşturur.
Bu nedenle sadakanın matematiği, rakamların değil; niyetin, bereketin, duanın ve karşılıksız iyiliğin matematiğidir.

Sadakanın Görünmez Matematiği Nasıl İşliyor?
Günlük hayattaki maddi hesap, “Elden çıkan azalır” ilkesine dayanır. Sadakanın manevi hesabında ise verilen miktardan çok, hangi niyetle verildiği ve nasıl bir iyiliğe dönüştüğü önem taşır. Bir kişinin verdiği küçük bir destek, ihtiyaç sahibi bir ailenin sofrasına, bir öğrencinin eğitimine, bir hastanın ilacına veya borç içindeki bir insanın rahatlamasına vesile olabilir.
Bu bakımdan sadakanın etkisi, veren kişinin elinden çıktığı anda sona ermez. Yardımın ulaştığı yerde yeni sonuçlar doğurur. Bir iyilik başka bir iyiliği teşvik eder, yardım gören kişinin duasına dönüşür ve toplumda güven duygusunu besler.
“Sadaka vermek malı eksiltmez.”
Hz. Muhammed’in bu sözü, sadakanın yalnızca maddi rakamlarla değerlendirilemeyeceğini ortaya koyar. Hadis, Müslim’in “Birr” bölümünde nakledilmiştir. Buradaki “eksilmeme”; malın bereketlenmesi, insanın manevi kazanç elde etmesi ve yapılan iyiliğin ahirette karşılık bulması gibi geniş bir anlam taşır.
Kur’an’da Sadaka Bir Tohuma Benzetiliyor
Kur’an-ı Kerim, Allah yolunda yapılan harcamayı toprağa bırakılan bir tohum üzerinden anlatır. Bakara Suresi’nin 261. ayetinde, Allah yolunda malını harcayan kişinin durumu; yedi başak veren ve her başağında yüz tane bulunan bir tohuma benzetilir. Böylece samimi bir iyiliğin yüzlerce karşılık doğurabileceğine dikkat çekilir.
Toprağa atılan tohum ilk bakışta kaybolmuş gibi görünür. Oysa uygun şartlarda filizlenir, büyür ve kendisinden katbekat fazla ürün verir. Sadaka da benzer şekilde kişinin elinden çıkar; fakat ihtiyaç sahibinin hayatında, toplumun vicdanında ve veren kişinin manevi dünyasında çoğalarak karşılık bulur.
Ayetteki yedi yüz katlık anlatım, iyiliğin değerinin yalnızca verilen miktarla sınırlı olmadığını gösterir. Bununla birlikte bu ifade, her sadakanın dünyada mutlaka aynı oranda parasal kazanca dönüşeceği anlamına gelmez. Sadaka, maddi kazanç sağlamaya yönelik bir yatırım değil, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yapılan bir ibadettir.
“Verdim, Yerine Ne Gelecek?” Düşüncesi
Sebe Suresi’nin 39. ayetinde, hayır amacıyla harcanan şeylerin karşılığının Allah tarafından verileceği bildirilir. Ayette Allah’ın rızkı dilediğine genişlettiği, dilediğine ölçülü verdiği ve başkaları için yapılan harcamaların yerini dolduracağı ifade edilir.
Ancak bu karşılığı yalnızca “Bugün 100 lira verdim, yarın 200 lira kazanacağım” şeklinde yorumlamak doğru değildir.
İslam’ın bereket anlayışı, doğrudan bir ticari kazanç formülü değildir. Karşılık bazen maddi imkân, bazen huzur, bazen beklenmedik bir kolaylık, bazen de ahirette verilecek mükâfat şeklinde ortaya çıkabilir.
İnsan çok mala sahip olduğu halde geçinemediğini düşünebilir; daha sınırlı imkânlara sahip olduğu halde elindekinden huzurla faydalanabilir. Bereket, yalnızca miktarın büyümesi değil, eldekinin yeterli gelmesi, hayırlı yerde kullanılması ve insana huzur vermesidir.
Her Sabah Yapılan Melek Duası
Hadislerde, her sabah iki meleğin yeryüzüne indiği aktarılır. Meleklerden birinin malını hayır yolunda harcayan kişi için, harcadığının yerine yenisinin verilmesi yönünde dua ettiği bildirilir.
Bu rivayet, paylaşmanın yalnızca insanlarla kurulan bir ilişki olmadığını, manevi yönü bulunan bir ibadet olduğunu gösterir.
Bu dua, sadaka veren kişinin hiçbir sıkıntıyla karşılaşmayacağı veya malının sürekli artacağı yönünde bir garanti olarak anlaşılmamalıdır. Asıl vurgu, Allah rızası için yapılan harcamanın karşılıksız kalmayacağıdır.

Bereket Sadece Para Artışı Değildir
Sadaka ile ilişkilendirilen bereket çoğu zaman yalnızca ekonomik büyüme şeklinde düşünülür. Oysa bereket, maddi ve manevi birçok sonucu kapsayan daha geniş bir kavramdır.
Bir insanın kazandığı paranın ihtiyaçlarına yetmesi, gereksiz harcamalardan korunması, ailesiyle huzurlu olması, sağlıklı biçimde yaşayabilmesi ve sahip olduklarını hayırlı alanlarda kullanması da bereket olarak değerlendirilebilir.
Sadaka veren kişi, sahip olduklarının yalnızca kendi çabasının sonucu olmadığını hatırlar. Bu farkındalık şükür duygusunu güçlendirir. Şükür ise insanın sürekli eksiklere odaklanması yerine elindeki nimetlerin değerini görmesini sağlar.

Sadaka ile Zekât Aynı Şey mi?
Zekât ve sadaka günlük dilde zaman zaman aynı anlamda kullanılsa da dinî bakımdan farklı hükümleri bulunan kavramlardır.
Zekât; belirli şartları taşıyan Müslümanların, belirli miktardaki mallarından belirlenmiş oranlarda vermekle yükümlü oldukları mali bir ibadettir. Zekâtın farz olması için malın nisap miktarına ulaşması ve diğer şartların gerçekleşmesi gerekir.
Sadaka ise daha geniş bir iyilik alanını ifade eder. Gönüllü olarak verilen para, yiyecek, giysi veya başka bir yardım sadaka olabileceği gibi güzel söz söylemek, bir insana yardımcı olmak ve zarar verecek bir şeyi yoldan kaldırmak da sadaka kapsamında değerlendirilebilir.
Bu nedenle sadaka vermek için zengin olmayı beklemek gerekmez. İnsan imkânı ölçüsünde malından, zamanından, bilgisinden, emeğinden veya ilgisinden paylaşabilir.

Parası Olmayan İnsan Sadaka Verebilir mi?
Hz. Muhammed, yarım hurmayla dahi olsa insanları sadaka vermeye teşvik etmiş; bunu bulamayan kişinin güzel bir söz söylemesinin de değerli olduğunu bildirmiştir. Bu hadis, sadakanın miktardan önce samimiyetle ilgili olduğunu açık biçimde ortaya koyar.
İhtiyaç sahibine yol göstermek, yaşlı bir insanın yükünü taşımak, bir çocuğa ders anlatmak, dargın iki kişinin arasını düzeltmek, hastayı ziyaret etmek, üzgün bir insanı dinlemek ve çevreye zarar verecek bir cismi kaldırmak da iyilik kapsamındadır.
Böylece sadaka yalnızca zenginlerin yerine getirebileceği bir davranış olmaktan çıkar. Her insanın yapabileceği, gündelik hayatın içine yayılan bir iyilik anlayışına dönüşür.

Sadakada Asıl Ölçü Miktar mı, Niyet mi?
Sadakanın değerini yalnızca verilen paranın büyüklüğü belirlemez. Maddi imkânı sınırlı bir insanın içtenlikle verdiği küçük bir yardım, çok daha geniş imkânlara sahip bir kişinin gösteriş amacıyla yaptığı büyük bir harcamadan daha kıymetli olabilir.
Sadaka, övgü toplamak, toplumda itibar kazanmak veya yardım edilen kişi üzerinde üstünlük kurmak amacıyla verildiğinde manevi anlamını kaybetme tehlikesiyle karşılaşır.
Bu nedenle sadakanın merkezinde Allah rızası, samimiyet ve yardım edilen kişinin onurunu koruma düşüncesi bulunmalıdır.

Başa Kakmak Sadakanın Değerini Zedeler
Bakara Suresi’nin 262 ve 263. ayetlerinde, Allah yolunda harcama yaptıktan sonra bunu başa kakmayan ve yardım ettiği kişiyi incitmeyenlerin mükâfatından söz edilir. Ayrıca güzel bir sözün ve bağışlayıcı davranışın, arkasından eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlı olduğu bildirilir.
Bir kişiye yardım ettikten sonra bunu sürekli hatırlatmak, başkalarının yanında açıklamak veya yardım karşılığında itaat beklemek sadakanın ruhuna aykırıdır. Yardım edilen kişi kendisini borçlu, küçük düşürülmüş veya baskı altında hissetmemelidir.
Gerçek sadaka, verenin büyüklüğünü değil, iyiliğin güzelliğini görünür kılar. Veren el, alan kişinin vakarını korumakla da sorumludur.

Sadaka Gizli mi, Açık mı Verilmeli?
Bakara Suresi’nin 271. ayetinde sadakayı açıktan vermenin güzel olduğu, ancak ihtiyaç sahiplerine gizlice vermenin daha hayırlı olabileceği belirtilir. Gizlilik, kişinin gösterişten korunmasına ve yardım alan insanın mahremiyetinin gözetilmesine katkı sağlar.
Bununla birlikte açık yardımın başkalarını iyiliğe teşvik etmesi de mümkündür. Burada belirleyici olan niyettir. Yardımın duyurulması ihtiyaç sahibini incitiyor veya veren kişiyi gösterişe sürüklüyorsa gizlilik tercih edilmelidir.
Kurumsal yardım kampanyalarında şeffaflık amacıyla yapılan açıklamalar ile kişinin kendisini öne çıkarmak için yaptığı paylaşımlar aynı değildir. İyiliği yaygınlaştırmak başka, ihtiyaç sahibinin mahremiyetini bir tanıtım aracına dönüştürmek başkadır.

Sevdiğinden Vermek Neden Daha Zordur?
İnsan çoğu zaman kullanmadığı, eskittiği veya artık ihtiyaç duymadığı şeyleri vermeye daha yatkındır. Ancak Kur’an-ı Kerim, iyiliğin daha yüksek mertebesine ulaşabilmek için sevilen şeylerden harcamaya dikkat çeker.
Âl-i İmrân Suresi’nin 92. ayetinde, insanların sevdikleri şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe erişemeyecekleri bildirilir.
Bu ayet, sadakanın bir eşya elden çıkarma yöntemi olmadığını hatırlatır. Kullanılamayacak durumdaki kıyafetleri, bozuk yiyecekleri veya kimsenin işine yaramayacak eşyaları yardım adı altında vermek gerçek paylaşma bilinciyle bağdaşmaz.
Sadaka, kişinin kendisi için uygun görmediği bir şeyi başkasına bırakması değil; ihtiyaç sahibini kendi yerine koyarak faydalı, temiz ve değerli olanı paylaşmasıdır.

Günlük Hayatta Sadakanın Görünmeyen Sonuçları
Bir esnafın maddi durumu yetersiz bir öğrencinin okul ihtiyacını karşılaması, yalnızca bir alışveriş değildir. Öğrencinin eğitimine devam etmesine, ailesinin yükünün azalmasına ve geleceğe daha umutla bakmasına katkı sağlayabilir.
Bir kişinin komşusuyla yemeğini paylaşması yalnızca birkaç tabak yemeğin el değiştirmesi anlamına gelmez. Komşuluk bağları güçlenir, yalnızlık hissi azalır ve ihtiyaç anında insanların birbirine güvenebilmesinin zemini oluşur.
Bir gencin yaşlı komşusunun alışverişini yapması ise para içermeyen bir sadaka örneğidir. Burada verilen şey emek ve zamandır. Ancak yardımın karşılığı, yaşlı bir insanın duası, güven duygusu ve toplumdaki dayanışmanın güçlenmesi olabilir.

Sadaka Toplumsal Bereketi Nasıl Artırır?
Sadaka, zengin ile ihtiyaç sahibi arasında yalnızca para transferi kurmaz. İnsanların birbirlerinin sorunlarına karşı duyarlı olmasını sağlar. Yardımlaşmanın yaygın olduğu bir toplumda bireyler kendilerini daha az yalnız hisseder ve kriz zamanlarında dayanışma imkânı güçlenir.
İhtiyaç sahibi insanın temel gereksinimlerinden birinin karşılanması, onun da başka bir alanda üretken olmasına imkân sağlayabilir.
Bir öğrencinin eğitim masrafına destek olmak, yalnızca bugünkü ihtiyacı gidermekle kalmaz; gelecekte topluma katkı sağlayabilecek bir insanın önündeki engeli de azaltabilir.
Bu yönüyle sadakanın toplumsal etkisi dalga dalga büyür. Bir kişiye ulaşan yardım, ailesine; ailede oluşan rahatlama, çevresine; toplumdaki dayanışma ise daha geniş bir güven ortamına yansıyabilir.

Sadaka Verirken Nelere Dikkat Edilmeli?
Sadaka verirken öncelikle niyetin samimi olması gerekir. Yardımın gösterişe, kişisel reklama veya yardım edilen insan üzerinde baskı kurmaya dönüşmemesine dikkat edilmelidir.
İhtiyaç sahibinin gerçekten neye ihtiyaç duyduğu araştırılmalıdır. Her yardım iyi niyetli olsa da yanlış kişiye veya yanlış yöntemle ulaştırıldığında beklenen faydayı sağlamayabilir. Güvenilir kurumlar üzerinden yapılan yardımlarda kurumun şeffaflığı, yardımın ulaştırılma biçimi ve kişisel verilerin korunması önem taşır.
Sadaka verirken yardım edilen kişinin fotoğrafını veya özel durumunu izinsiz paylaşmak, onun onurunu zedeleyebilir. İyilik yaparken insanın mahremiyetini korumak da iyiliğin bir parçasıdır.

Az Ama Sürekli Sadaka Mümkün mü?
Sadaka için büyük miktarlar biriktirmeyi beklemek gerekmez. İnsan bütçesine uygun küçük bir tutarı düzenli biçimde ayırabilir. Bir kumbarada biriktirilen küçük paralar, belirli aralıklarla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilir.
Düzenlilik, sadakayı yalnızca duygusal anlarda yapılan geçici bir davranış olmaktan çıkararak hayatın parçası haline getirir. Kişi her gelir elde ettiğinde küçük bir pay ayırabilir, her hafta bir iyilik yapmayı hedefleyebilir veya sahip olduğu bir beceriyi düzenli olarak başkalarının yararına kullanabilir.
Bakara Suresi’nin 274. ayetinde mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık biçimde hayra harcayanların mükâfatından söz edilmesi, iyiliğin hayatın farklı zamanlarına yayılabileceğini gösterir.

Sadaka Bir Zenginleşme Yöntemi Değildir
“Sadaka verirsem param artar” düşüncesi, sadakanın ibadet boyutunu ticari beklentiye dönüştürebilir. Sadaka, daha fazla para kazanmak amacıyla yapılan bir işlem değildir. Veren kişi karşılığını insanlardan değil, Allah’tan bekler.
Sadaka verdikten sonra maddi bir sıkıntı yaşanması, yapılan yardımın kabul edilmediği anlamına gelmez. Aynı şekilde kişinin gelirinin artması da tek başına sadakasının kabul edildiğinin kesin kanıtı sayılamaz. Kabulün ölçüsünü yalnızca Allah bilir.
Mümin açısından temel yaklaşım; “Ne kadar geri alacağım?” sorusu değil, “Sahip olduğum nimeti nasıl hayra dönüştürebilirim?” sorusudur.

Verdikçe Artan Bereketin Asıl Sırrı
Sadakanın görünmez matematiğinde birden çıkarılan bir, her zaman sıfır sonucunu vermez. Çünkü verilen şey yalnızca elden çıkmaz; ihtiyaç sahibinin duasına, bir çocuğun sevincine, bir ailenin huzuruna, bir hastanın şifaya ulaşma umuduna ve toplumun dayanışma gücüne dönüşür.
Sadakanın sırrı, malı çoğaltma beklentisinden önce kalbi dönüştürmesidir. İnsan verdikçe sahip olmanın geçici, paylaşmanın ise kalıcı değerini fark eder. Cimrilik azalır, şükür güçlenir ve başkasının sıkıntısı karşısında duyarsız kalmayan bir vicdan gelişir.
Kur’an’ın tohum örneğiyle anlattığı gerçek de burada saklıdır: Samimiyetle toprağa bırakılan hiçbir iyilik tohumu kaybolmaz. Nerede, ne zaman ve nasıl filizleneceğini insan her zaman göremese de Allah rızası için yapılan iyilik karşılıksız kalmaz.
Bu nedenle sadaka vermek, yalnızca maldan eksiltmek değil; hayrı, umudu, dayanışmayı ve bereketi çoğaltmaktır. Görünen hesapta para azalabilir, fakat görünmeyen hesapta iyilik büyümeye devam eder.
Sadakanın Görünmez Matematiği ve Berekete Dair 25 Gerçek
Sadaka, sadece maddi bir yardım veya finansal bir eylem değil; görünmez bir manevi denge, evrensel bir paylaşma hukuku ve bereketi katlayan ruhani bir matematiktir.
Mantıksal olarak para verdikçe eksilmesi gerekirken, sadaka ikliminde verilen her değer hayatın farklı alanlarında misliyle çoğalarak geri döner.
İşte bu görünmez matematiğin ve verdikçe artan bereketin sırrını açıklayan 25 önemli bilgi:
1. Eksiltmeyen Eksiltme (Manevi Toplama)
Sadakanın birinci kanunu şudur: Maddi hesap makinesinde çıkrama (a−b) olan eylem, manevi hesapta çarpma (a×x) işlemine dönüşür. Verilen miktar cüzdandan eksiliyor gibi görünse de ana sermayeyi korur ve çoğaltır.
2. Görünmez Belaları Engelleyici Kalkan
Sadaka sadece malı artırmaz; kaza, belâ, musibet ve beklenmedik maddi kayıpları engeller. Harcanması muhtemel büyük bir sağlık veya tamirat masrafını önleyerek dolaylı yoldan cebinizdeki parayı korur.
3. Zamanın ve Emeğin Bereketi
Sadaka veren kişinin yalnızca parasında değil, zamanında, enerjisinde ve kararlarında da bir ferahlık ve verim (bereket) oluşur. Az zamanda çok ve doğru iş yapabilme yeteneği artar.
4. Malı Temizleme İşlevi
Günlük ticari ve maddi ilişkilerde bilmeden karışabilecek şüpheleri, kul haklarını veya olumsuz enerjileri temizler. Sadaka, kazancın üzerindeki "kir ve tozu" yıkayan bir arındırıcıdır.
5. Sadece Parayla Sınırlı Değildir
Sadaka matematiğinde birimi sadece para belirlemez. Bir tebessüm, tatlı bir söz, bir canlıya su vermek, yoldaki engeli kaldırmak veya bilgi paylaşmak da birer sadakadır.
6. Gizlilik Çarpanı
Gizli verilen sadaka, açık verilen sadakaya göre etki gücü bakımından daha büyüktür. Gösterişten uzaklaşmak, yapılan hayrın manevi katsayısını ve bereketini katlar.
7. Psikolojik Özgürleşme ve Zenginlik Hissi
Açgözlülük, hırs ve kaybetme korkusunu yok eder. Vermek, beyinde "Bende yeterince var ki verebiliyorum" algısı oluşturarak kişiyi psikolojik olarak kıtlık bilincinden bolluk bilincine taşır.
8. Şifa Deposu
İçsel huzursuzluklara, ruhsal sıkıntılara ve bedensel rahatsızlıklara karşı bir şifa vesilesidir. İhtiyaç sahibinin gönülden duası, en etkili moral ve güç kaynağıdır.
9. Rızık Kapılarını Açan Anahtar
Cömertlik, bolluk döngüsünü harekete geçirir. Sistemli ve sürekli sadaka veren kişilerin rızık kanalları açılır; hiç beklemedikleri yerlerden imkanlar elde ederler.
10. İnsanın Kendi Geleceğine Yatırımıdır
Verilen sadaka aslında başkasına yapılan bir lütuf değil, kişinin kendi manevi birikim hesabına aktardığı en güvenli sermayedir.
11. Kalbi Yumuşatır ve Katılaşmayı Önler
Dünyalık hırslarla sertleşen kalbi merhamet ve duyarlılıkla doldurur. Empati yeteneğini geliştirir.
12. Toplumsal Dengeyi ve Huzuru Sağlar
Sermayenin ve imkanların alt ile üst katmanlar arasında akışını sağlayarak kıskançlık, husumet ve toplumsal kin duygularını ortadan kaldırır.
13. Süreklilik Miktardan Önemlidir
Az da olsa devamlı verilen sadaka, tek seferde verilen büyük miktarlardan daha kalıcı bir bereket döngüsü oluşturur.
14. Eceli Değil, Ömrün Kalitesini Uzatır
Sadaka; ömrün huzurlu, sağlıkla, verimli ve hayırla geçmesini sağlayarak yaşam kalitesini ve manevi ömrü artırır.
15. Sadaka-i Cariye (Kesintisiz Akış)
Ağaç dikmek, eser bırakmak, faydalı bir bilgi öğretmek veya hayırlı bir altyapı oluşturmak gibi kalıcı yardımlar, kişi bu dünyadan ayrılsa bile bereket hanesini açık tutar.
16. Beklenmedik Anlarda Kurtarıcıdır
Kişinin zor ve çaresiz kaldığı anlarda, geçmişte karşılıksız yaptığı bir sadakanın hayrı veya duası çıkış kapısı olarak karşısına çıkar.
17. Minnet Yükü Bindirmeden Yapılmalıdır
Görünmez matematiğin bozulmaması için yapılan yardımın başa kakılmaması, muhatabını mahcup etmemesi gerekir. İncelik ve nezaket sadakanın özüdür.
18. Yakın Çevreden Başlayan Bereket
Sadakada öncelik sırası yakın aile, akraba ve komşulardır. Buradan başlayan yardım hem bağları kuvvetlendirir hem de bereketi katlar.
19. Şükrün Ameli İfadesidir
Sadece dille "şükürler olsun" demek yerine, sahip olunan imkanı ihtiyacı olanla paylaşarak şükrü eyleme dönüştürme halidir.
20. Şeytanın Korkutmalarını Boşa Çıkarır
İnsan zihni genellikle "Verirsen fakirleşirsin" korkusuyla hareket eder. Sadaka vermek, bu olumsuz düşünce kalıbını ve gelecek kaygısını kıran güçlü bir eylemdir.
21. En Değerli Sadaka Zorluk Zamanında Verilendir
Darlık ve imkansızlık anında paylaşılan az bir miktar, bolluk içindeyken verilen büyük miktarlardan manevi değer olarak çok daha ağırdır.
22. İçsel Stresi ve Kaygıyı Azaltır
Gönüllü olarak paylaşımda bulunan insanlarda mutluluk hormonları artar, yalnızlık ve anlamsızlık hissi azalır.
23. Vermek Almaktan Daha Büyük Bir İhtiyaçtır
İnsanın ruhsal yapısı vermek üzerine tasarlanmıştır. Sadaka veren kişi, aslında alan kişiden daha fazla ruhsal doyuma ulaşır.
24. Sevilen Şeylerden Vermek Bereketi Zirveye Taşır
Sadece elde kalan, kullanılmayan veya gözden çıkarılanı değil; kıymetli ve sevilen şeyleri paylaşmak görünmez matematiğin zirve noktasıdır.
25. İlahi Güvence ve Teminat
Sadaka, evrendeki en sağlam dayanışma ve güvence sistemidir. Cömertlik gösteren, zor zamanında yalnız kalmaz; hayatın akışında her zaman destekleyici güçlerle karşılaşır. ATB

İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!
Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!
Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!
Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!









