İslam’da adak ibadetinin hükümleri, gerçekleşmesi istenen ya da istenmeyen şartlara göre değişiyor.

Dinî kaynaklara göre bazı durumlarda malın üçte birini sadaka vermek yeterli olurken, kişinin kendisinin ve ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma düşmesi hâlinde yemin kefâreti gündeme geliyor.

Adak Nedir? Malın Tamamını Sadaka Olarak Adamak Caiz midir?

Adak, kişinin dinen yükümlü olmadığı bir ibadeti Allah’a söz vererek kendisi için gerekli hâle getirmesidir. Allah’ın rızasını kazanmak veya O’na şükretmek amacıyla adakta bulunmakta bir sakınca bulunmaz. Ancak dünyevî bir isteğin gerçekleşmesini sağlamak amacıyla şartlı adakta bulunmak dinî açıdan doğru görülmemiştir.

Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), adağın meydana gelecek olayları değiştirmeyeceğini, yalnızca cimrinin malını eksilteceğini bildirmiştir (Buhârî, Eymân, 26; Müslim, Nezir, 2-3).

İslam dini, ibadet amacıyla bile olsa kişinin kendisini ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerini geçim sıkıntısına sürüklemesini, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma düşmesini doğru bulmaz. Bu nedenle malının veya gelirinin tamamını sadaka olarak adamış olan kişinin durumuna göre hareket etmesi gerekir.

Dua Ve Sadaka Kaderi Değiştirir Mi Gençgazete (2)

İstenmeyen Bir Şart Gerçekleşirse Yemin Kefâreti Gerekir mi?

Bir kişi, gerçekleşmesini istemediği bir şarta bağlı olarak malının tamamını veya her ay aldığı maaşını sadaka vermeyi adamışsa bu söz, yemin hükmünde değerlendirilir.

Örneğin, “Bir daha yalan söylersem malımın tamamını sadaka vereceğim.” diyen kişinin bu sözü, belirtilen şartın gerçekleşmesi durumunda yemin hükmü kapsamında ele alınır. Bu durumda malının tamamını dağıtmak yerine yemin kefâreti vermesi yeterlidir.

Bu hüküm, İslam hukukunda adak ve yemin arasındaki ilişkiyi ele alan klasik fıkıh kaynaklarında da açıklanmaktadır (Serahsî, el-Mebsût, 8/135-136; Kâsânî, Bedâ’i, 5/90-91).

Dua Ve Sadaka Kaderi Değiştirir Mi Gençgazete (4)

İstenen Bir Şart Gerçekleşirse Malın Ne Kadarı Sadaka Verilmelidir?

Bir kişi, gerçekleşmesini arzuladığı bir şarta bağlı olarak malının veya gelirinin tamamını sadaka vermeyi adamışsa farklı bir hüküm söz konusu olur.

Örneğin, “Hastam iyileşirse malımın tamamını sadaka vereceğim.” diyen bir kimsenin adağı, bazı fakihlerin görüşüne göre malının veya gelirinin üçte birini sadaka vermesiyle yerine getirilebilir.

Bu konuda Hz. Peygamber’in (s.a.s.), malının tamamını bağışlamak isteyen bir sahabiye “Üçte biri senin için yeterlidir.” buyurduğu rivayet edilmiştir (Abdürrezzak, el-Musannef, 9/74; İbn Hibbân, Sahîh, 8/165).

İslam hukukunda kişinin kendi geçimini ve ailesinin ihtiyaçlarını gözetmesi de önemlidir. Bu sebeple ibadet amacıyla malın tamamını elden çıkararak kişinin kendisini ve ailesini muhtaç duruma düşürmesi uygun görülmez.

Dua Ve Sadaka Kaderi Değiştirir Mi Gençgazete (3)

Malın Üçte Birini Vermek de Ailenin Geçimini Zora Sokuyorsa Ne Yapılmalıdır?

Malının veya gelirinin tamamını sadaka vermeyi adayan kişi, malının üçte birini verdiğinde kendisinin ve ailesinin nafakasını sağlayamayacak ya da temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma düşecekse yemin kefâreti yeterli kabul edilir.

Çünkü kişinin gücünün yetmediği bir yükümlülüğü yerine getirmesi beklenmez. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Kim güç yetiremeyeceği bir adak adarsa onun kefâreti yemin kefâretidir.” (İbn Mâce, Keffârât, 17; Dârekutnî, es-Sünen, 5/279).

Bu hüküm, ibadetlerde kişinin gücünün ve sorumluluklarının dikkate alındığını göstermektedir. Sadaka vermek teşvik edilmiş olsa da kişinin kendisini ve ailesini temel ihtiyaçlardan mahrum bırakması istenmez.

Dua Ve Sadaka Kaderi Değiştirir Mi Gençgazete (6)

Yemin Kefâreti Nedir?

Yemin kefâreti, geçerli bir yeminin bozulması durumunda dinen yerine getirilmesi gereken kefârettir. Kur’an-ı Kerim’in Mâide suresi 89. ayetinde kefâretin temel hükümleri açıklanmıştır.

Buna göre kefâret, imkânı olan kişi için on yoksulu, ailesine yedirdiği ölçüde doyurmak veya giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Bunlara imkân bulamayan kişi ise üç gün oruç tutar.

Uygulamada, kefâretin nasıl yerine getirileceği ve ilgili şartlar konusunda kişinin kendi durumuna uygun dinî hükmü öğrenmesi önemlidir.

Dua Ve Sadaka Kaderi Değiştirir Mi Gençgazete (5)

İslam Hukukunda Mal Varlığının veya Gelirin Tamamını Adamanın Hükmü ve Sınırları

İslam dininde adak, kişinin dinen yükümlü olmadığı hâlde ibadet cinsinden bir şeyi Allah’a söz vererek kendi üzerine borç kılmasıdır.

Ancak bu ibadet niyetiyle dahi olsa, kişinin mal varlığının veya gelirinin tamamını tasadduk etmeyi adaması durumunda, konunun niteliğine (şartın türüne ve kişinin maddi durumuna) göre fıkhi hükümler değişiklik göstermekte ve İslam'ın denge ilkesi gözetilmektedir.

Dua Ve Sadaka Kaderi Değiştirir Mi Gençgazete (10)

Adak Kavramına Genel Bakış ve Temel İlkeler

  • Adağın Mahiyeti: Adak (nezir), kulun hiçbir dünyevi menfaat ummadan sırf Allah’ın rızasını kazanmak veya O’na şükretmek amacıyla ibadet niteliğindeki bir şeyi kendi adına gerekli kılmasıdır.

  • Şarta Bağlı Adakların Değeri: İslam alimleri ve hadis kaynakları, dünyevi amaçlarla ve belli şartlara bağlı olarak adakta bulunmayı doğru bulmamıştır. Hz. Peygamber (s.a.s.) adakların kaderin akışını değiştirmeyeceğini, gaybî takdiri öne alıp ertelemeyeceğini; aksine bu tür adakların sadece cimri kimselerin malından bir eksilmeye yol açacağını bildirmiştir (Buhârî, Eymân, 26; Müslim, Nezir, 2).

  • Güç Yetirilebilirlik İlkesi: İslam, insana kapasitesinin üstünde bir sorumluluk yüklemez. İbadet veya hayır amacıyla dahi olsa, kişinin tüm mal varlığını elden çıkarıp kendisini ve bakmakla yükümlü olduğu bireyleri yoksulluğa, başkalarına el açar duruma düşürmesini onaylamaz.

Dua Ve Sadaka Kaderi Değiştirir Mi Gençgazete (7)

Mal Varlığının veya Gelirin Tamamını Adama Durumunda Uygulanan Fıkhi Hükümler

Mal varlığının ya da düzenli gelirin tamamının tasadduk edilmesine yönelik adaklar, adağın bağlandığı şartın niteliğine göre üç ana kategoride ele alınır:

  1. Gerçekleşmesi İstenmeyen Bir Şarta Bağlanan Adaklar (Yemin Anlamı Taşıyanlar):

    • Malın veya gelirin tamamının tasadduk edilmesi, istenmeyen veya korkulan bir olayın gerçekleşmesi şartına bağlanmışsa (örneğin; "Bir daha yalan söylersem malımın tamamını tasadduk edeyim" veya "Her ay aldığım maaşımın tamamını vereyim" demek gibi), bu durum klasik fıkıh mezheplerine göre yemin anlamı taşır.

    • Bu tür durumlarda adağın aynen yerine getirilmesi gerekmez; yemin kefâreti ödenmesi yeterli görülmüştür (Serahsî, el-Mebsût; Kâsânî, Bedâ’i).

  2. Gerçekleşmesi Arzulanan Bir Şarta Bağlanan Adaklar:

    • Mal varlığının ya da gelirin tamamının tasadduk edilmesi, iyilik, şifa veya başarı gibi arzulanan bir şarta bağlanmışsa (örneğin; "Hastam iyileşirse bütün malımı bağışlayacağım" demek gibi), İslam fıkhındaki bazı temel görüşlere ve delillere dayanarak adağın tamamı değil, üçte biri (1/3) tasadduk edilerek adak yerine getirilmiş sayılır (İbn Kudâme, el-Muğnî; İbn Abdilber, el-Kâfî).

    • Sünnetten Dayanak: Hz. Peygamber (s.a.s.), malının tamamını bağışlamak (tasadduk etmek) isteyen bir sahabiye "Üçte biri senin için yeterlidir" buyurarak ölçülü olmayı tavsiye etmiştir (Abdürrezzak, Musannef; İbn Hibbân, Sahîh). Bu uygulama, miras hukukundaki üçte bir sınırıyla da paralellik gösterir.

  3. Geçim Sıkıntısına ve Muhtaçlığa Yol Açan Adaklar:

    • Malın veya gelirin tamamı tasadduk edildiğinde, kişinin kendisinin ve ailesinin temel geçimini (nafakasını) sağlayamayacak duruma gelmesi halinde, adanan şey "güç yetirilemeyen" bir nitelik kazanır.

    • Bu durumda adak hükmünü yitirir ve kişiye yemin kefâreti yeterli olur. Nitekim Resûlullah (s.a.s.) bu hususu net bir şekilde şu hadisle ifade etmiştir: “Kim güç yetiremeyeceği bir adak adarsa onun kefâreti yemin kefâretidir.” (İbn Mâce, Keffârât, 17; Dârekutnî, es-Sünen).

Dua Ve Sadaka Kaderi Değiştirir Mi Gençgazete (9)

  • Yemin Kefâretinin Kapsamı: Adak yerine yemin kefâreti verilmesi gerektiği durumlarda, kefaret sırasıyla on fakiri orta halli bir şekilde doyurmak ya da giydirmek, buna güç yetiremeyenler için ise aralıksız üç gün oruç tutmaktır.

  • Toplumsal Denge ve Sosyal Sorumluluk: İslam'da yardımlaşma ve sadaka teşvik edilmiştir ancak bu teşvik, bireyin sosyal güvenlik ve aile bireylerinin hakkını ihlal etmeyecek dengeli bir yapı üzerine kurulmuştur. Fertlerin kendi elleriyle muhtaç duruma düşmesi, İslam'ın "yardım alan değil, veren el olma" prensibiyle çelişir. Dolayısıyla hayırda dahi aşırılıktan kaçınmak esastır. ATB

Dua Ve Sadaka Kaderi Değiştirir Mi Gençgazete (8)

İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!

Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!

Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!

Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!

Kaynak: www.kurul.diyanet.gov.tr