Tebliğ, Müslüman kardeşimizi hatasında uyarmaktır. Asır Suresinde Cenabı Hak " Andolsun ki insanlar hüsran içindedirler. Ancak iman edip salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna " buyuruyor. Makamı mevkisi ne olursa olsun uyarmak. Eğer çeşitli endişelerimizden (korkularımızdan) dolayı hakkı söyleyemez isek, Peygamber Efendimiz (sav) böyle yapanlar için; dilsiz şeytandır, buyuruyor.
Cenabı Mevla'mız ;
De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, Peygamberinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez." buyuruyor. Öyleyse ya hakkı söyleyeceğiz, ya da fasık olacağız. Biz hakkı söyleyen taraftayız elhamdülllah.
Sözün nereye geleceği belli. Milli piyango çekilişinin İnegöl de yapılmış olması Müslümanları rencide etti. Ak Parti'ye, Alinur AKTAŞ' a oy verenleri hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü; Milli piyango kumardır ve haramdır. Allah CC yasaklamıştır.
Diğer taraftan Sayın Başkan'ın kendini savunuş şekli de eleştiriye açık. Rahmetli Timurtaş Hoca'nın oğlunun zamanında bu kurumun başında oluşu neyi değiştirir? Haramsa O'na da haram diğerine de. İsterse peygamber torunu olsun ne fark eder? Haram haramdır. Milli Piyango idaresi başkanının sizi aradığını ve çekilişi İnegöl'de yapmak istediklerini bizzat size sorduğunu söylüyorsunuz. İnegöl'ün tanıtımı için olur demişsiniz. İşte bu olur Sayın Başkanım sizi manevi olarak sorumluluk altına almaz mı ? İyi niyet de olsa sorumluluk size ait. Bir TL bile kasamızdan çıkmaması çok önemli değil. İsterseniz İnegöl'ün tanıtımı için milyonlar harcayın. Kimsenin itirazı olmaz. Ama böyle bir gerekçenin arkasına saklanamazsınız. Diğer taraftan siz Milli piyangoyu İnegöl gündemine getirip bir çeşit pazarlama yapıyorsunuz. Meşrulaştırıyor ve insanları dolaylı olarak günaha teşvik etmiş oluyorsunuz. Harama destek olan, getiren götüren, hizmet eden bir şekilde ilişkisi olan herkes bu suça ortak olmuş olur, inancımıza göre.
Tabi benim burada bir itirazım daha olacak. Niçin bu kadar tepki oldu anlayamadım? Ak Parti'nin günah galerisinde bundan daha feci işler var. Milli piyango çekilişinin İnegöl'de çekilecek olması bunun yanında devede kulak sayılır. Örnek mi; Zina nın serbest olması, domuzun kasaplık et sınıfına alınması, eşcinselliğin legalleştirilmesi, anne sütü bankası ile toplumun kökünün dinamitlenmesi ve son olarak özgürlük adı altında Allah tanımaz ateistlerin derneklerini kurup Müslüman mahallesinde salyangoz satması, hep bu zihniyetin tezahürü değil midir ? 12 yıl önce bu memlekette iki adet şans oyunu vardı. Bugün bu devletin himayesinde 12 adet artırılmıştır.
Diyanet'in Kutlu Doğum haftasında işlediği tema; " Din samimiyettir". Herkesi samimiyete davet etti. Çok ta doğru bir tebliğ. En çok ihtiyaç duyduğumuz " Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" prensibini bize hatırlattı. Allah razı olsun. Tam da Kutlu Doğum haftasına denk gelen bu çekiliş, Kutlu doğuma yakıştı mı peki?
Bir eleştirimiz de sivil toplum kuruluşlarına. Edindiğim bilgiye göre bu durumu basın açıklaması ile eleştirmek için bir araya gelmişler. Çıkan sonuç şu ; Bizim belediye ile bazı işlerimiz oluyor. Onlardan destek alıyoruz. Şimdi karşısına çıkıp sıkıntı olmasın. Boşver demişler. Bizzat gidip, lafı eğip bükerek" yapmasaydın iyiydi "diyelim yeter demişler.
Bu dakikadan sonra ortalarda dolaşıp da samimiyetten nasıl bahsedecekler? Yazımızın başındaki ayetler herkesi ilgilendirmiyor mu ? Siz bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle, dilinizle ve en son kalbinizle te'lin etmekle emrolunmadınız mı ? Ama siz hep kalp boyutundasınız. Başkan'dan değil Allah'tan korkun. Hem sizin korktuğunuz başkan, sizin bu uyarınıza belki de olumlu tepki verip yanlışından dönecekti. Sizin ödlekliğiniz yüzünden hatasında kala kaldı. Yarın kıyamette " Ya rabbi ben bir hata ettim ama bunlar da beni uyarmadı" deyip sizi de bu günaha ortak edebilir. Ve etmelidir de.
Ben Sayın Başkanı eleştirirken bazı sıkıntıları göze almaz isem aynı vebali bana da yükler. Başkanın eleştirilere tahammülü fazla olmasa da yarın bizi iyi anlayacaktır. Biz Allah rızası için onu uyarırız. Binlerce alkışlayanı var zaten. Bence idarecilerin alkışa değil uyarılmaya ve uyandırılmaya ihtiyacı var. En tehli durum bu kadar kalabalığın içinde yalnız kalmaktır. Uyarılmamak. Osmanlı zamanında bu böyle olmuş. " Gururlanma padişahım senden büyük Allah var" demek bir gelenek haline gelmiş. Asrı Saadet'te ölümü hatırlatsın diye Hz Ömer parayla adam tutmuş , aman gafil avlanmayayım diye. Şeytana, nefsime, gururuma mağlup olmayayım diye.
Biz de idarecilerimize tüm işlerini ölüme göre planlamalarını ve her yaptıklarının bir hesabı olacağını hatırlatıyoruz.
Mülk Allah'ındır ve ölüm yakındır. Şahit ol ya Rabb
Selam ve dua ile.
Bir sonraki yazımız " ÖZGÜRLÜK TERANESİ "
.