Nurettin Yıldız
nurettin@yildiz.com

Kör kim? (1)

05 Nisan 2020 / Pazar 13:14:28 | YAZARLAR | Nurettin Yıldız

Görmek var görmekten ötede. Metreler ötesini görmekle öteler ötesini görmek bir tutulur ve iki görmeye de ‘görmek’ adı verilirse gözlerden birine yazık edilir.

Menfaatiyle sınırlı alanı görenin, insanlık adına bakanın gördüğü ile aynı gözü paylaşıyor olmaları ‘görme’ işinde aynı olmalarını gerektirmez. Önüne konanı izleyebilenle, kendisinden kaçırılmak isteneni bile izleyebilen aynı tutulamaz.

Bakma açısından insanı ikiye ayırmak mümkündür: Sadece göz organı ile görebilenler bir grup, gözlerinin yanında kalplerini de görmek için devrede tutabilenler de başka bir grup olmalıdır.

En ince filtreyi bile aşamayan gözün sahibi az görüyordur, gördüğünden sonuç çıkarabilecek bir bakışı olamaz onun. Filtreler ve perdelerden etkilenmeyen gözlerin sahipleri ise iyi görürler. Kendileri için de görürler diğer insanlar için de.

Kendilerini çevreleyen olayların kara bulutlar gibi çoğaldığı zamanlarda görebilme kabiliyetini yitirenler sadece görememekle yetinip kalsalardı sakıncaları da olmayacaktı.

Hem göremeyip hem başkalarının görmelerini engellediklerinde ise çift körlük yaşamış oldular. Kendileri gibi mesuliyetini taşıdıkları çocuklarını, eşlerini körü körüne erittiler. Görme alanlarının ötesine yürümek isteyenleri yanlışla itham edebildiler.

Bakarkör olmaları ise dışarıdan izleyenler için bir aldatıcı oldu. Bakışları tuzak görevi yaptı. Bakıyor ama göremiyor olmaları anlaşıldığında ise geri dönülemez noktada bulunuyorlardı.

Bakar ama görmezlerin kendilerini ve onlarla yürüyenleri zarara uğratmaları elbette Allah Teâlâ’nın hesabını soracağı işlerdendir.

Sağlıklı evlatlarına bakıp onları Rabbinin nimeti olarak göremeyenler, eşine bakıp onu cennet yoldaşı olarak anlayamayan, kapısını kilitleyip içinde güvenle oturduğu evini fani dünya için yeterli bir nimet olarak hissedemeyenler sözünü ettiğimiz bu bakar ama görmezliği yaşayanlardandırlar.

Kur’an’ı okumak hatta tefsirini anlayacak şekilde onu takip etmek durumunda olduğu hâlde, mushafın üzerindeki ayetleri görüp o ayetlerde Allah’ın kudretini göremeyenler gördüklerine dair hangi belgeyi ispat edebilirler acaba?

Elindeki Kur’an’a bakarken bile kendisinin yarınından tereddüdü olanlar, Kur’an’daki ‘Allah’ın vaadinin hak olduğu’ ayetini göremedikten sonra görür olduklarını nasıl iddia edebilirler? (DEVEM EDECEK)

 

 

 

 

 

Tüm Yorumları Göster (0)