Bugün İnegöl’ün güney ve batısındaki dağlık alanlar daha çok yaylaları, ormanları ve doğal güzellikleriyle biliniyor. Ancak bu dağların geçmişi, Bursa ve Uludağ çevresindeki Hristiyan manastır geleneğiyle birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir soru ortaya çıkıyor:
Geçmişte İnegöl’ün yüksek kesimleri de keşişlerin inziva alanlarından biri miydi?
Tarih araştırmalarında Uludağ’ın Bizans döneminde önemli bir manastır merkezi olduğu biliniyor. Akademik çalışmalarda, dağın özellikle 8. ve 11. yüzyıllar arasında Bizans manastır yaşamının merkezlerinden biri haline geldiği, eteklerinde, vadilerinde ve çevresinde çok sayıda manastır ve inziva yerinin bulunduğu aktarılıyor.
Bu nedenle dağın eski adı da “Keşişlerin Dağı” anlamındaki Oros ton Kalegeron olarak kayıtlara geçti.
ULUDAĞ SİLSİLESİ İNEGÖL’E KADAR UZANIYOR
İnegöl açısından dikkat çeken ayrıntı ise Uludağ’ın yalnızca bugünkü zirve bölgesinden ibaret görülmemesi.
Bölge tarihine ilişkin bazı çalışmalarda Uludağ’ın, Mustafakemalpaşa’dan başlayarak İnegöl’e kadar uzanan bir dağ silsilesi oluşturduğu ifade ediliyor. Bu coğrafyada geçmişte keşişlerin inziva yaşamı sürdürdüğüne ilişkin tarihsel anlatımlar da bulunuyor.
Bu durum, İnegöl’ün özellikle yüksek ve ormanlık kesimlerinin de geçmişte dini inziva amacıyla kullanılmış olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
İNZİVA İÇİN NEDEN DAĞLAR TERCİH EDİLİYORDU?
Bizans dönemindeki keşişler, toplumdan uzaklaşıp ibadet ve inziva hayatı sürdürebilmek için ulaşılması zor, ormanlık ve sakin bölgeleri tercih ediyordu.
Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesinde hazırlanan akademik çalışmalarda da Uludağ’ın ormanları ve ulaşılması güç coğrafyasının münzevi keşişlere mahremiyet sağladığı, özellikle ikonoklazm döneminde bazı keşişlerin baskılardan uzaklaşmak için bu bölgeye sığındığı belirtiliyor.
Dolayısıyla bugün İnegöl’ün yüksek kesimlerinde bulunan bazı tenha vadiler, mağaralar veya eski yerleşim izleri tarih araştırmaları açısından ayrı bir önem taşıyabilir.
ANCAK KESİN BİR KANIT YOK
Tarihçilerin ve arkeologların dikkat etmesi gereken nokta ise burada başlıyor.
İnegöl’ün belirli bir yaylasında veya dağında “şu keşiş inzivaya çekildi” şeklinde kesinleşmiş bir arkeolojik bulguya şu an için rastlanmıyor.
Bu nedenle İnegöl’ün yükseklerinde keşişlerin yaşadığı iddiasını kesin bir tarihsel gerçek olarak ortaya koymak yerine, Uludağ ve çevresindeki güçlü manastır geleneğinin İnegöl’e kadar uzanan dağlık coğrafyada ne ölçüde etkili olduğunun araştırılması gereken bir konu olduğu söylenebilir.
İnegöl’ün yüksek kesimlerinde yapılacak arkeolojik ve yüzey araştırmaları, eski kilise, manastır, kaya hücresi veya başka dini yapı kalıntılarının bulunup bulunmadığı konusunda daha net sonuçlar ortaya koyabilir.
Bugün İnegöl’ün dağlarında sessizce yükselen ormanların arasında böyle bir geçmişin izlerinin bulunup bulunmadığı ise henüz cevabı kesinleşmemiş tarihi bir soru olarak duruyor.






