Ege Denizi’nde meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki deprem sonrası gözler İstanbul ve Marmara Bölgesi’ne çevrildi. Prof. Dr. Osman Bektaş, Ege’deki sarsıntının İstanbul’da beklenen depremle doğrudan ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek “deprem göçü” yorumlarına dikkat çekti.
Ege Denizi’nde deprem
Ege Denizi’nde meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki deprem bölgede kısa süreli paniğe neden oldu. AFAD verilerine göre sarsıntı 5,46 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Depremin ardından sosyal medyada Ege’deki hareketliliğin Marmara ve İstanbul’da beklenen depremle bağlantılı olup olmadığı tartışılmaya başlandı.
Bektaş’tan “deprem göçü” açıklaması
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Ege’de meydana gelen depremin ardından Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) bölgedeki yapısına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Bektaş, KAF’ın Ganos’tan sonra tek bir fay hattı şeklinde İstanbul’a doğru ilerlemediğini belirtti. Marmara ve Kuzey Ege’de fay sisteminin çok kollu ve parçalı bir yapıya sahip olduğunu ifade etti.
Bu nedenle Ege’de meydana gelen depremlerin İstanbul yönüne doğru bir “deprem göçü” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Geçmiş depremleri örnek gösterdi
Bektaş, değerlendirmesinde bölgede geçmiş yıllarda meydana gelen depremlere de dikkat çekti.
1975 yılında 6,6, 1983 yılında 6,9 ve 2014 yılında 6,9 büyüklüğünde depremlerin yaşandığını hatırlatan Bektaş, bu sarsıntıların Ege uzantısındaki fay sistemindeki hareketliliğin geçmişten bu yana devam ettiğini gösterdiğini belirtti.
“İstanbul’un deprem habercisi değil”
Bektaş’ın değerlendirmesine göre Ege’de yaşanan sarsıntının ardından İstanbul’da beklenen büyük depremin yakınlaştığı yönünde doğrudan bir çıkarım yapmak mümkün değil.
Uzman, Marmara ve Kuzey Ege’deki fayların farklı kollara ayrılan yapısına dikkat çekerek, bölgedeki her depremi İstanbul’daki deprem beklentisiyle ilişkilendirmenin doğru olmayacağını ifade etti.








