Güneş Sistemi, milyarlarca kilometrelik genişliği, gezegenleri, uyduları ve keşfedilmeyi bekleyen gizemleriyle bilim dünyasının en önemli araştırma alanlarından biri olmaya devam ediyor.
Günümüzde Güneş Sisteminde resmi olarak kabul edilen 8 gezegen bulunurken, geçmişte dokuzuncu gezegen olarak kabul edilen Plüton, 2006 yılında yapılan düzenlemeyle cüce gezegen sınıfına alındı.

Güneş Sistemindeki Gezegenler ve Uydular Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Gezegen ve uydu ne anlama geliyor?
Gezegen; bir yıldızın çevresinde dolanan, kendi kütle çekimi sayesinde yaklaşık yuvarlak şekil alan ve yörüngesinde baskın konumda bulunan gök cismidir. Bir gök cisminin gezegen kabul edilmesi için bu üç temel özelliği taşıması gerekir.
Uydu ise bir gezegenin, cüce gezegenin veya başka bir gök cisminin çevresinde doğal olarak dönen gök cisimlerine verilen isimdir. Dünya’nın doğal uydusu Ay olurken, Mars’ın Phobos ve Deimos isimli iki uydusu bulunur.

Güneş Sistemi'nde 8 gezegen ve bu gezegenlerin etrafında dönen bilinen 290'dan fazla doğal uydu bulunur (cüce gezegenler ve asteroitlerin uyduları eklendiğinde bu sayı 450'yi aşar).
-
Gezegen: Bir yıldızın (Güneş) etrafında bağımsız bir yörüngede dönen, kendi yerçekimiyle yuvarlak bir şekil alacak kütleye sahip ve yörünge bölgesindeki diğer enkazı/gök cisimlerini temizlemiş baskın gök cismidir.
-
Uydu: Bir gezegenin, cüce gezegenin veya asteroidin kütleçekimine kapılarak onun etrafında periyodik olarak dönen doğal gök cisimleridir (örneğin Dünya'nın uydusu Ay).
Güneş Sistemi’nde 8 gezegen bulunuyor
Güneş Sistemi’nde Güneş’e yakınlık sırasına göre Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün olmak üzere 8 gezegen yer alıyor.
Merkür, Güneş’e en yakın ve en küçük gezegen olarak bilinirken; Venüs yoğun atmosferi nedeniyle Güneş Sistemi’nin en sıcak gezegenidir. Dünya, üzerinde bilinen yaşam bulunan tek gezegendir ve bir doğal uyduya sahiptir.
Mars, kızıl görünümü nedeniyle “Kızıl Gezegen” olarak adlandırılır. Jüpiter Güneş Sistemi’nin en büyük gezegenidir ve gaz devi olarak bilinir.
Satürn ise belirgin halkalarıyla dikkat çeker. Uranüs ve Neptün ise buz devi gezegenler arasında yer alır.
Plüton neden artık gezegen sayılmıyor?
Plüton, uzun yıllar boyunca Güneş Sistemi’nin dokuzuncu gezegeni olarak kabul edildi. Ancak bilimsel gelişmeler sonucunda yapılan yeni değerlendirmelerle Plüton’un gezegen tanımındaki tüm şartları karşılamadığı belirlendi.
Uluslararası Astronomi Birliği, 24 Ağustos 2006 tarihinde yaptığı oylama sonucunda Plüton’u gezegen sınıfından çıkararak “cüce gezegen” kategorisine aldı.
Plüton’un gezegenlikten çıkarılmasının temel nedeni, kendi yörüngesinde baskın bir konuma sahip olmamasıydı.
Plüton, Kuiper Kuşağı adı verilen bölgede kendisine benzer birçok gök cismiyle birlikte bulunuyor.
Plüton ne zaman keşfedildi?
Plüton, 18 Şubat 1930 tarihinde Amerikalı astronom Clyde Tombaugh tarafından keşfedildi. Keşif, Arizona’daki Lowell Gözlemevi’nde yapılan çalışmalar sonucunda gerçekleşti.
Plüton’un keşfedilmesinde, Neptün’ün yörüngesindeki bazı düzensizliklerin daha uzakta bulunan başka bir gezegenden kaynaklanabileceği düşüncesi etkili oldu.
Plüton’un özellikleri neler?
Plüton, Güneş Sistemi’nin Kuiper Kuşağı bölgesinde bulunan bir cüce gezegendir. Güneş’e ortalama yaklaşık 5,9 milyar kilometre uzaklıkta yer alır.
Bir yılı yaklaşık 248 Dünya yılı süren Plüton’un kendi ekseni etrafındaki dönüşü yaklaşık 6,4 Dünya günü sürer. Çapı yaklaşık 2.377 kilometre olan Plüton’un yüzeyi büyük ölçüde donmuş azot, metan ve karbonmonoksitten oluşur.
Plüton’un bilinen beş uydusu vardır. Bunlar Charon, Styx, Nix, Kerberos ve Hydra’dır. En büyük uydusu Charon, Plüton’a oldukça yakın büyüklükte olduğu için bu sistem bazı bilim insanları tarafından çift cüce gezegen sistemi olarak değerlendirilir.
-
Çapı yaklaşık 2.376 km'dir (Ay'dan ve hatta bazı uydulardan daha küçüktür).
-
Yüzeyi ağırlıklı olarak azot, metan ve karbonmonoksit buzlarıyla kaplıdır.
-
En büyüğü Charon olmak üzere Nix, Hydra, Kerberos ve Styx adında toplam 5 uydusu vardır. Charon, Plüton'a kıyasla o kadar büyüktür ki ikisi ortak bir kütle merkezi etrafında döner (ikili sistem).
Plüton Ne Zaman, Kim Tarafından, Neden Çıkarıldı?
-
24 Ağustos 2006 tarihinde Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) Genel Kurulu'nda yapılan oylamayla gezegen statüsünden çıkarıldı.
-
Nedeni: 2000'li yıllarda Plüton'un bulunduğu Kuiper Kuşağı'nda Eris, Haumea, Makemake gibi Plüton boyutlarında birçok yeni gök cismi bulundu. IAU, gezegen tanımına şu 3 şartı getirdi:
-
Güneş etrafında dönmeli,
-
Kendi kütleçekimiyle küresel olmalı,
-
Yörüngesinin çevresini temizlemiş (bölgenin baskın kütlesi) olmalı.
-
-
Plüton ilk iki şartı sağlasa da yörüngesini Kuiper Kuşağı'ndaki diğer buzlu cisimlerden temizleyemediği ve Neptün'ün yörüngesiyle kesiştiği için "Cüce Gezegen" sınıfına dahil edildi.
Güneş Sistemi’nde yeni bir gezegen olabilir mi?
Bilim insanları, Neptün’ün ötesinde henüz keşfedilmemiş büyük bir gezegen bulunabileceği ihtimali üzerinde araştırmalar yapıyor. “Dokuzuncu Gezegen” olarak adlandırılan bu olası gezegenin varlığı, bazı uzak gök cisimlerinin hareketlerindeki sıra dışı düzenlerle ilişkilendiriliyor.
Ancak söz konusu gezegen henüz doğrudan gözlemlenmediği için varlığı kesin olarak kanıtlanmış değil. Bilim insanlarının Güneş Sistemi üzerindeki araştırmaları devam ederken, gelecekte yeni gök cisimlerinin keşfedilmesi mümkün görünüyor.
Güneş Sistemi'nin bilinen sınırlarının çok ötesinde (Kuiper Kuşağı ve Oort Bulutu bölgesinde), henüz teleskoplarla doğrudan görüntülenememiş "Gezegen Dokuz" (Planet Nine) veya "Gezegen X" olarak adlandırılan devasa bir gök cisminin varlığı araştırılmaktadır.
Uzak trans-Neptün nesnelerinin yörüngelerindeki çekimsel sapmalar ve kümelenmeler, Dünya'dan 5-10 kat daha büyük kütleli bir gezegenin var olabileceğine dair güçlü matematiksel ipuçları sunmaktadır.

Gezegen Dokuz (Planet Nine) hipotezi, Güneş Sistemi'nin en dış sınırlarında (Neptün'ün çok ötesinde), Dünya'dan yaklaşık 5 ila 10 kat daha büyük kütleye sahip, henüz doğrudan gözlemlenememiş bir buz devi gezegenin var olduğunu öne süren teoridir.
Bu hipotez, 2016 yılında Caltech gökbilimcileri Konstantin Batygin ve Mike Brown tarafından ortaya atıldı. Varlığı doğrudan bir görüntüye değil, çekimsel etki analizlerine ve matematiksel simülasyonlara dayanır.ATB

İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!
Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!
Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!
Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!











