Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, aynı işverene bağlı iş yerlerinde farklı dönemlerde çalışan işçilerin yıllık izin hesabını yakından ilgilendiren önemli bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, önceki çalışma döneminde yıllık izinlerin kullanılmış veya kullanılmayan izin ücretlerinin ödenmiş olmasının, bu dönemdeki kıdemin sonraki çalışma döneminde hak kazanılacak yıllık izin gün sayısının hesabında dikkate alınmasına engel olmadığına hükmetti. Karar, emekli olduktan sonra aynı işveren yanında çalışmaya devam eden EYT’liler açısından da önem taşıyor.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 31 Mart 2026 tarihli, 2026/572 Esas ve 2026/2864 Karar sayılı dosyasında yıllık ücretli izin sürelerinin nasıl hesaplanacağına ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yapıldı.

Karara göre bir işçinin aynı işverene bağlı olarak gerçekleştirdiği önceki çalışma, o dönemin izinleri kullanılmış veya izin ücretleri ödenmiş olsa dahi sonraki dönemde yıllık izin gün sayısını belirleyen hizmet süresinin hesabında dikkate alınacak.

Yargıtay’ın yıllık izin kararına konu dava nasıl başladı?

Dava, aynı işverene bağlı iş yerinde iki ayrı dönemde çalışan bir tanker sürücüsünün başvurusu üzerine görüldü.

Dosyaya göre işçi, 9 Nisan 2015-31 Aralık 2018 tarihleri arasındaki ilk çalışma döneminin ardından 1 Ocak 2019’da yeniden çalışmaya başladı ve ikinci çalışma dönemi 2021 yılında sona erdi. İşçi, yıllık izinlerinin eksik hesaplandığını ileri sürerek işçilik alacaklarının ödenmesini talep etti.

İlk derece mahkemesi, işçinin iki çalışma dönemindeki toplam hizmet süresini 6 yıl 5 ay 2 gün olarak belirledi ve davayı kısmen kabul etti.

İşveren “İlk dönem tasfiye edildi” dedi

İşveren tarafı ise ilk çalışma dönemine ilişkin tazminat, ücret ve yıllık izin alacaklarının ödendiğini savundu.

Dosyaya yansıyan bilgilere göre ilk dönem için işçiye net 27 bin 624 lira 90 kuruş ödeme yapıldığı belirtildi. İşveren, 1 Ocak 2019 itibarıyla yeni bir iş ilişkisinin başladığını ve yıllık izin hesabının da bu tarihten itibaren yeniden yapılması gerektiğini ileri sürdü.

İstinaf işvereni haklı buldu

Dosyanın taşındığı Bölge Adliye Mahkemesi, ilk çalışma döneminin tasfiye edildiğini kabul etti.

İstinaf mahkemesi, ilk dönemdeki yıllık izin alacağının da tasfiye edildiği ve ikinci döneme ilişkin izinlerin kullandırıldığı gerekçesiyle yıllık izin ücreti talebinin reddedilmesine karar verdi.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önüne geldi.

Yargıtay kararı bozdu

Yargıtay, yıllık izin hesabı yönünden Bölge Adliye Mahkemesinin değerlendirmesini hatalı buldu.

Yüksek Mahkeme, ilk dönemde yıllık izinlerin kullanılmış veya kullanılmayan izinlerin ücretlerinin ödenmiş olmasının, ilk dönemde oluşan hizmet süresinin ikinci dönemdeki yıllık izin gün sayısının belirlenmesinde hesaba katılmasını engellemeyeceğini belirtti.

Yargıtay bu gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozarak dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilgili mahkemeye gönderdi.

EYT ile emekli olup aynı iş yerinde çalışanları nasıl etkiliyor?

Karar özellikle EYT düzenlemesinden yararlanarak emekli olduktan sonra aynı işveren yanında yeniden çalışmaya başlayan işçiler açısından önem taşıyor.

Örneğin bir çalışanın emeklilik öncesinde aynı işverende uzun yıllar çalışmış olması halinde, Yargıtay’ın bu kararındaki yaklaşım doğrultusunda önceki hizmet süresinin emeklilik sonrası dönemde yıllık izin gün sayısının tespitinde yok sayılmaması gerekiyor. Habertürk de kararın EYT kapsamında emekli olup aynı iş yerinde yeniden çalışanları yakından ilgilendirdiğine dikkat çekti.

Ancak karar, emeklilikten önce kullanılmış yıllık izinlerin yeniden işçiye verilmesi veya daha önce ödenmiş izin ücretlerinin ikinci kez ödenmesi anlamına gelmiyor.

Yargıtay’ın bozma gerekçesi, önceki hizmet süresinin yeni dönemde işçinin kaç günlük yıllık izne hak kazanacağının hesabında dikkate alınmasıyla sınırlı.

Yıllık izin 14 günden 20 güne çıkabilir

4857 sayılı İş Kanunu kapsamında yıllık ücretli izin süreleri hizmet süresine göre değişiyor.

İşçilere;

  • 1 yıldan 5 yıla kadar, 5 yıl dahil, en az 14 gün,

  • 5 yıldan fazla ve 15 yıldan az hizmeti bulunanlara en az 20 gün,

  • 15 yıl ve üzerindeki çalışanlara en az 26 gün

yıllık ücretli izin verilmesi gerekiyor. Ayrıca 18 yaş ve altındaki işçiler ile 50 yaş ve üzerindeki çalışanların yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamıyor.

Bu nedenle önceki hizmet süresinin hesaba katılıp katılmaması, çalışan açısından yıllık izin hakkının örneğin 14 gün yerine 20 gün veya 26 gün olarak belirlenmesinde doğrudan etkili olabiliyor.

Aynı işverendeki çalışma süreleri birleştiriliyor

İş Kanunu’nun yıllık izin hesabına ilişkin düzenlemesinde, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli iş yerlerindeki çalışma sürelerinin birlikte dikkate alınması öngörülüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının açıklamalarında da yıllık izin hakkının aynı işverene bağlı hizmet süresi üzerinden belirlendiği ifade ediliyor.

Yargıtay’ın son kararında da bu yaklaşım doğrultusunda önceki çalışma dönemindeki hizmet süresinin yıllık izin kıdeminden tamamen çıkarılamayacağı sonucuna varıldı.

Kıdem tazminatını alanların eski hizmeti de sayılacak mı?

Kararın en önemli ayrıntılarından biri, yıllık izin hesabı ile kıdem tazminatı hesabının birbirinden ayrılması oldu.

Yargıtay somut davada, ilk çalışma döneminin kıdem tazminatı bakımından tasfiye edildiği yönündeki değerlendirmeyi bozmadı. Bozma kararını yalnızca yıllık izin hesabına ilişkin verdi.

Dolayısıyla karar, “önceki döneme ilişkin tüm işçilik hakları yeniden doğar” şeklinde yorumlanmamalı.

Emekli çalışanın yıllık izni sıfırlanıyor mu?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararındaki yaklaşım uyarınca aynı işveren yanında yeniden çalışan işçinin önceki hizmet süresi, yıllık izin gün sayısının belirlenmesi bakımından sıfırlanmış kabul edilmiyor.

Önceki dönemin izinlerinin kullanılmış veya ücretinin ödenmiş olması da bu hizmet süresinin sonraki çalışma dönemindeki izin kıdeminde dikkate alınmasına engel oluşturmuyor.

Karar bu yönüyle, özellikle emeklilik nedeniyle çıkış işlemi yapıldıktan sonra aynı işveren yanında çalışmayı sürdüren işçilerin yıllık izin hesaplarında yaşanan uyuşmazlıklar açısından önemli bir içtihat niteliği taşıyor.

Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2026/572 Esas, 2026/2864 Karar, 31.03.2026.

Kaynak: www.birgun.net