15 Tatil geldi, çattı.

Nasip olursa bugün okullarda talebeler ilk dönemin karnelerini alacaklar. Bazılarımız üzülecek bazılarımız sevinecek.

Hayat bu , kimimizi güldürür ,kimimizi ağlatır.

Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? ilahi emri mucibince çalışan ,bilen karşılığını alacak, çalışmayan, bilemeyen de maalesef...

Eğitim mi -öğretim mi ? Talim mi-terbiye mi? İlim mi -ahlak mı? Disiplin mi -özgürlük mü? Sanat mı-spor mu? Talebe merkezli mi-muallim merkezli mi? Sınav mı-performans mı? Test mi -Klasik mi?

Eğitimle ilgili çok şeyler sorulabilir, çok şeyler tartışılabilir, çok sözler serdedilebilir.

Uzun uzun paneller , seminerler yapılabilir.

Eğitim adına yapılacak, her yatırım , her faaliyet, her girişim güzeldir ,olumludur ve gecikmeden yapılmalıdır. Çünkü vakit geçiyor ve eğitimle ilgili sıkıntılar, gençlikle ilgili dertler çözüm bekliyor.

Anlayacağınız Eğitim Şart

Karneler elimizde ,tatil cebimizde.

Karne durumu ne olursa olsun her talebe için bu 15 tatili iyi değerlendirmeli, eğlenerek, dinlenerek öğrenmeli, eksiklerini tamamlamalıdır.

Dünya'ya gelen her fert değerlidir ve Yüce Allah insanı eşrefi mahlukat olarak yaratmıştır. Bu cihetle karnesi zayıf olan talebe de ila-nihaye başarısız, değersiz ve tembel değildir. Zaten şu an ki eğitim değerlendirmeleri de tam manasıyla doğru değerlendirme değildir.

Bu cihetle de bakacak olursak kıymetli talebeler sizler karnelerinizdeki kırıklara bakıpta hayata ve muallimlere kırılmayın. Aşağıdaki hikayeyi hepimize doğru mesaj vermesi umuduyla nazarınıza sunuyorum. Hepimize iyi tatiller diliyorum.

Hindistan'da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan efendisinin evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde efendisinin evine 1,5 kova su götürebilmiş.

Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş. İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş:

"İki yıldır çatlağımdan su sızdırdığımdan dolayı görevimin yarısını yerine getirebildiğim için kendimden utanıyor ve senden özür diliyorum." demiş.

Sucu şöyle demiş:

"Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum."

Gerçekten de tepeyi tırmanırken patikanın bir kenarındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş. Sucu kovaya sormuş:

"Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi? Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronun sofrasını süsledim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşamayacaktı."

Hepimizin şu hayatta yapabileceği, başarılı olabileceği bir şeyler muhakkak vardır. Hepimiz aslında çatlak kovalarız. Allah'ın büyük planında hiçbir şey ziyan edilmez. Kusurlarımızdan korkmadan ,telafi etmeye, onları yenmeye çalışmalı ve gerçek gücümüzü, istidatlarımızı bi şekilde ortaya çıkarmalıyız. Sonuçta biz de güzelliklerin yaşanmasına sebep olabiliriz.

Selam ver dua ile...

.