Deniz dibi, sanılanın aksine geceden değil ışığın fiziksel sınırlarından dolayı karanlıktır. Güneş ışığı suya girdiği anda zayıflamaya başlar ve derinlere indikçe tamamen kaybolur. Bunun birkaç temel nedeni vardır:
1) Işık Suda Hızla Soğurulur
Su, havaya kıyasla ışığı çok daha güçlü biçimde emer (soğurur). Güneş ışığı deniz yüzeyinden geçtikten sonra:
-
Enerjisinin büyük kısmını ilk metrelerde kaybeder,
-
Derine indikçe ışık şiddeti hızla azalır.
Yaklaşık 200 metre derinlikten sonra Güneş ışığı pratikte yok denecek kadar azdır. Bu seviyenin altı “ışığın ulaşmadığı bölge” olarak kabul edilir.
2) Renkler Sırayla Kaybolur
Güneş ışığı tek renk değil, farklı dalga boylarından oluşur. Su, bu renkleri farklı hızlarda emer:
-
Kırmızı: İlk 5–10 metrede kaybolur
-
Turuncu – Sarı: Biraz daha derine iner
-
Yeşil – Mavi: En derine ulaşan renklerdir
Bu yüzden sığ denizler mavi görünür; ancak daha derinlerde hiçbir renk kalmaz, sadece karanlık olur.
3) Askıdaki Parçacıklar Işığı Saçar
Deniz suyunda:
-
Plankton,
-
Kum,
-
Organik parçacıklar
bulunur. Bu maddeler ışığı saçar ve dağıtır, yönünü bozar. Işık düz bir şekilde aşağı inemez ve enerjisini daha çabuk kaybeder.
4) Güneş Açısı Etkisi
Güneş ışınları denize çoğu zaman dik açıyla değil, eğik açıyla girer. Eğik gelen ışık:
-
Daha uzun bir yol kat eder,
-
Daha fazla soğurulur.
Bu da derinlere ulaşan ışık miktarını iyice azaltır.
5) Basınç ve Yoğunluk Artışı
Derinlik arttıkça:
-
Su yoğunluğu,
-
Basınç
artar. Bu fiziksel koşullar da ışığın yayılmasını zorlaştırır ve karanlık ortamı pekiştirir.
Peki Derin Deniz Canlıları Nasıl Görür?
Deniz dibindeki canlılar karanlığa uyum sağlamıştır:
-
Birçoğu biyolüminesans (kendi ışığını üretme) özelliğine sahiptir,
-
Bazılarının gözleri çok büyüktür,
-
Bazıları ise görme yerine titreşim ve kimyasal algılama kullanır.






