Daire, dükkân, tarla veya iş makinesi bulunan bir kişinin zekât alıp alamayacağı, kurban kesmek ve fıtır sadakası vermekle yükümlü olup olmayacağı malın yalnızca değerine göre belirlenmiyor.
Bu malların temel ihtiyaç için mi, ticaret amacıyla mı, atıl olarak mı yoksa gelir elde etmek için mi kullanıldığı değerlendirmede önem taşıyor.

Zekât, kurban ve fitrede nisap ne anlama geliyor?
Kişinin zekât, fitre ve kurban ibadetleri açısından mali yeterliliğini belirleyen ölçüye “nisap” adı veriliyor. Bu kapsamda nisap, “Nisâb-ı Gınâ” ve “Nisâb-ı İstiğnâ” olmak üzere iki ayrı başlık altında değerlendiriliyor.
Nisâb-ı Gınâ nedir?
Nisâb-ı Gınâ, gerekli şartların da bulunması durumunda kişiyi zekât vermekle yükümlü hale getiren nisaptır. Ölçü; temel ihtiyaçlar ve borçlar dışında 24 ayardan 80,18 gram altın veya bunun değerinde nâmî, yani artıcı mala sahip olmaktır.
Nisâb-ı İstiğnâ nedir?
Nisâb-ı İstiğnâ ise kişinin zekât ve fitre almasına engel oluşturan nisabı ifade eder. Burada temel ihtiyaçlar ve borçlar dışında, nâmî olup olmadığına bakılmaksızın 24 ayardan 80,18 gram altın veya bunun değerinde mala sahip olunması esas alınır.
Temel ihtiyaçları ve borçları dışında 24 ayardan 80,18 gram altın veya bunun değerinde mala sahip olan kişi açısından malın niteliği ve kullanım biçimi; zekât alma, zekât verme, kurban ve fitre hükümlerinin belirlenmesinde önem taşıyor.
Bu miktarda mala sahip olan kişinin kurban kesmesi ve fitre vermesi gerekir. Konuya ilişkin değerlendirmede İbn Nüceym’in el-Bahr adlı eserine (2/263) atıfta bulunuluyor.

-
Nisâb-ı Gınâ: Temel ihtiyaçlar ve borçlar dışında 80,18 gram altın veya değerinde artıcı (nâmî) mala sahip olmayı ifade eder ve kişiyi zekât vermekle yükümlü kılar.
-
Nisâb-ı İstiğnâ: Temel ihtiyaçlar ve borçlar dışında, artıcı olsun ya da olmasın 80,18 gram altın değerinde mala sahip olmaktır. Bu sınıra ulaşan kimse zekât ve fitre alamaz; kurban kesmekle ve fitre vermekle mükellef olur.
Daire, dükkân, tarla ve iş makinesi nisaba nasıl dahil edilir?
Daire, dükkân, tarla ve iş makinesi gibi değeri nisap miktarına ulaşabilen mallar için tek bir hüküm bulunmuyor. Malın ne amaçla elde tutulduğu veya kullanıldığına göre dört farklı durum ortaya çıkıyor.
1. Temel ihtiyaç için kullanılan ev ve mallar
Kişi sahip olduğu malı temel ihtiyaçları için kullanıyorsa, söz konusu mal zekâta tabi tutulmuyor. Örneğin kişinin sahibi olduğu dairede kendisinin oturması halinde bu konut temel ihtiyaç kapsamında değerlendiriliyor.
Bu tür mallar kişinin zekât almasına da engel oluşturmuyor. Asli ihtiyaç kapsamındaki mallara sahip olmak tek başına kurban kesme ve fitre verme yükümlülüğü de doğurmuyor. Bu değerlendirme için Kâsânî’nin Bedâi’ (2/48), Merğînânî’nin el-Hidâye (1/96) ve İbn Âbidîn’in Reddü’l-muhtâr (2/262, 2/339) adlı eserlerine atıf yapılıyor.
2. Ticaret amacıyla alınan daire, dükkân, tarla veya iş makinesi
Daire, dükkân, tarla veya iş makinesi ticaret amacıyla elde tutuluyorsa durum değişiyor. Bu mallar nâmî, yani artıcı mal statüsüne giriyor.
Değerlerinin nisap miktarına ulaşması halinde söz konusu mallar zekâta tabi oluyor. Aynı zamanda kişinin zekât ve fitre almasına engel teşkil ediyor; kurban kesme ve fitre verme yükümlülüğünü de doğuruyor. Bu hüküm için Kâsânî’nin Bedâi’ (2/11) ve Mevsılî’nin el-İhtiyâr (1/122) adlı eserleri kaynak gösteriliyor.
3. Ticaret yapılmadan atıl tutulan mallarda hüküm ne?
Kişi bu malları ticari bir amaç olmaksızın atıl şekilde elinde bulunduruyorsa mallar gayr-ı nâmî, yani artıcı olmayan mal kabul ediliyor. Bu nedenle malların kendisine zekât düşmüyor.
Ancak bu malların değeri nisap miktarına ulaşıyorsa kişinin zekât ve fitre almasına engel oluşturuyor. Aynı zamanda kişi kurban kesmek ve fitre vermekle yükümlü hale geliyor. Bu değerlendirmede İbnü’l-Hümâm’ın Fethü’l-kadîr (2/261) ve Mevsılî’nin el-İhtiyâr (1/122) adlı eserlerine atıfta bulunuluyor.
4. Kiraya verilen daire ve gelir getiren mallarda zekât nasıl hesaplanır?
Daire, dükkân, tarla veya iş makinesi bizzat işletiliyor, kiraya veriliyor ya da başka yollarla gelir sağlamak amacıyla kullanılıyorsa malın değeri nisap miktarına ulaşsa dahi doğrudan bu malın kendisine zekât düşmüyor.
Buna karşılık bu mallardan sağlanan gelir önem taşıyor. Elde edilen gelir, tek başına veya kişinin diğer nâmî mallarıyla birlikte nisap miktarına ulaşıyorsa kişi zekât, kurban ve fitre ile yükümlü hale geliyor.

-
Temel İhtiyaç Olarak Kullanılan Mallar: Kişinin bizzat oturduğu ev veya zorunlu kişisel kullanımındaki varlıklar asli ihtiyaç sayılır. Bu mallar zekâta tabi olmadığı gibi kişinin zekât almasına da engel teşkil etmez; ayrıca kurban ve fitre yükümlülüğü getirmez.
-
Ticari Amaçla Elde Bulundurulan Mallar: Alım-satım amacıyla tutulan dükkân, arsa veya iş makineleri "artıcı mal" (nâmî) statüsündedir. Değerleri nisap miktarına ulaştığında zekâta tabi olur, zekât/fitre alımına engeldir ve kurban ile fitre yükümlülüğü doğurur.
-
Atıl (Yatırım veya Boşta) Durumda Tutulan Mallar: Ticari niyet gütmeden veya kiraya vermeden sadece yatırım amacıyla boşta bekletilen gayrimenkuller gayr-ı nâmî (artıcı olmayan) mal kabul edilir. Üzerinden zekât alınmasa da, bu varlıkların değeri nisaba ulaştığında zekât/fitre alınamaz; kurban kesme ve fitre verme mükellefiyeti başlar.
Gelir geçinmeye yetmiyorsa zekât alınabilir mi?
Gelir getiren malı bulunan kişinin toplam kazancının geçimini karşılayıp karşılamadığı da değerlendirmeye dahil ediliyor. Kişi bu gelirler dahil toplam kazancıyla geçimini sağlayabiliyorsa zekât alması mümkün olmuyor; ayrıca kurban ve fitre yükümlülüğü doğuyor.
Buna karşılık elde edilen gelir kişinin geçimini sağlamaya yetmiyorsa söz konusu malların bulunması zekât almasına engel teşkil etmiyor. Bu durumda kurban ve fitre yükümlülüğü de bulunmuyor.

Kira veya İşletme Geliri Elde Edilen Mallar: Dükkânın kiraya verilmesi, tarlanın tarımsal faaliyette işlenmesi veya iş makinesinin çalıştırılması durumunda bizzat malın kendisine zekât düşmez. Ancak bu varlıklardan elde edilen gelirlerin durumu belirleyicidir:
-
Eğer elde edilen bu kazanç, kişinin geçimini rahatça sağlamasına yetiyor ve diğer varlıklarla birlikte nisap miktarını buluyorsa; kişi zekât, kurban ve fitrele yükümlü olur, zekât/fitre alamaz.
-
Eğer elde edilen gelir geçimi sağlamaya yetmiyor veya temel masraflara gidiyorsa; bu malların varlığı zekât almasına mani olmaz, kurban ve fitre yükümlülüğü de düşer.
Özetle dairesi veya dükkânı olan kişi zekât alabilir mi?
Bir kişinin yalnızca daire, dükkân, tarla veya iş makinesine sahip olması, tek başına zekât alıp alamayacağını belirlemiyor. Mal temel ihtiyaç kapsamında kullanılıyorsa farklı, ticaret amacıyla elde tutuluyorsa farklı, atıl durumdaysa veya gelir elde etmek amacıyla kullanılıyorsa farklı hükümler uygulanıyor.
İslam hukukunda menkul ve gayrimenkullerin vergilendirilmesinde Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleri arasında kullanım amaçlarına (arsaların satılık olup olmamasına vb.) bağlı olarak teferruatta bazı içtihat farklılıkları bulunsan da genel kural "gelir getirme potansiyeli" ve "asli ihtiyaç" dengesi üzerine kuruludur. Günümüz ekonomisinde gayrimenkul yatırımları çoğunlukla sermaye koruma aracı olduğundan, elde edilen kira gelirlerinin birikime dönüşüp dönüşmediği hesaplanırken enflasyon ve borçlar da dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle değerlendirmede malın değeri kadar hangi amaçla kullanıldığı, gelir getirip getirmediği, elde edilen gelirin miktarı, kişinin temel ihtiyaçları ve borçları da dikkate alınıyor. ATB

İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!
Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!
Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!
Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!








