Son yıllarda adını daha sık duymaya başladığımız ALS, sinir sistemini hedef alan ciddi bir hastalık. Tıp dilinde “Amyotrofik Lateral Skleroz” olarak geçen ALS, beyindeki ve omurilikteki hareketi kontrol eden sinir hücrelerine zarar veriyor. Bu hücrelere “motor nöron” deniliyor. İşte hastalık tam da bu hücreleri yavaş yavaş devre dışı bırakıyor.
Dünya genelinde yaklaşık 400 bin kişinin ALS ile yaşadığı tahmin ediliyor. Her yıl binlerce insan bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Avrupa’da on binlerce hasta bulunuyor. Görülme sıklığı ise 100 bin kişide yaklaşık 2 ila 6 arasında değişiyor. Erkeklerde, kadınlara göre biraz daha fazla görülüyor.
ALS Nasıl Bir Hastalık?
ALS, ilerleyici bir nörolojik hastalık. Yani zamanla kötüleşiyor. Beyinden kaslara giden sinyaller bozulduğu için kişi hareket etmekte zorlanıyor. Kaslar zayıflıyor, inceliyor ve güç kaybediyor.
Hastalık çoğunlukla 55 ile 75 yaş arasında ortaya çıkıyor. Ancak daha genç yaşta görülen vakalar da var. Tanı konulduktan sonra yaşam süresi genellikle 2 ila 5 yıl arasında değişse de, daha uzun süre yaşayan hastalar da bulunuyor. Hastalığın seyri kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor.
İlk Belirtiler Genelde Böyle Başlıyor
ALS’nin ilk işareti çoğu zaman kas güçsüzlüğü oluyor. Kişi elindeki eşyaları düşürmeye başlayabiliyor ya da yürürken ayağı takılabiliyor. Başlangıçta hafif gibi görünen bu durum zamanla ilerliyor.
En sık görülen belirtiler şunlar:
- Kol ve bacaklarda güç kaybı
- Yürümede zorlanma
- El kaslarında zayıflık
- Konuşurken peltekleşme
- Yutma güçlüğü
- Kaslarda seyirme ve kramp
Hastalık genellikle önce ellerde, ayaklarda, kollarda ya da bacaklarda başlıyor. Daha sonra vücudun diğer bölgelerine yayılıyor.
ALS Türleri Var Mı?
ALS, başladığı bölgeye göre üç farklı şekilde sınıflandırılıyor:
- Bacak tipi
- Kol tipi
- Ağız ve boğaz tipi
Ayrıca nedenine göre de iki ana gruba ayrılıyor.
Cleveland Clinic verilerine göre vakaların yaklaşık yüzde 90’ı “sporadik ALS” olarak adlandırılıyor. Yani herhangi bir aile öyküsü olmadan, nedeni tam bilinmeden ortaya çıkıyor.
Yaklaşık yüzde 10’luk kısmı ise “ailesel ALS”. Bu tür, genetik değişiklikler nedeniyle kuşaktan kuşağa aktarılabiliyor.
Tam Tedavisi Var Mı?
Şu an için ALS’yi tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmuyor. Ancak hastalığın ilerleyişini yavaşlatan ve hastanın yaşam kalitesini artıran yöntemler var.
Uygulanan tedaviler arasında:
- Hastalığın seyrini yavaşlatan ilaçlar
- Fizik tedavi ve rehabilitasyon
- Konuşma terapisi
- Beslenme desteği
- Solunum desteği
Erken teşhis, sürecin daha kontrollü ilerlemesi açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle özellikle açıklanamayan kas güçsüzlüğü yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurması öneriliyor.
Umut Veren Çalışmalar Sürüyor
Dünya genelinde ALS üzerine birçok bilimsel araştırma yürütülüyor. Gen tedavileri, yeni ilaçlar ve kök hücre çalışmaları umut verici gelişmeler arasında gösteriliyor. Henüz kesin çözüm bulunmasa da tıp dünyası bu hastalığa karşı yeni kapılar aralamaya devam ediyor.
ALS zor bir hastalık olabilir ama erken destek, doğru tedavi ve güçlü bir bakım süreciyle hastaların yaşam kalitesi artırılabiliyor. Bu nedenle belirtileri hafife almamak büyük önem taşıyor.




