Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul depremi açısından kritik görülen Ana Marmara Fayı’nın yaklaşık 150 kilometrelik bölümüne ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yaptı. Bektaş, fayın tamamen kilitli bir yapıdan ziyade küçük depremler ve sürünme hareketleriyle gerilim boşaltan parçalı bir sistem olabileceğini belirtti.

İstanbul’u etkileyebilecek büyük deprem riskiyle ilişkilendirilen Ana Marmara Fayı’nın yapısına ilişkin yeni bir değerlendirme gündeme geldi. Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, fayın son 2 bin 500 yıllık deprem geçmişinin dikkate alınması gerektiğine işaret etti.

Deprem 802935

Ana Marmara Fayı için dikkat çeken değerlendirme

Ana Marmara Fayı’nın yaklaşık 150 kilometrelik bölümü uzun süredir sismik boşluk olarak değerlendiriliyor. Bu bölüm, İstanbul açısından olası büyük deprem senaryolarının önemli unsurlarından biri olarak ele alınıyor.

Prof. Dr. Osman Bektaş ise bu yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bektaş, özellikle İstanbul’un 2 bin 500 yıllık yerleşim ve deprem geçmişine dikkat çekti.

Fay tamamen kilitli mi?

Bektaş’ın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri, fayın tamamen kilitli olup olmadığı oldu.

Byzantion, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerini kapsayan yaklaşık 2 bin 500 yıllık tarihsel sürecin önemli veriler sunduğunu belirten Bektaş, bu geçmiş üzerinden fayın davranışının yeniden ele alınabileceğini ifade etti. (Yeniçağ Gazetesi)

Küçük depremler gerilimi azaltıyor olabilir

Bektaş, kendi hipotezi kapsamında Ana Marmara Fayı’nın önemli bir bölümünün parçalı bir sistem şeklinde çalışabileceğini belirtti.

Bu yapının, 7 büyüklüğünden küçük depremler ve faydaki sürünme hareketleri aracılığıyla biriken gerilimin bir bölümünü boşaltabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Bu nedenle Bektaş, sismik boşluğun yalnızca gelecekte büyük deprem üretebilecek ve gerilim biriktiren tamamen kilitli bir fay bölgesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. (Yeniçağ Gazetesi)

2 bin 500 yıllık deprem geçmişine dikkat çekti

Prof. Dr. Osman Bektaş’ın değerlendirmesinde tarihsel deprem kayıtları önemli bir yer tuttu. İstanbul ve Marmara çevresindeki yaklaşık 2 bin 500 yıllık yerleşim geçmişinin, fayın davranışının anlaşılması açısından dikkate alınması gerektiği belirtildi.

Bektaş’a göre sismik boşluk, yalnızca büyük bir deprem için enerji biriktiren tek parça bir fay olarak değil, sürünme hareketleriyle gerilim boşaltabilen parçalı bir zon olarak da ele alınabilir. (Yeniçağ Gazetesi)

Kaynak: yenicaggazetesi.com