"Üretmek zor iş. Üretici olmak zor iş. İnegöl’de üretmek daha da zor iş"
fazla oluyor.
Zira şu an iç piyasada var olan sıkışıklığı aşmak çok kolay değil. Enflasyonla mücadele kapsamında talebi kısmaya yönelik politikalar üzerinden gidiliyor.
Yakın zamanda arzı yani üretimi yukarıya taşıyacak politikalar beklemiyoruz.
İç piyasada umduğunu pek de bulamayan mobilya üreticisi, dış piyasa için de mobilyalarının pahalı kaldığını düşünüyor.
Dövizdeki baskılama, buna şu an için engel. Doların en kötü 65-70 TL dolaylarında olması gerektiğini duyarsınız herhangi bir mobilyacı ile konuşsanız.
Doğal olarak elinizdeki maliyetlerle ürünlerinizi diğer ülkelerin fiyatlarının yakınlarında satmanız neredeyse imkansız.
İç piyasadaki sıkıntı, dış piyasalarda -evet savaşı da gözeterek var olan- sıkıntı ve dövizdeki baskılama mobilyacıyı içinden çıkılamaz bir hale getirmiş durumda.
İnegöl’ün kendine has sorunları da bunun cabası. İnegöl’de kira yüksek, İnegöl’de işçilik yüksek, İnegöl’de -bazı ürünlerde- hammadde bile yüksek.
Bu kadar sorunun üzerine bir de İnegöl’de üretmenin dezavantajını yaşıyorsunuz.
5,5 yıl görev yaptığım Mobilyacılar Odası’nda bir çok üye ile istişare etme imkanı bulmuştum. Hala görüştüğüm, bizi arayan soran, dükkanına girdiğim muhabbet ettiğim üyeler var.
Üretmek zor iş. Üretici olmak zor iş. İnegöl’de üretmek daha da zor iş. Genelde duyduğum cümleler bunlar.
Mobilyanın şehir için ne ifade ettiğini bence tam kavrayabilmiş değiliz.
Geçtiğimiz günlerde Mobilyacılar Odası Başkanı da söyledi. Son yılların en büyük kriziyle karşı karşıya İnegöl mobilyacısı. Bu kriz ‘Ee ne yapalım, zamanında çok kazandılar’ diye yorumlanacak basit bir kriz değil.
Herkes etkileniyor. Tüm şehir bundan nasibini alıyor. Kazanmazsanız, harcamazsınız. Bu çok basit bir söylem ama kazanmayanlar, harcamıyor tam olarak.
Düğün saloncuları bundan etkileniyor. Organizasyon ve sahne işlerinde olduğum için biliyorum. Hiç böyle bir dönem hatırlamıyorum diyenler çoğunlukta.
Bunu ilk diyenlerden biriyim ayrıca. Bu kadar az düğüne çıktığım bir dönem hatırlamıyorum. Bu pastacıyı, köfteciyi, ekmek hazırlayanı, çiçekçiyi herkesi etkiler.
Kuyumcu aynısını söylüyor. Düğün sezonu mu yok bu sene diye düşündüm diyen çok sayıda arkadaşım var.
Kıyafet satanı, ayakkabıcı, takı satanı, çantacı hepsi etkilenir. Sadece düğün organizasyonunu etkilemesinden geliyoruz buraya.
İnegölspor Başkanı açıklama yapıyor. Peşinatları ödeyemedik. SGK ve vergi borcundan dolayı -3 puan alıyoruz.
Mobilyacı sıkıntıda olursa bu İnegölspor’u da Kafkasspor’u da amatör takımları da etkiler.
Reklamcı, gazeteci de etkilenir bundan, AVM’de mağazacı da…
Kültür Sanat için çabalayan dernekleri de etkiler. Üyelerinden toplayacakları yada sanayiciden alacakları destek azalırsa yapacakları çalışmaları etkiler.
Belediyeyi de etkiler. Daha az kazanan ilçe halkı vergisini zamanında ödeyemez. Tahsilat oranı düştükçe yapacağın yatırımlar için faiz yüküne girebilirsin.
Siyaseti etkiler. İktidar partisinin vekili, belediye, ilçe başkanı, meclis üyesi hep sitem dinler.
Velhasıl mobilya biterse, İnegöl biter. Çok iddialı bir laf olabilir. Rızk Allah’tandır eyvallah ama bu realite.
Bu şehir mobilya ile geçinen, mobilya ile yeni yatırımların yapıldığı şehir. Mobilya bu şehir için çok şey demek değil. Neredeyse her şey demek.
Bu işe hep birlikte kafa yormak lazım. Bu sadece bir iki kişinin işi olamaz. Sadece Belediye Başkanı yada İTSO, Mobilyacılar Odası, İMOS, MODEF bunlar düşünmemeli.
Tüm yetkili olan isimlerin kafa yorması lazım bu işe. Bu toplanalım köfte yiyelim, sonra saatlerce nasihat dinleyelim şeklinde çözülmez. Aynı cümleleri tekrar tekrar edilerek çözülmez.
Yetkili ve etkililer, ortak kararlar alacaklar, karar vericilere beraberce gidecekler. Bu sektöre zarar veren, İnegöl mobilya ismini kirletenlerle de mücadele edecekler.
İnegöl Mobilya Tanıtım Grubuyla günlerce sabah namazlarında toplantı yapmış, kafa yormuş olanlar, yine bir araya gelerek, doğru adımlarla doğru stratejiler belirleyerek bizi bu girdaptan çıkarabilir.
İnegöl’ün elinde altın bilezik var. Kıymeti tam olarak biliniyor bilinmiyor o tartışma konusu. Ama geleceği adına ben karamsarım. Elimizden gittiğinde de ağlamanın çok anlamı olmayacak onu iyi biliyorum.