Danıştay, “Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi” alınarak gerçekleştirilen kısa süreli kiralamaların yalnızca bu belge nedeniyle ticari faaliyet sayılamayacağı yönünde önemli bir karar verdi. Gelir İdaresi Başkanlığının bu kiralamalara otomatik olarak ticari kazanç hükümleri uygulanmasını öngören genel yazısının yürütmesi durduruldu.

Karar, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden konutlarını günlük, haftalık veya aylık kiraya veren mülk sahiplerini ilgilendiriyor. Ancak yürütmeyi durdurma kararının, davanın esasına ilişkin nihai iptal kararı olmadığına dikkat çekiliyor.

Maliye ticari mükellefiyet oluşturmuştu

Gelir İdaresi Başkanlığının 24 Ocak 2025 tarihli ve 7877 sayılı genel yazısında, turizm amaçlı kiralama izin belgesi alınması ticari organizasyon ve devamlılık göstergesi olarak değerlendirilmişti.

Bu yaklaşım doğrultusunda bazı mülk sahipleri adına geriye dönük ticari kazanç mükellefiyeti oluşturuldu. Gelir vergisi, geçici vergi, KDV ve vergi ziyaı cezalarını içeren işlemler uygulandı.

İzin belgesi tek başına yeterli görülmedi

Danıştay, kısa süreli kiralamanın ticari kazanç sayılabilmesi için faaliyetin otel, apart veya pansiyon işletmeciliğine benzer bir organizasyon içinde yürütülmesi gerektiğini değerlendirdi.

Kahvaltı, yemek, ütü ve günlük temizlik gibi konaklamaya ek hizmetlerin sunulup sunulmadığının da dikkate alınması gerektiği belirtildi. Yalnızca izin belgesi alınması ve konutun kısa süreli kiralanması, doğrudan ticari faaliyet kabul edilmek için yeterli görülmedi.

Gelirler GMSİ kapsamında değerlendirilebilir

Ek hizmet ve ticari organizasyon bulunmayan kiralamalardan elde edilen gelirin, ticari kazanç yerine gayrimenkul sermaye iradı kapsamında vergilendirilmesi gündeme geldi.

Bu durumda ticari kazanca bağlı geçici vergi ve KDV yükümlülüklerinin doğmayabileceği belirtiliyor. Ancak her mükellefin faaliyeti, sunduğu hizmetler ve organizasyon yapısı bakımından ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda.

Gelir İdaresinin daha önce yayımladığı bir özelgede de turizm amaçlı kiralanan konutların, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından konaklama tesisi olarak nitelendirilmediği belirtilmişti.

Konaklama vergisi de kararın kapsamına girdi

Davada gelir vergisi ve KDV’nin yanı sıra konaklama vergisine ilişkin bölümlerin de tartışma konusu olduğu aktarıldı. Danıştayın ilgili daireleri, genel yazının tamamına yönelik yürütmeyi durdurma talebini görev alanları doğrultusunda değerlendirdi.

Bununla birlikte konaklama vergisi yönünden uygulanacak işlemlerin her dosyanın koşulları ve Danıştayın esas hakkında vereceği nihai karara göre şekillenebileceği belirtiliyor.

Vergi ve cezalarını ödeyenler ne yapabilir?

Daha önce tahakkuk ettirilen vergi ve cezaları ödeyen mükellefler, somut durumlarına göre bağlı bulundukları vergi dairesinden düzeltme talebinde bulunabilir.

Vergi Usul Kanunu’nun 118’inci maddesinde mükellefiyette ve verginin konusunda yapılan hatalar, vergilendirme hataları arasında sayılıyor. Dava açma süresi geçtikten sonra düzeltme talebi reddedilen mükelleflerin, Kanun’un 124’üncü maddesi kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığına şikâyet yoluyla başvurma hakkı bulunuyor.

Başvurunun kabul edilip edilmeyeceği; ödeme tarihi, zamanaşımı süresi, yapılan tarhiyatın dayanağı ve kiralama faaliyetinin niteliğine göre değişebilir. Bu nedenle işlem yapılmadan önce dosyanın bir vergi hukuku uzmanı veya mali müşavir tarafından incelenmesi önem taşıyor.

İzin belgesi zorunluluğu devam ediyor

Danıştayın vergi uygulamasına ilişkin kararı, kısa süreli turizm amaçlı kiralamalarda izin belgesi alma zorunluluğunu ortadan kaldırmıyor.

7464 sayılı Kanun kapsamında, konutların tek seferde 100 gün veya daha kısa süreyle turizm amaçlı kiraya verilmesi için izin belgesi alınması gerekiyor. Karar yalnızca izin belgesinin otomatik biçimde ticari kazanç mükellefiyeti doğurup doğurmayacağına ilişkin vergi tartışmasını etkiliyor.

Gözler Danıştayın esas kararında

Verilen karar yürütmeyi durdurma niteliği taşıyor. Bu nedenle genel yazının ilgili hükümlerinin uygulanması geçici olarak durdurulurken, davanın esasına ilişkin nihai kararın açıklanması bekleniyor.

Esas kararın mevcut değerlendirmeyi koruması hâlinde, geriye dönük vergi ve ceza işlemlerine karşı yapılacak başvurularda mülk sahipleri açısından daha güçlü bir hukuki dayanak oluşabileceği değerlendiriliyor.

Kaynak: ekonomim.com