Abdülvasih Duran

Patlıcana Dönüşen İncir

05 Aralık 2019 / Perşembe 12:24:49 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Temel ziyaret ettiği bir köyde siyah incir yer.Çok hoşuna gider.Bir yıl sonra tekrar aynı köye gelerek kendisine geçen sene ikram edilen şeyi (inciri) ikram etmelerini ister.Ancak Temel incirin ismini unuttuğundan geçen yıl yediği şeyi şöyle tarif eder:”Rengi mordu,kabuğu soyulunca da kabuğun dibi beyazdı.İçinde de çekirdekleri vardı”.

        Ev sahibi bu tarif üzerine  mutfağa gidip bir patlıcan getirir.Temel patlıcanı alıp ısırdıktan sonra yüzünü buruşturuyor ve şöyle der:”Aradan geçen bir yıldan sonra siz,yediğim bu şeyin hem tadını kaçırmışsınız hem de boyunu uzatmışsınız”.

        Temel’in incir ve patlıcan örneği gibi incir tadında başlayan evlilikler daha senesi dolmadan patlıcan gibi hem tatsızlaşıyor ve hem de sorunlar uzuyor.Tadının kaçması ve sorunların uzamalarının elbette ki bir çok sebebi vardır.

       Bu sebeplerin en başında “Yanlış eş seçmek” geliyor. Gerek erkek, gerekse kadın olsun eş seçimini baştan yanlış yapınca o evlilik huzurlu olmuyor.Gömleğin ilk düğmeleri yanlış iliklenince geri kalan düğmeler de yanlış gidiyor.

      Hz.Ömer (ra) oğlu Abdullah’a “Oğlum sana ilk iyiliğimi sen doğmadan önce yaptım.Çünkü anneni hayırlı kadınlardan seçtim” diyerek konuyu çok güzel dile getirmiştir.

Bir zamanlar Televizyonlardaki “İzdivaç” programlarında  “Karar Anı” bölümünde eşini seçmek için verilen bir dakikalık süre evlere şenlik ibretlik bir olaydı.

     Yanlış eş seçenler ömür boyu ızdırap çekerler.Hani adamın biri hocaya gelip “Hocam! 25 yıldır evliyim ve adeta Cehennem hayatı yaşıyorum.Acaba bu azabım Cehennemdeki azabımdan düşer mi?” sorusu gibi sormak zorunda kalmadan eş seçimine dikkat edelim.

        İkinci önemli sebep de“Eşimize Zaman Ayırmamak”.Zamanın birinde bir medrese hocası eve gelince yemeği yedikten sonra hanımına “Hanım! Şu kitaplıktan Menkul kitabını verirmisin?” dermiş.Bu durum birkaç akşam tekrarlanınca hanım çileden çıkmış ve sonunda şöyle çıkışmış:”Bey,bey! Bırak Menkul ile ilgilenmeyi.Biraz da ‘ben kul’ ile ilgilen”.

    Japonya’da bir Profesör sınıfa bir kavanoz,birkaç tane büyük taş,biraz çakıl taşı, biraz kum bir kapta da su getirip bunların tümünü kim kavanoza eksiksiz yerleştirebileceğini sormuş. Bir öğrenci kalkıp önce kumu koyar ama diğerlerine yer kalmaz,bir diğeri çakıl taşlarını koyar yine diğerlerine yer kalmaz.Son olarak gelen öğrenci malzemeleri kavanoza şu sırayla koyar:

Önce büyük taşları doldurur,

Sonra çakıl taşlarını koyar,

Peşinden kumu doldurur,

En son da suyu koyar.

     Profesör öğrenciyi tebrik ettikten sonra kavanozdaki malzemeleri şöyle yorumlar:

Büyük taşlar ailenizdir.Hayatınız da en önce onlara yer verip zaman ayırın,

Çakıl taşları,kum ve su ise işiniz,arkadaşlarınız ve çevrenizdir.Eğer hayatınızdaki sıralamayı da  doğru yaparsanız huzurunuz kaçmaz.

       İşte huzurlu ve huzursuz ailelerden bazı kesitler:

-Kimi öpülerek uyandırılır her sabah,

-Kimi dürtülerek.

-Kimi uyandığında bir gül bulur yanında,

-Kimileri ise günden güne küle döne bir yürek.

-Kimileri tatlı sözlerle başlar güne,

-Kimileri ağlamaktan şişmiş gözlerle.

-Kimileri yanında uyuyan eşinin varlığına şükrederek başlar güne,

-Kimileri belki değişir umutlarıyla sabrederek.

-Kimileri el ele tutuşarak ve göz göze bakışarak uyur,

-Kimileri ise yanındakinin varlığını bile hissetmeyerek kendine ve yastığına sarılarak.

 

                                                                                                                    Abdulvasih  DURAN 

Tüm Yorumları Göster (0)