Recep Akakuş

İnegöl’ De Hıderlez Kutlama Etkinlikleri

17 Ağustos 2020 / Pazartesi 09:21:57 | YAZARLAR | Recep Akakuş

Dinî olsun resmî olsun her bayram kutlamalarında, önceden, kutlama hazırlıklarının yapılması, bir gelenektir. Dinî bayram günlerinden bir gün öncesine “Arefe “dendiği gibi Hıderlez kutlamalarının yapıldığı 6 Mayıs gününden öncek 5 mayıs günü de “Hıderlez Günü” nün, arefesi sayılır.

5 Mayıs günü sabahından itibaren hazırlıklar başlar. Dini bayram günleri öncesinde olduğu gibi evde ve yakın çevresinde ve hatta sokaklarda temizlik yaparak işe başlanır; ardından da yemekler hazırlanır. Yemekler hazırlanırken, özel olarak İnegöl’de, nohut-mayası kullanılarak ekmek yapılır; pişirilen ekmeğin, kırılmadan hıderlez günü âilece müştereken sofraya oturuncaya kadar pişirilen bu ekmeğin bütünlüğü muhafaza edilir.

 Piknik ve kır gezileri yapılacağı için börekler, dolmalar ve tatlı cinsi yiyecekler hazırlanır; Özellikle soğan kabuğu ile birlikte kaynatılarak pişirilen yumurtalar, hazırlanır ve bu yumurtalar, “HıderlezYumurtası” diye isimlendirilir. Arefe günü temizlik yapıldıktan ve yemekler hazırlandıktan sonra barış içinde kavgasız ve gürültüsüz bir yıl geçirmek dileğiyle çevredeki ağaçlardan yeşil dallar kesilir ve bu dallar ile evlerin giriş kapıları ve pençereleri süslenir. Hızır ve İlyas’ın, evlerine gelip gelmediğini tesbit için bazı âileler, 5 Mayısı, 6 Mayısa bağlayan gece evlerinin giriş kapısı önüne kül dökerler; aynı şekilde saksıda veya bahçede yetiştirdikleri yeşil soğanların yapraklarından her birine -içlerinden geçirdikleri bir dilek ile bağlantılı olarak bir ip bağlarlar.

6 Mayıs günü sabah erkenden kalkılır; akşamdan kapı önüne dökülen kül üzerinde Hızır ve İlyasa ait “ayak izi”, aranır. Saksı ve ya bahçede saplarına tuttukları dilekle ilişkili olarak bağladıkları farklı renkteki ip parçaları kontrol edilir; bağlanan ipin üzerinde bir büyüme ve gelişme görülür ise yıl boyunca talihlerinin açık olacağına inanılır.

Daha sonra genç kızlar, toplanarak mahalleyi dolaşır; topladıkları yüzük ve küpeleri, “Martufal-Küpü” diye isimlendirilen küpün içine konur.Küpün ağzı, kırmızı bir grep-yemeni ile sıkıca kapanır; sonra da birlikte kutlama yapacakları evin bahçesinde yer alan gül ağacının dibine bu “Marftufal-Küpü” toprağa gömülür. Evlerden toplanan odunlar ile sokak başlarında 5 Mayıs gecesi, ateşler yakılır; Geç saatlere kadar yakılan bu ateşin üzerinden atlayarak folklorik oyunlar oynanır.

6 Mayıs günü, öğleden evvel kız-erkek karma gurup oluşturan gençler, önce, gül ağacının yanına gelirler; her biri, dilek ve temennilerini gül ağacı dallarına bağladıkları farklı renkte ipler aracılığı ile Hızır ve İlyas”a havale ederler; ev, araba ve benzeri eşya maketlerini, taş, tuğla ve ağaç parçaları kullanarak hazırlarlar ve de gül ağacının dibine koyarlar; Hızır ve İlyas’ın, bu gül ağacının dibine geleceğine inanılır.

Hıderlez günü, öğleden sonra, genç-ihtiyar; kadın-erkek bütün bir mahalle, hıderlez etkiniliğinin yapılacağı evin bahçesine gelir, dilekler ile ilgili çapıtlar, gül ağacının dallarına bağlanır ve ardından da yetkili kılınan bir hanım gül ağacının dibine gider ve bir gece önce gömülen “Martufal-Küpü”ün çıkarıp getirir ve topluluğun önüne getirip koyar.Küpün açılması için üç-dört yaşlarında masum-günahsız bir kız çocuğu çağrılır ve onun okuduğu bir “Martufal-Mânisi” ile küp açılır. “Martufal-Küpü”nü ilk defa açan küçük kız, şu maniyi söyler: Martufalım, martufal – Martufala, kim bakar… der ve küpün ağzından kırmızı grep-yemeniyi kaldırır; evvelce küpün içine konmuş olan küpe ve yüzüklerden birini çeker.

İlk kimin yüzük ve küpesi çıkarsa onun, devlet gibi güçlü bahtı olduğuna inanılır. Daha sonraki aşamada küpten yüzük ve küpe çıkarma işlemine devam edilir; çıkarılan her küpe veya yüzük için bir “Martufal-Mânisi” söylenir; sonra bu küpe veya yüzük sahibine verilir. Yüzüğünü veya küpesini alan kızlar, küpe ve yüzüğünü incelerken bir taraftanda kendisi için söylenen “Martufal-Mânisi” nin yorumunu yapmaya çalışır.

“Martufal- Küpü”, mâniler söylenerek boşaltıldıktan sonra hazırlanan çerezler, topluca yenir; topluca oyunlar oynanır . Daha sonra da kırlara çıkılır; salıncaklar, kurulur. Salıncağı sallayan kişiler, sallanan kişiye vurarak “Yuvuklun kimdir? “ diye sorarlar ve zorlayarak ona, yavuklusunun adını söyletirler. Daha sonra gençler, ömürleri huzur ve sükûn içinde geçsin dileğiyle bir ağızdan: Hızır ve İlyâs! Hızır ve İlyâs! Hızır ve İlyâs! Diye göğe ve semâya doğru yönelenerek yüksek ses ile haykırırlar.

 

RECEP AKAKUŞ HOCANIN ESERİNDEN

DÜZENLEYİP YAYINA HAZIRLAYAN

AYHAN BAYRAKTAR

Tüm Yorumları Göster (0)