Abdülvasih Duran

HAYATINI RAMAZANA ÇEVİR

03 Ağustos 2011 / Çarşamba | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

On bir ayın Sultanı Ramazan ayı hepimize hayırlı ve mübarek olsun. Rahmet ve mağfiret ayı olan bu ay bildiğiniz gibi kıymetli bir misafirimizdir.Bu misafirin aramızdan ayrılışı da çok hızlı olur..Bildiğiniz gibi Ramazanın ilk 15 günü hocalarımız teravihten sonra ?Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan? ilahisini okuyarak bu mübarek ayın gelişini cemaatle beraber  kutlarlar.Son 15 günün de ise ?Elveda ya şehr-i Ramazan? diyerek yine cemaatle beraber bizleri duygulandırırlar.

       Bu arada  Ramazan ayı yaz aylarına denk geldi.Uzun günler ve sıcak havalarda gerçekten oruç tutmanın zorluğunu biliyoruz.Ama  bizler mevsimlik değil sürekli Allah?ın kulu olduğumuzu unutmuyoruz.Bir nevi şöyle diyoruz:?Allah?ım Kış mevsiminde de senin kulunum ve emrindeyim, yaz mevsiminde de.Son baharda da emrine hazırım,ilk baharda da.?Çünkü kulluk daimi ve kesintisizdir.

    Alimlerimiz  orucu, fazileti açısından 3 şekilde ele alırlar.

1-Avamın orucu:

Yani sıradan insanın tuttuğu oruç.Bu kişiler sadece yemezler,içmezler ve nefsani arzularını bırakırlar.

2-Havasın orucu:

Bilinçli insanların tuttuğu oruç.Bu tür insanlar yemezler içmezler,nefsani arzulardan uzak dururlar ve bunlara ilave olarak gözüne,kulağına,diline,eline,ayağına ve diğer bütün organlarına da oruç tuttururlar.Yani gözlerini harama bakmaktan korurlar,kulaklarıyla dedikodu ve kötü sözler duymazlar,dilleriyle kimseyi rahatsız etmezler,elleriyle kimseye zarar vermezler vb.

3-Ahassü?l havasın orucu

En bilinçlilerin orucu.Bu tür insanlar yukarıdaki maddelere ek olarak kalbini ve düşüncesini de  sadece Allah?a ayırırlar.Evliyadan  biri odada yalnız dururken arkadaşı odaya girmiş ve ?Burada yalnız ne yapıyorsun?? deyince o veli şöyle demiş:?Asıl şimdi yalnız kaldım .Kalbim ve düşüncem Allah ile beraberdi sen içeri girince beni yalnız bıraktın?

     Ramazan?ın girmesiyle genelde ?Eski Ramazanlar? kavramı gündeme gelir .Eski Ramazanları da genellikle eğlence şeklinde takdim ederler.Sanki büyüklerimiz eskiden Ramazan girince işini gücünü,ibadetini bırakmış vur patlasın çal oynasın diyerek eğlenceye dalmışlarmış.Oysa gerçek o değildir.Ne büyüklerimiz böyle yapmış ne de Ramazanın anlamı böyledir.Tabii ki meşru ve helal dairesi içerisindeki eğlenceyi İslam dini yasaklamaz,ancak Ramazan ayını Müslüman şu sıraya göre değerlendirmelidir:

a-Kur?an-ı Kerimi okumalı ve anlamalıdır:Çünkü Kur?an  Ramazan ayının kadir gecesin de inmeyeBaşladı. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:?(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur?an?ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır?(Bakara-185) O nedenle ramazan ayında çokça Kur?an okumalı mukabeleleri takip etmeli ve anlamaya çalışmalıyız..

b-Oruç tutmalıdır:Yüce Rabbimiz şöyle emrediyor: ??Öyle ise içinizden kim bu aya(ramazana) ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah?ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.?(Bakara-185).

c-Zekatlarımızı vermeliyiz:Bilindiği gibi zekat vermek senede bir kez farzdır.Zekat verecek durumda olanlar zekatını Ramazan ayı içerisinde vermesi özellikle tavsiye ediliyor.Çünkü fakir fukarayı garip gurabayı sevindirmenin en önemli fırsatı Ramazandır.

d-Fitresini vermelidir:Bilindiği gibi her Ramazan ayında sağlığımızın ve varlığımızın sadakası olarak fitre veriyoruz.Fitre,Ramazan ayı içerisin de hayatta olan ve gücü yeten herkese zorunludur.Ramazanın son anında doğan bir bebeğin bile fitresi verilmelidir.Fitre miktarı her yıl yeniden belirlenir.Fitrenin ölçüsü bir fakirin bir günlük ihtiyacı hesaplanır ve buna göre en alt birim belirlenir.Bence Müslüman elini vicdanına koyarak kendini o fakirin yerine koymalı ve belirlenen miktarın üstünde vermelidir..Belirlenen miktarın altında olursa kabul olmaz. Ama ne kadar fazla verirsek Yüce

Rabbimiz o kadar bereketini verir. Ayrıca oruç tutamayacak kadar yaşlı olanlar ve yine Ramazandan sonra da orucun kazasını tutamayacak kadar önemli ve sürekli hastalığı olanlar FİDYE verirler.Fidyenin miktarı  da yine bir fakirin bir günlük ihtiyacı hesaplanarak verilir.

e-İftar yemeğini paylaşmalı:İftarları neşe ve sevap kaynağı haline getirmeliyiz.İftar davetlerini sadece kendi aramızda değil mutlaka fakirleri de katmalıyız.Eskiden büyüklerimiz iftara çağırdıkları fakirlere ayrıca para verirlerdi,buna ?Diş Kirası? denirdi.

       Ramazanın güzelliği saymakla bitmez.Sahurdaki heyecan ayrı bir güzellik.Çocuklarımızı mutlaka sahura kaldıralım ve  sahurun zevkini yaşatalım.Teravih namazlarımızı mümkün olduğu kadar camilerde kılmaya çalışalım ve ,zaman zaman hatimle teravih kılınan camilere de gidelim.

       Hani bazen deriz  ya, kendimi tutamadım şu hatayı işledim.İşte oruç kendini tutmaktır.El kendini tutmazsa kırıp döker,dil kendini tutmazsa gönül kırar,biz kendimizi tutmazsak günah işleriz.O halde biz oruç tutarsak oruçta bizi tutar.

Tüm Yorumları Göster (0)