Fıkıhta özür hâli; sürekli devam eden abdest bozucu durumları ifade eder. Özür sahibinin abdest hükmü mezheplere göre farklılık gösterir.
İslam fıkhında özür kavramı, özellikle abdesti sürekli bozan bedenî rahatsızlıklar için kullanılır. Sürekli burun kanaması, idrar tutamama, devamlı kusma, yellenme, yaradan kesintisiz kan veya akıntı gelmesi ve kadınların istihaze hâli bu kapsamda değerlendirilir.
Bu tür rahatsızlıkları bulunan kimselere “özür sahibi” denir.

Özür Sahibi Sayılmanın Şartları Nelerdir?
Bir kimsenin ibadet bakımından özür sahibi kabul edilebilmesi için özrünün bir namaz vakti boyunca, abdest alıp namaz kılacak kadar bile kesilmemesi gerekir. Ayrıca bu durumun her namaz vaktinde en az bir kez tekrar etmesi şarttır.
Özür hâli, ilgili rahatsızlığın tam bir namaz vakti süresince hiç meydana gelmemesiyle sona erer.

Hanefî Mezhebine Göre Abdest Uygulaması
Hanefî mezhebine göre özür sahibi kimse, her namaz vakti için ayrı ayrı abdest alır. Bu uygulama, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) özür sahibi bir kadına verdiği talimata dayanmaktadır.
“Hz. Peygamber (s.a.s.), özür sahibi bir kadına her namaz vakti için abdest almasını bildirmiştir.” (Buhârî, Vudû’, 63 [228])
Özür sahibi kişi, aldığı abdestle vakit içinde dilediği kadar farz, vacip, sünnet ve kaza namazı kılabilir; cuma ve bayram namazı eda edebilir, Kâbe’yi tavaf edebilir ve Mushaf’a dokunabilir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/34)
Ancak bu abdest, namaz vaktinin çıkmasıyla bozulur. Yeni vakit girdiğinde tekrar abdest alınması gerekir. Ayrıca özür hâli dışında abdesti bozan başka bir durum meydana gelirse abdest geçersiz olur. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/28)

Şâfiî Mezhebinin Görüşü
İmam Şâfiî’ye göre özür sahibi kimse, bir namaz vakti içinde kılacağı her farz namaz için ayrı abdest almalıdır.
Kılınan farz namazın bitmesiyle abdest sona erer. Ancak bu abdestle istenildiği kadar nafile namaz kılınabilir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/282)

Mâlikî Mezhebinin Görüşü
Mâlikî mezhebine göre özür sahibinin abdesti, namaz vaktinin girmesi veya çıkmasıyla bozulmaz. Abdest ancak özür dışında abdesti bozan başka bir durum meydana gelirse geçersiz olur. (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 1/41; Desûkî, Hâşiye, 1/114-118)
Özür hâlinin kişiyi ileri derecede sıkıntıya sokması ve her vakitte abdest almanın ciddi zorluk oluşturması durumunda Mâlikî mezhebinin bu görüşüyle amel edilebileceği belirtilmiştir.
Özür Hâli ve Özür Sahibi Olmanın Esasları
-
Özür ve Özür Sahibi Tanımı: Abdesti bozan bedensel bir rahatsızlığın (idrar tutamama, sürekli burun kanaması, yaradan irin akması, sürekli yellenme veya kadınlarda istihaze gibi) kesintisiz bir şekilde devam etmesine özür, bu durumdaki kişiye ise özür sahibi (müstahaza, selse-i bevl sahibi vb.) denir.
-
Özür Sahibi Sayılmanın Şartı (Başlangıç): Bir durumun fıkhen "özür" kabul edilebilmesi için, o rahatsızlığın tam bir namaz vakti boyunca (abdest alıp sadece farz namazı kılacak kadar bile) kesilmeden devam etmesi gerekir.
-
Özür Hâlinin Devamlılığı: İlk tespitten sonra, özrün devam ettiğine hükmedilmesi için her namaz vakti içerisinde en az bir kez tekrarlaması yeterlidir. Eğer bir namaz vakti boyunca söz konusu durum hiç gerçekleşmezse, özür hâli fıkhen sona ermiş sayılır.
Mezheplere Göre Abdestin Hükmü
Fukaha, özür sahibinin ne zaman abdest alması gerektiği konusunda farklı yaklaşımlar sergilemiştir:
-
Hanefî Mezhebi (Vakit Esası):
-
Özür sahibi her namaz vakti için bir kez abdest alır.
-
Bu abdestle o vakit içerisinde dilediği kadar farz, kaza, sünnet namazı kılabilir ve Mushaf’a dokunabilir.
-
Abdesti Ne Bozar? Namaz vaktinin çıkmasıyla (örneğin öğle vakti bitip ikindi girdiğinde) abdest kendiliğinden bozulur. Ayrıca özür teşkil eden durum dışındaki başka bir sebeple (örneğin idrar özrü olanın burnunun kanaması) abdest bozulur.
-
-
Şâfiî Mezhebi (Farz Namaz Esası):
-
Özür sahibi, her farz namaz için yeniden abdest almalıdır.
-
Bir abdestle birden fazla farz namaz kılınamaz; ancak o farz namaza bağlı olarak dilediği kadar nafile namaz kılabilir.
-
Şâfiîlere göre abdestin vaktin girmesinden sonra alınması şarttır.
-
-
Mâlikî Mezhebi (Boşalma/Hadis Esası):
-
Özür sahibinin abdesti sadece vakit girmesiyle veya çıkmasıyla bozulmaz.
-
Abdesti, yalnızca özür dışındaki iradi bir durumun (tuvalet ihtiyacı, uyku vb.) gerçekleşmesi bozar.
-
Bu görüş, özellikle şiddetli rahatsızlığı olanlar için büyük bir kolaylık (ruhsat) sağlar.
-
Güncel Fıkhi Değerlendirmeler
-
Temizlik Zorunluluğu: Özürlü kimseden çıkan necasetin (kan, idrar vb.) elbiseye bulaşması durumunda; eğer bu sızıntı namaz boyunca devam ediyorsa ve temizlense dahi hemen tekrar kirlenecekse, o necasetle namaz kılmak caizdir. Ancak temizlendiğinde namaz süresince temiz kalacağı biliniyorsa, yıkanması gerekir.
-
Cemaatle Namaz ve İmamet: Klasik fıkıh kaynaklarına göre, özür sahibi bir kimse kendisi gibi özürlü olmayanlara imamlık yapamaz (Hanefîlere göre). Ancak aynı özre sahip kişiler birbirlerine imamlık yapabilirler.
-
Tıbbi Müdahale ve Tedavi: Eğer tıbbi bir aparat (torba, tampon, sargı) kullanımı özrü kontrol altına alabiliyorsa, kişinin bu önlemleri alması fıkhen istenir. Örneğin bir sargı veya pamuk kullanımı sızıntıyı durduruyorsa, kişi artık "özür sahibi" hükmünden çıkıp normal abdest hükümlerine tabi olabilir.
Önemli Not: Günümüzde özellikle yaşlılık veya ağır hastalık sebebiyle abdest tazelemekte ciddi zorluk çekenlerin, yukarıda belirtilen Mâlikî mezhebinin görüşüyle amel etmeleri, "Dinde zorluk yoktur" ilkesi gereği uygun görülmektedir. ATB

İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!
Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!
Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!
Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!







