Haberimiz Genç Gazete Arşivinden
Tarih: 07 Ekim 2008
O tarihte İnegöl’ün yıllardır gündemden düşmeyen “il olma” hedefi, Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın değerlendirmeleriyle yeniden kapsamlı şekilde ele alınır.
İşte arşivden haberimiz!

“İNEGÖL’ÜN İL OLMASI RÜYA DEĞİL”
İnegöl’ün yıllardır gündemden düşmeyen “il olma” hedefi, Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın değerlendirmeleriyle yeniden kapsamlı şekilde ele alındı. Aktaş, İnegöl’ün nüfusu, ekonomik gücü, ihracatı ve sanayi yapısıyla il olmayı hak eden ilçeler arasında ön sıralarda bulunduğunu savunurken, bu hedef için yalnızca siyasi söylemin değil; güçlü bir rapor, kamuoyu desteği ve Ankara nezdinde etkili bir çalışma gerektiğini söyledi.
İnegöl’ün geçmişten bugüne Ankara’da yeterince güçlü temsil edilemediği, ilçeye yön veren dernek ve sivil toplum kuruluşlarının etkisini tam anlamıyla ortaya koyamadığı ve ilçe meselelerinin siyasette çoğu zaman seçim dönemlerinde hatırlandığı değerlendirmeleri de il olma tartışmasının temel başlıkları arasında yer aldı. İnegöl’de görev yaptıktan sonra ilçeden ayrılan bazı isimlerin sonraki süreçte kentle bağlarının zayıfladığı yönündeki eleştiriler de dile getirildi.
İnegöl’ün ekonomik gücüne rağmen Bursa’nın gölgesinde kaldığı görüşünün öne çıktığı değerlendirmelerde, il olmanın yalnızca idari bir statü değişikliği değil; yatırımların, bütçenin, kamu hizmetlerinin ve bölgesel planlamanın yeniden şekillenmesi anlamına geleceği vurgulandı.

İnegöl neden il olmak istiyor?
AK Parti hükümetinin o dönemde yeni il oluşturulmasına yönelik bir gündeminin bulunmadığı ve mahalli seçimler öncesinde seçim yatırımı niteliğinde farklı bir çalışma yapılmasının beklenmediği ifade edilirken, geçmişte Düzce ve Yalova örnekleri hatırlatıldı. Bu iki yerin de başlangıçta gündemde olmamasına rağmen deprem bölgesi kapsamında hükümet programına girerek il statüsüne kavuştuğu belirtildi.
İnegöl’ün il olabilmesi için benzer bir olağanüstü durumun yaşanmasının gerekmediği, kentteki siyasi, ekonomik ve toplumsal yapının ortak ve etkin biçimde hareket etmesinin süreci ilerletebileceği görüşü öne çıktı.

“Türkiye’de hizmet almanın ölçüsü il olmak”
Türkiye’de il olmak isteyen 25 ilçe bulunduğu belirtilerek, İnegöl’ün bu ilçeler arasındaki konumuna ilişkin soruya cevap veren Alinur Aktaş, il statüsünün kamu hizmetlerinin planlanmasında önemli avantajlar sağladığını ifade etti.
“Türkiye’de hizmet almanın ölçüsü il olmak. İl olduğunuzda Valiniz var. Bir planlama yapılırken beldelerinizle, ilçelerinizle yapılıyor ama önceliği il merkezi alıyor.”
Aktaş, bu durumu MOBESE yatırımı üzerinden örneklendirdi. Valilik tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada bütçenin önemli kısmının Valilik tarafından karşılandığını belirten Aktaş, kamu yatırımlarında doğal olarak önce il merkezinin düşünüldüğünü, bu nedenle aynı hizmetin Karacabey veya İnegöl’e ulaşmasının daha zor olduğunu söyledi.
“Nüfusta ilk 5’te, ekonomide ilk 3’te, ihracatta ilk sırada”
İnegöl’ün il olmak isteyen ilçeler arasındaki güçlü yanlarını sıralayan Aktaş, ilçenin nüfus bakımından ilk 5 içerisinde, ekonomik büyüklük açısından ilk 3 içerisinde ve ihracat açısından ise ilk sırada bulunduğunu söyledi.
Buna karşılık ilçedeki mevcut kamu altyapısının aynı ölçüde gelişmediğini belirten Aktaş; polis, asker, TEDAŞ, PTT, adliye ve diğer kamu kurumlarındaki personel ve yapılanmanın küçük bir ilçe seviyesinde kaldığını savundu.
İnegöl’ün ekonomik ve demografik büyüklüğü ile kamu teşkilatı arasındaki farkın önemli bir problem oluşturduğunu belirten Aktaş, bu nedenle ilçenin diğer il adayları arasında öncelikli değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Aktaş’tan Tarsus karşılaştırması
Aktaş, doğrudan kıyaslamanın doğru olmadığını özellikle belirterek Tarsus örneğini verdi. Tarsus’un nüfusunun yaklaşık 250 bin olduğunu ve İnegöl’den daha kalabalık olduğunu belirten Aktaş, buna karşılık İnegöl’ün sanayisi, ticari hareketliliği, köftesi ve kaplıcası gibi önemli ekonomik ve turistik değerlerinin bulunduğunu ifade etti.
Bursa’nın merkez ilçeleriyle birlikte toplam 17 ilçeye sahip, 2,5-3 milyonluk büyük bir il olduğunu söyleyen Aktaş, İnegöl’ün Bursa’dan idari olarak ayrışmasının yalnızca İnegöl’e değil, Bursa’ya da fayda sağlayabileceğini savundu.
“İnegöl’ün ayrışmasının Bursa’yı rahatlatacağını, böylelikle Bursa’ya faydasının olacağını ve İnegöl’ün kendi başına bir açılımı söz konusu olacağını düşünüyorum.”
İnegöl’ün il olması için kimlere görev düşüyor?
İl olma kararının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından verileceğini hatırlatan Aktaş, İnegöl’ün öncelikle güçlü ve somut veriler ortaya koyması gerektiğine dikkat çekti.
Aktaş’a göre süreçte mülki amirlere, derneklere, sivil toplum kuruluşlarına, basına ve özellikle siyasi partilere önemli görevler düşüyor. Hükümetin gündeminde yeni bir il oluşturma çalışması bulunmadığı için konunun Ankara nezdinde güçlü biçimde gündeme getirilmesi gerektiğini belirten Aktaş, bu çalışmanın bir komisyon aracılığıyla takip edilmesini önerdi.
“Raporumuzu çok iyi hazırlamalıyız”
İnegöl’ün neden il olması gerektiğinin ayrıntılı şekilde ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Aktaş, eksik veya yetersiz verilerle yürütülen girişimlerin süreci uzatabileceği uyarısında bulundu.
“Biz raporumuzu çok iyi hazırlayıp ve gerekçelerini çok iyi ortaya koymalıyız. Aksi takdirde Alanyurt’un mahalle olma isteğinde bulunduğumuz gibi eksik veri hatasına düşer, süreci uzatır ve kaybederiz.”
İnegöl’e kamu hizmetlerinin ulaşmasında Bursa Valisi ve milletvekillerinin büyük gayret gösterdiğini ifade eden Aktaş, buna rağmen İnegöl’ün il statüsüne kavuşması halinde Bursa’nın da önemli ölçüde rahatlayacağı görüşünü yineledi.
Yenişehir, İznik ve Domaniç’in yer aldığı yeni bir bölge modeli
Aktaş, İnegöl merkezli yeni bir idari yapılanmada Yenişehir ve İznik’in de içinde bulunduğu bir bölgenin planlanabileceğini söyledi. Domaniç’in de bu konuda talebi bulunduğunu ifade eden Aktaş, Domaniç ile İnegöl arasındaki mesafenin yaklaşık 40 kilometre, Domaniç ile Kütahya arasındaki mesafenin ise yaklaşık 100 kilometre olduğunu belirtti.
Bu mesafenin ulaşım açısından sıkıntı oluşturduğunu anlatan Aktaş, Domaniç’in nüfusunun 5 bin 300 civarında olmasına karşın İnegöl’de nüfusa kayıtlı yaklaşık 7 bin Domaniçlinin yaşadığının söylendiğini aktardı.
Bu nedenle kapsamlı bir araştırma yapılmasının ve bölgenin daha verimli bir idari yapıya kavuşturulmasının mümkün olduğunu söyledi.
İnegöl geçmişte neden il olamadı?
İnegöl’ün il olması için geçmiş yıllarda çok sayıda girişimde bulunulduğunu hatırlatan Aktaş, bu süreçlerde emek harcayan kişilerin çalışmalarının küçümsenemeyeceğini söyledi.
“Bu manada emek ve gayretini ortaya koyanlara ben saygısızlık yapamam. Yani boşu boşuna kürek salladılar diye bir ifade asla kullanmam. Herkes iyi niyetle bu işi ortaya koymaya çalıştı.”
2000 yılında Ankara’ya çıkarma yapılmıştı
Aktaş, en son 2000 yılında, Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin döneminde İnegöl’ün il olmasıyla ilgili önemli bir girişimde bulunulduğunu hatırlattı. Milletvekilleri Ahmet Sünnetçioğlu ve Burhan Orhan ile birlikte birkaç otobüs dolusu vatandaşın Ankara’ya gittiğini ve konunun Meclis’te gündeme getirildiğini anlattı.
Daha önce de farklı tarihlerde TBMM’ye önergeler verildiğini ve siyasi girişimlerde bulunulduğunu söyleyen Aktaş, buna rağmen ekonomik ve nüfus bakımından İnegöl’den daha küçük bazı yerlerin il statüsü kazanırken İnegöl’ün bu statüye ulaşamadığını ifade etti.
“Siyasi güç il olmada önemli bir kriter”
Geçmişte bazı siyasi parti liderlerinin İnegöl’e gelerek ilçeye “ya 81’siniz ya 82’siniz” şeklinde ifadeler kullandığını hatırlatan Aktaş, Düzce ve Yalova’nın yanı sıra Osmaniye’nin il olma sürecine de dikkat çekti.
Osmaniye örneğini “siyasi erk” üzerinden değerlendiren Aktaş, siyasi gücün il olma sürecinde önemli kriterlerden biri olduğunu söyledi.
“Bu sadece İnegöl’ün il olma isteği değil. Bütün ilgili taraflar harekete geçerse, beraberinde bölgeye sağlayacağı faydaları madde madde yazarsak ve tabii ki gerekli kapıları da bu manada aşındırırsak, inanıyorum ki sonuç elde edilecektir.”
Aktaş, geçmişteki çalışmaların istenilen sonucu vermemesini ise yeterli hazırlığın yapılamaması, güçlü bir ses oluşturulamaması, etkili kamuoyu oluşturulamaması ve konunun gerektiği ölçüde gündeme taşınamamasıyla ilişkilendirdi.
İl olursa İnegöl’de ne değişir?
İnegöl’ün mevcut yapısıyla il statüsüne kavuşması halinde ortaya çıkabilecek değişiklikleri değerlendiren Aktaş, Aksaray örneğini verdi.
Aksaray’ın il olmak için ciddi bir süreç takip ettiğini anlatan Aktaş, şehrin bir ucundan diğer ucuna yaklaşık 22 kilometre olduğunu ve nüfusunun 150 bin civarında bulunduğunu ifade etti. İnegöl’ün de yaklaşık 150 bin nüfusa sahip olduğunu ancak şehrin bir ucundan diğer ucuna mesafenin yaklaşık 5 kilometre olduğunu söyledi.

İnegöl’ü büyüten en önemli unsur: Göç
Aktaş’a göre İnegöl’ün bugünkü potansiyeline ulaşmasının temel nedenlerinden biri 1970 ile 2000’li yıllar arasında yaşanan hızlı göç oldu.
Mobilya sektörünün bu süreçte önemli bir işlev üstlendiğini belirten Aktaş, Organize Sanayi Bölgesi’nin de ilçenin göç almasında büyük etkisi olduğunu söyledi.
Ancak bu büyümenin tamamen sağlıklı gerçekleştiğini düşünmediğini belirten Aktaş, hızlı gelişmenin olumlu sonuçlarının yanında önemli olumsuzluklar da ortaya çıkardığını ifade etti.
Hızlı büyüme sosyal ve ekonomik yapıyı da değiştirdi
İnegöl’de asgari ücret veya biraz üzerinde gelirle çalışan çok sayıda kişinin oluştuğunu belirten Aktaş, bu yapının şehrin sosyal ve kültürel hayatından cadde ve sokaklarına kadar birçok alanı etkilediğini söyledi.
İnegöl’de çok büyük bir ekonomik hareketlilik bulunduğuna dair yaygın bir kanaat olduğunu ifade eden Aktaş, buna karşılık İnegöllülerin alışveriş yapmak için şehir dışına yöneldiği şeklinde bir yaklaşımın da bulunduğunu belirtti.
Aktaş, “Cazibe Merkezi yapalım mı?” anketinde de bu tablonun açık biçimde ortaya çıktığını söyledi.
“2. Organize Sanayi’yi 15-20 yıl önce konuşacaktık”
İnegöl’ün hızlı büyümesinin ekonomik açıdan sağlıklı bir planlamayla desteklenemediğini savunan Aktaş, il statüsünün sanayi yatırımlarının çok daha erken gündeme gelmesini sağlayabileceğini ifade etti.
“2. Organize Sanayi, Mobilya İhtisas Sanayii’sini 15-20 yıl önce konuşacaktık il olsaydık.”
Mobilyanın uzun süre küçük atölyelerde üretilen bir ürün olarak değerlendirildiğini belirten Aktaş, mobilya sektöründe fabrika ölçeğindeki üretimin öneminin ancak son 5-10 yılda daha iyi anlaşılmaya başlandığını söyledi.
Mobilya İhtisas Sanayii çalışmalarının geç de olsa başlatıldığını ifade eden Aktaş, İnegöl’de mobilya sanayisi ile Organize Sanayi Bölgesi’nin sıkışık şekilde aynı alanda tutulmasının önemli bir planlama problemi oluşturduğunu savundu.

“Kaymakamlığın bütçesi yok, Valiliğin bütçesi var”
İl olmanın İnegöl için önemli idari ve mali imkânlar sağlayacağını söyleyen Aktaş, Kaymakamlık ile Valilik arasındaki yetki ve bütçe farkına özellikle dikkat çekti.
“Kaymakamlığın bir bütçesi yok, yetkileri de ortada. Ama Valiliğin bir bütçesi var. Valilik imkânlarıyla çok şeyler yapmak mümkün.”
İl statüsüyle birlikte İl Özel İdaresi ve İl Genel Meclisi gibi yapıların oluşacağını belirten Aktaş, bu kurumların ciddi büyüklükte bütçelere yön verdiğini söyledi.
İnegöl’ün mevcut durumda Bursa’nın 17 ilçesiyle birlikte aynı bütçeden pay alan bir ilçe olduğunu hatırlatan Aktaş, bu durumun nüfus ve ekonomik büyüklük bakımından İnegöl açısından dezavantaj oluşturduğunu savundu.

“5 sağlık ocağından bir tanesini zorla alıyoruz”
Aktaş, İl Özel İdaresi’nin 5 sağlık ocağı yapmayı hedeflediği bir dönemde, İnegöl’ün bunlardan yalnızca birini alabilmek için yoğun çaba harcadığını söyledi. Bunun nedeninin Bursa genelinde hizmet bekleyen 17 ilçenin bulunması olduğunu ifade etti.
Aktaş, nüfus karşılaştırmasında Orhaneli’nin 8 bin, Keles’in 5 bin, Harmancık ve Büyükorhan’ın ise yaklaşık 3-5 bin nüfusa sahip olduğunu belirtti. Mustafakemalpaşa ve Gemlik dışarıda bırakıldığında diğer ilçelerin nüfus toplamının İnegöl’e yaklaştığını ifade etti.
Mudanya’nın yaklaşık 20 bin, Yenişehir’in 25 bin, İznik’in ise 20 bin nüfusa sahip olduğunu dile getiren Aktaş, yalnızca İnegöl merkez nüfusunun birçok ilçenin toplamına denk gelebildiğini söyledi.
“Şimdi böyle bir potansiyeli 5-10 bin nüfuslarla, böyle bir ekonomiyi 5-10 bin nüfuslu ekonomilerle aynı kategoride değerlendirirseniz ister istemez birçok şey aksamaya başlar.”
İnegöl’ün çok kültürlü yapısı il olmaya engel mi?
İnegöl’de farklı insan gruplarının bir arada yaşamasının il olma sürecinde etkili olup olmayacağı yönündeki soruyu da yanıtlayan Aktaş, bu yapının yalnızca İnegöl’e özgü olmadığını söyledi.
Türkiye’nin birçok şehrinde benzer bir toplumsal yapının bulunduğunu belirten Aktaş, farklı grupların bir arada yaşamasının tek başına il statüsü verilmesi veya verilmemesi için ciddi bir gerekçe sayılamayacağını ifade etti.

Tarsus örneğini verdi
Bu konu üzerinden değerlendirme yapılacaksa önce Tarsus’un ele alınması gerektiğini söyleyen Aktaş, Tarsus’ta geçmişte etnik çatışmalar yaşandığını hatırlattı. Çeşitli toplumsal grupların birlikte yaşadığı merkezlerin güvenlik açısından risk oluşturabileceği düşüncesinin il olma konusunda yeterli bir sebep olmadığını belirtti.

“İnegöl asayiş yönünden problemsiz bir yer”
Aktaş, Emniyet Müdürü ve Başsavcı ile yapılan güvenlik değerlendirmelerinde, ilçenin sahip olduğu nüfus ve ekonomik hareketliliğe rağmen asayiş bakımından dikkat çekici derecede problemsiz bir yer olduğunun ifade edildiğini aktardı.
Ancak bu durumun sonsuza kadar aynı şekilde devam edeceğinin garanti olmadığını söyleyen Aktaş, toplumsal huzurun iş ve ekonomik imkânlarla doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti.
“İş, aş olduğu sürece problem yok. Ama bunlarda sıkıntı çıktığında çatlaklar baş göstermeye başlayacaktır.”
Aktaş, sonuç olarak İnegöl’deki toplumsal çeşitliliğin il olma yolunda bir dezavantaj değil, doğru yönetildiği takdirde avantaj sağlayabilecek bir unsur olduğunu dile getirdi.

Aktaş: İnegöl’ün il olması güçlü bir hazırlıkla mümkün
Alinur Aktaş’ın değerlendirmeleri, İnegöl’ün il olma hedefinin yalnızca nüfus büyüklüğüne dayandırılmadığını; sanayi, ihracat, ticaret, kamu yatırımları, idari kapasite, bölgesel planlama ve siyasi temsil gibi birçok başlığın birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koydu.
Aktaş’a göre İnegöl’ün önündeki en önemli ihtiyaç; siyasi partilerden sivil toplum kuruluşlarına, derneklerden basına ve mülki idareye kadar bütün kesimlerin ortak hareket etmesi, güçlü verilerle hazırlanmış kapsamlı bir rapor oluşturması ve konuyu Ankara’da sürekli gündemde tutması.
Geçmiş girişimlerden alınacak derslerle daha güçlü bir kamuoyu oluşturulabileceğini savunan Aktaş’ın mesajının merkezinde ise net bir görüş bulunuyor: İnegöl’ün il olması ulaşılması imkânsız bir hedef değil; doğru hazırlık, güçlü siyasi irade ve ortak hareketle sonuç alınabilecek bir süreç.
ARŞİVDEN HABER TARİH: 07.10.2008

İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!
Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!
Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!
Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!






