İnegöl'ün renkli ve sevilen simalarından, İnegöl’ün Barış Manço’su lakabıyla tanınan ayakkabı boyacısı Yaşar Aracıkartal, 3 Haziran 2018'de vefat etti. Vefatının 8.yılında Barış Manço Yaşar’ı rahmetle anıyoruz.
İnegölün renkli simalarından biriydi Yaşar Aracıkartal. Barış Manço’ya benzeyen saçları ile İnegöl caddelerinde gördüğümüz kendine has yürüyüş tarzı ile yaşayan ve boyacılık yapan Yaşar Aracıkartal, Barış Manço’dan ziyade Orhan Gencebay hastasıydı
Merhum Yaşar Aracıkartal özelikle Orhan Gencabay şarkılarını sürekli teybinde çalar ve resimleriyle gittiği her yeri ve boyacı sandığını süslerdi. Türkiye’nin iki sevilen sanatçısını birlikte İnegöl’e hatırlatan Yaşar Aracıkan hayatının son yıllarını Antalya’da geçirdi ve 3 Haziran 2018 tarihinde tedavi gördüğü Antalya Alanya Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde vefat etti.
Doktor Ömer Faruk Öndağ'ın 26 Ağustos 2021 tarihli yazısı Barış Manço Yaşar başlıklı yazısını sizlerle paylaşıyoruz:

BARIŞ MANÇO YAŞAR
İnegöl'de bir akşamüstü çocuklar toplanmışlar mahallede cilli ( misket ) oynuyorlar. Usulca yanlarına yaklaştım ve seyretmeye başladım. Ekip büyüklerden oluşuyordu. Dolayısıyla biz tıfıllalara da sadece seyretmek düşüyordu. Sanırım ben 10 yaşlarındaydım, oyuncular ise 15-16... Kıran kırana geçen oyun bir anda çok kritik bir hâl aldı. Sıradaki oyuncunun hamlesi her şeyi belirleyecekti.
Tek atış...
Ya hep ya hiç…
Atışı yapacak olan abi uzun saçları, kocaman mavi gözleriyle sadece mahallede değil bütün İnegöl'de efsane olan biriydi.
İsmi Yaşar... okuma yazma biliyor muydu? Emin değilim.. Biraz saf ve masumdu..

Yaşar deli dolu, fırtına gibi bir çocuktu. Onun rüzgarına kapılmamam gerektiğini bal gibi biliyordum ama ne yapayım ben de oyuna fena kaptırmıştım kendimi. Yaşar büyük bir ustalıkla Cillinin gideceği toprak zemini eliyle temizledi, düzeltti. Anlaşılan bu hazırlık yetmedi ki bir de üfleyerek yolu iyice pürüzsüzleştirdi. Şöyle bir bakıp yaptığı işi beğenince de keyifle "kaymak kaymak" deyip bir küfür salladı. -Hepimiz küfrederdik o zamanlar, bize ayıp gelmezdi.-
Sorun şu ki ben Yaşar abiyle aynı fikirde değildim. Oradan değil, bir karış üstten falsolu atmalıydı. O heyecanla "Yaşar abi üstten at, üstten at!" dedim. Yaşar abi kafasını kaldırmadan bana okkalı bir küfür salladı. Sonra dilini yandan çıkararak en usta atışını yaptı.
O an mahallede yer yarıldı, gök gürledi; 8-10 büyüklüğünde deprem oldu sanki. Mahalle çocuklarının şaşkın bakışları altında Yaşar'ın kafliği (usta oyuncuların kullandığı favori misket) hedefteki cilliyi yarım santimle ıskaladı. O an hayat benim için ağır çekimde akmaya başladı. Kazananlar sevinç çığlıkları atarken ıskalayan ve bütün cillilerini kaybeden Yaşar olanca hışmıyla bana döndü.
O an kaçmalıydım, hem de kaçabildiğim kadar hızlı kaçmalıydım ama beceremedim. Yaşar abi beni şimşek gibi yakaladı. O hızla bir kaç sağlam tekme yedim ..Beni dövmesine rağmen hırsını alamayan Yaşar söylenmeye devam ederken ben hâla "Üstten atsaydın ya!" diye dikleniyordum.
Bu hikâyenin sonunda o gün yediğim sopadan sonra başkalarının işine karışmamayı öğrendim demeliydim belki de...
Ama maalesef öyle değil.
Bildiğini okuma ve sopa faslı kaldığı yerden devam ediyor. Huy işte, ne yaparsın?
Yıllar sonra bir gün Yaşar'ı merak edip İnegöllü yazar Turhan Şahin Hocama sorduğumda, "Faruk Hocam maalesef kaybettik. O nevi şahsına münhasır karakteriyle hem İnegöl’ümüze hem Alanya'ya mal olmuş bir kişilikti. Uzun saçları, elbiseleri ve bıyık kesimi ile birebir Barış Manço'ya benzerdi. Ayakkabı boyacılığı yapar insanlarla bol bol fotoğraflar çektirirdi. Uzun seneler Alanya'da kimseye yük olmadan, sevilip sayılarak yaşadı gitti." dedi.
Bunu duyduğumda çocukluğumun bir simasını kaybetmiş olmanın hüznüyle Yaşar abiyi andım. Eskilerin deyişi ile ;
“ Bu dünyadan sadece geçiliyor” dostlar..
Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
TEŞEKKÜR: Fotoğraflar için araştırmacı yazar Turhan Şahin’e ve köşe yazısı için de Doktor Ömer Faruk Öndağ'a teşekkür ederiz.
İnegöl'de Tost Kültürünü Başlatan İsim: Tostçu Mustafa Amca




