İnegöl merkezli kurulan Onuncu Köy Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası, Birinci Olağan Genel Kurulunu gerçekleştirdi. Genel kurulda yapılan konuşmada sendikal mücadele, emekçilerin hakları, örgütlenme ve yeni bir sendikacılık anlayışı ön plana çıktı.

Genel kurulda katılımcılara hitap eden konuşmacı, Onuncu Köy'ün yalnızca bir sendika değil, aynı zamanda sendikal anlayışa yönelik bir itiraz ve değişim hareketi olduğunu ifade etti.

“Onuncu Köy'ü kurmadık, kurmak zorunda kaldık”

Konuşmasında mevcut sendikal anlayışı eleştiren konuşmacı, bazı sendikaların emekçilerin haklarını savunmak yerine makam ve kişisel çıkar ilişkilerine yöneldiğini savundu.

Sendikacılığın hediye ve vaatlerle değil, ilkelerle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan konuşmacı, “Biz üye olun diye forma dağıtmıyoruz, terlik dağıtmıyoruz. Üye yapana çeyrek altın takmıyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki sendikal bilinç hediyeyle satın alınmaz. Bizim dağıtacak hediyelerimiz yok ama savunacak doğrularımız var” dedi.

“Onuncu Köy bir itirazdır, bir duruştur”

Sendikanın isminin taşıdığı anlama da değinen konuşmacı, Onuncu Köy isminin Fakir Baykurt'un düşünce dünyasından beslendiğini belirtti.

Onuncu Köy'ün doğrunun korkmadan konuşulduğu, emeğin değer gördüğü ve kimsenin kimseye biat etmek zorunda kalmadığı bir sendikal anlayışı temsil ettiğini ifade eden konuşmacı, Mustafa Kemal Atatürk'ün fikirlerinin de mücadelelerinin yol göstericisi olduğunu söyledi.

“Bir cephede yenilmek, savaşın bittiği anlamına gelmez”

Türkiye'de emek ve sendikal mücadelenin önemli bir yenilgi yaşadığını savunan konuşmacı, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının emeklerinin karşılığını almakta zorlandığını dile getirdi.

Konuşmasında mücadele kararlılığına dikkat çeken konuşmacı, “Mücadele edenler her zaman kazanamaz. Ancak kazananlar daima mücadele edenlerdir” ifadelerini kullandı.

Onuncu Köy'ü Sakarya'nın doğusu olarak nitelendiren konuşmacı, sendikanın amacının dağılan umutları bir araya getirmek ve emek mücadelesini yeniden örgütlemek olduğunu belirtti.

“Sendika, üyesinindir”

Yeni sendikal anlayışın temelinde üye iradesinin bulunacağını vurgulayan konuşmacı, yöneticilerin üyelere hükmetmek için değil, hesap vermek için görev yapması gerektiğini ifade etti.

Sendikanın bir kişinin veya birkaç yöneticinin değil, üyelerinin ortak yapısı olduğunu belirten konuşmacı, bugün atılan temellerin gelecekte Türkiye genelinde daha büyük bir değişime dönüşebileceğini söyledi.

Türkiye'deki sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarına çağrı

Konuşmasının sonunda sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarına seslenen konuşmacı, tüm emekçileri Onuncu Köy çatısı altında mücadeleye katılmaya davet etti.

“Bugün belki azız ama yarın çok olacağız. Çünkü biz bu yola bir makam kazanmak için değil, bir anlayışı değiştirmek için çıktık” diyen konuşmacı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“Dost düşman, eğri doğru herkes bilsin! Onuncu Köy kuruldu! Yalnız ve yalnız doğruları söylemek için, emeği savunmak için, haksızlığın karşısında durmak için, bugünden yarına umut olmak için!”

Konuşma, “Yaşasın Onuncu Köy Sendikası, yaşasın doğrunun mücadelesi” sözleriyle sona erdi.

Muhabir: Samet Karabacakoğlu