Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in sabah saatlerinde gözaltına alınmasının ardından İnegöl siyaseti hareketlendi. İnegöl’deki siyasi parti temsilcileri, yaşanan sürece dair görüşlerini paylaştı.

CHP İnegöl İlçe Başkanı Zemci Şahin: "Bu Bir Siyasi Operasyondur"
CHP İnegöl İlçe Başkanı Zemci Şahin, gözaltı kararının uygulanış biçimine ve zamanlamasına tepki gösterdi. Şahin, Bozbey’in daha birkaç gün önce yurt dışında olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:
"Başkanımızın bir yere kaçma düşüncesi olsa zaten yapardı. Davet etseler kendisi emniyete gönül rahatlığıyla giderdi. Halka mal olmuş bir kişinin şafak baskınlarıyla gözaltına alınması hukuk devletine yakışmıyor. Bunu sosyal demokrat belediyelere karşı yapılmış bir saldırı ve operasyon olarak görüyoruz. Mustafa Bozbey, Bursalının iradesidir; bu iradenin baskı altına alınması kabul edilemez."
Şahin ayrıca, AK Parti belediyelerine yönelik yolsuzluk iddialarının dosyalara rağmen incelenmediğini savunarak, "Bu müdahaleler Türkiye’de yaşanan ekonomik ve sosyal krizin üzerini örtmek, algıyı yönetmek için yapılan hamlelerdir. Adalete olan güvenin azalması ülkemiz için derin yaralar açacaktır" dedi.

İYİ Parti İnegöl İlçe Başkanı Recep Bayrak: "Süreç Şeffaf ve Adil Yürütülmeli"
İYİ Parti İnegöl İlçe Başkanı Recep Bayrak ise "masumiyet karinesi" ve "hukukun üstünlüğü" vurgusu yaptı. Bayrak, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
"Soruşturma süreçlerinin siyasi saiklerden uzak, tamamen hukukun üstünlüğü doğrultusunda yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Seçilmiş bir belediye başkanının gözaltına alınması, kendisine oy veren vatandaşlarımızın iradesini de yakından ilgilendirmektedir. Demokrasilerde adaletin iktidar gölgesinden uzak işlemesi milletin beklentisidir. Sürecin takipçisi olacağız."

MHP’den "Değerlendirme Yok" Yanıtı
Konuyla ilgili görüşü sorulan MHP İnegöl İlçe Başkanı Uğur Bayram ise şu aşamada bir açıklama yapmayacağını belirtti. Bayram, "Konu ile alakalı şu an bir değerlendirme yapmayacağım" dedi.

Deva Partisi'nden de Açıklama Geldi
Deva Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi:
"Adaleti savunmak, bir kişiyi savunmak değildir.
Adalet; herkes için, her koşulda, hiçbir ayrım gözetmeden ayakta tutulması gereken en temel değerdir.
Yargının bağımsız olmadığı bir yerde güven olmaz.
Güvenin olmadığı bir yerde ne ekonomi büyür ne toplum huzur bulur.
Biz DEVA Partisi olarak;
hiçbir güdümlü sürecin, hiçbir siyasi gölgenin yargının üzerine düşmesini kabul etmiyoruz.
Bugün mesele bir isim, bir makam ya da bir kişi değildir.
Mesele; hukukun siyasete göre şekillenip şekillenmediğidir.
Siyasi operasyon görüntüsü veren her adım,
toplumun devlete olan inancını zedeler.
Bizim durduğumuz yer nettir:
👉 Müdahalesiz, bağımsız ve tarafsız yargı
👉 Vicdanı hür hakimler ve savcılar
👉 Hukukun üstünlüğü
Kim olursa olsun,
hakkın ve hukukun dışında atılan her adımın karşısında olacağız.
Çünkü biliyoruz ki;
Adalet yoksa, hiçbir şey yoktur."

"Seçimler, Seçilenler, Seçenler, Hepsi Gelip Geçer"
Yeniden Refah Partisi İnegöl İlçe Başkanı Ahmet Aydın ise şu ifadelere yer verdi:
"Seçimler, seçilenler, seçenler, hepsi gelip geçer. Bir gün gelir, hiç bitmeyecek sandığımız ömür de gelip geçer. Ama gelip geçmeyecek olanın, kul hakkı olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Hele bu kişisel bir hak değil de, tüyü bitmemiş yetimin hakkı ise, kamuyu ilgilendiriyor ise, bu durum daha da vahimdir.
Maalesef ülkemizde yaşanan gelişmeler bu hassasiyetin göz ardı edildiğini ortaya koyan örneklerle dolu. Bu açıklamalarımızın kesinlikle bir yargı ve infaz olarak algılanmaması gerektiğini özellikle belirtmek isterim.
Bursa Büyükşehir Belediyesinde yaşanan son gelişmeler özelinde, sürecin hukuki boyutunun devem ettiği bir zaman diliminde, basının, siyasetin ve tüm tarafların itidalli, soğuk kanlı olarak açıklama yapması ve yorumlarda bulunması en doğru adım olduğu kanaatindeyiz.
Bu sebeple olayı lokal bir hadise olarak değil, genel bir bakış açısı ile değerlendirmeliyiz. Masumiyet karinesi ilkesi doğrultusunda hareket etmek, en doğru yaklaşım olacaktır. Ancak yolsuzluk, hırsızlık, haksızlık ve genel ahlak kaidelerinin dışında hareket eden varsa, bunların üzerine ayırım yapılmadan, hukuk çerçevesinde en şiddetli bir şekilde gidilmeli ve hesap sorulmalıdır.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin açıklamalarına göre, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra 1048 soruşturma açıldığı ifade ediliyor.
Bu soruşturmada 1. sırayı 472 dosya ile iktidar partisi olan AK Parti, 2. sırayı da 217 dosya ile Ana muhalefet partisi olan CHP almıştır.
Her soruşturmanın muhatabı elbette ki, suçludur diyemeyiz. Ancak siyasiler üzerinde bu kadar çok soruşturmanın açılmış olması da, hoş bir durum değildir.
Burada esas olan unsur, şu sorunun cevabıdır. Adalet her kişiye adil olarak uygulanıyor mu? Uygulanmıyor mu?
Konuya bir de "İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır" atasözü penceresinden bakalım. Mesela bu soruşturmalar, geçtiğimiz yıllarda görevinden istifa ettirilen, haklarında bir sürü ithamlar ve iddialar bulunan Belediye Başkanları için neden uygulanmadı?
Örneğin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Melih Gökçek, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı, Recep Altepe, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı, Ahmet Edip Uğur neden aynı soruşturmalara tabi olmadılar? Sessiz ve sedasız, tabiri caiz ise görevlerinden alındılar.
Burada kimse için, bu suçu işledi veya işlemedi demiyoruz. Ancak kamuoyunda da hakim olan görüş maalesef şu şekilde; "Haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu bir dönemden geçiyoruz." Tüm bu sıkıntıların, yanlışların ilacını dün söyledik, bugün de söylüyoruz, yarın da söylemeye devam edeceğiz.
Reçete belli, "Önce Ahlak ve Maneviyat" Bu düşünce ve inanış ile siyaset sahnesinde yer olan Milli Görüş teşkilatlarımız, geçmiş yıllarda kazanmış olduğumu Belediye Başkanlıklarına asmış oldukları levhalarda "Rüşvet alan da veren de mel'undur" hadis-i şerif'inin yazılı olduğu tabelalar asılmıştır. Ve bu hadis-i Şerif'i, bir mührü ve bakış açısı olarak uygulamıştır. Geçmişte olduğu gibi, bugün de, Yeniden Refah Partisi olarak, bu anlayışla yolumuza devam ettiğimizi açıkça ifade ediyoruz. Kazanmış olduğumuz belediyelerde de, bu bakış açımızı açık olarak göstermekteyiz.
Akım deme ile aklanılmadığını, Halkçıyım deme ile de, halkçı olunmadığını tüm milletimiz görmektedir."





