Îmâ ile namaz nasıl kılınır, göz ve kaş hareketleriyle namaz kılınabilir mi? Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre hükümler ve kaza namazı şartları.
Îmâ ile namaz nasıl kılınır? Göz ve kaş hareketleriyle namaz kılınabilir mi?

Îmâ ile namaz nasıl kılınır? Göz ve kaş hareketleriyle namaz kılmak caiz mi? Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin konuya ilişkin hükümleri açıklandı.
Hastalık, yaşlılık veya bedensel yetersizlik nedeniyle ayakta duramayan, oturamayan ya da rükû ve secde yapamayan kişiler namazlarını nasıl kılmalı? Îmâ ile namaz nedir, nasıl kılınır? Göz ve kaş hareketleriyle namaz kılınabilir mi? Başını hareket ettiremeyen kişilerin namaz sorumluluğu devam eder mi?
Diyanet İşleri Başkanlığının konuya ilişkin açıklamasında, îmâ ile namazın nasıl kılınacağı, gözle namaz kılmanın hükmü ve Hanefî ile Şâfiî mezhepleri arasındaki farklılıklar ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Îmâ ile namaz nasıl kılınır? Dinimizde hastalara sağlanan kolaylıklar
İslam dininde ibadetlerle ilgili sorumluluklar, kişinin gücü ve imkânları dikkate alınarak belirlenmektedir. İnsanların güçlerini aşan durumlarla karşılaşmaları hâlinde dinî sorumluluklarda kolaylaştırma esası uygulanmaktadır.
Hastalık da İslam dininde ibadetlerin yerine getirilmesi konusunda kolaylık tanınan durumlardan biridir. Bu nedenle sağlık sorunları sebebiyle namazın normal hareketlerini yapamayan kişiler için farklı uygulamalar bulunmaktadır.
Hz. Muhammed (s.a.s.), sağlık durumu nedeniyle ayakta namaz kılamayan kişilerin nasıl hareket etmesi gerektiğini şu hadisle açıklamıştır:
“Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere yatarak kıl.”
(Buhârî, Taksîru’s-salât, 19 [1117])
Bu hadise göre namazın öncelikle ayakta kılınması esas olmakla birlikte, buna gücü yetmeyen kişiler oturarak, oturmaya da gücü yetmeyenler yanları üzerine yatarak namaz kılabilmektedir.

Îmâ nedir? Namazda îmâ ne anlama gelir?
Îmâ, namaz sırasında rükû ve secde hareketlerinin baş işaretiyle yerine getirilmesidir.
Normal şekilde rükûya eğilemeyen veya secdeye gidemeyen kişi, bu hareketleri başıyla işaret ederek namazını kılabilir.
Îmâ ile namaz kılarken rükû ve secde hareketlerinin birbirinden ayrılması gerekir. Bu nedenle rükû sırasında baş biraz öne eğilirken secde sırasında rükûdakinden daha fazla eğilmek gerekmektedir.
Böylece kişi, bedensel imkânları ölçüsünde namazın rükû ve secde hareketlerini îmâ yoluyla yerine getirmiş olur.

Îmâ ile namazda rükû ve secde nasıl yapılır?
Îmâ ile namaz kılan kişi, rükû için başını hafifçe öne eğer. Secde sırasında ise başını rükûda eğdiğinden biraz daha fazla eğerek secde hareketini gerçekleştirir.
Burada önemli olan, rükû ile secdenin aynı baş hareketiyle yapılmaması ve secde hareketinin rükûya göre daha fazla eğilerek yerine getirilmesidir.

Yüksek bir eşyanın üzerine secde etmek caiz mi?
Sağlık durumu nedeniyle başını yere koyamayan kişilerin namaz sırasında önlerine yüksek bir eşya yerleştirerek bu eşyanın üzerine secde etmeleri de dinî açıdan değerlendirilmiştir.
İlgili fıkıh kaynaklarında, secde sırasında başını yere koyamayan kişinin önüne koyduğu yüksekçe bir şeye secde etmesinin mekruh olduğu belirtilmektedir.
Bu nedenle îmâ ile namazda rükû ve secde hareketlerinin baş işaretiyle yapılması esas alınmaktadır.

Gözle îmâ ederek namaz kılınabilir mi?
Başını hareket ettirebilen kişilerin îmâ ile namaz kılması mümkün olmakla birlikte, baş hareketi yapamayacak derecede hasta olan kişilerin nasıl namaz kılacağı konusunda mezhepler arasında farklı hükümler bulunmaktadır.
Özellikle göz ve kaş hareketleriyle namaz kılmanın geçerli olup olmadığı, Hanefî ve Şâfiî mezheplerinde farklı şekilde değerlendirilmektedir.
Hanefî mezhebine göre göz ve kaş hareketleriyle namaz kılınabilir mi?
Hanefî mezhebine göre îmâ ile namaz kılabilmek için rükû ve secde hareketlerinin mutlaka başla yapılması gerekmektedir.
Bu mezhebe göre başını hareket ettiremeyen kişi, yalnızca gözlerini veya kaşlarını hareket ettirerek namaz kılamaz.
Aynı şekilde namazın hareketlerini sadece kalbinden geçirmek de Hanefî mezhebine göre geçerli bir namaz yerine geçmemektedir.
Dolayısıyla başıyla îmâ etmeye gücü yetmeyen kişinin, namazını kazaya bırakması gerekmektedir.
Hanefî mezhebinin bu konudaki hükmü, Kâsânî'nin Bedâ’i ve Merğinânî'nin el-Hidâye adlı eserlerinde ele alınmaktadır.
Başını hareket ettiremeyen kişi namazlarını kaza etmek zorunda mı?
Hanefî mezhebinde baş hareketiyle îmâ yapamayacak durumda bulunan kişinin namazlarını kaza etmesine ilişkin özel bir hüküm bulunmaktadır.
Buna göre başıyla îmâ etmeye gücü yetmeyen kişi, namazını kazaya bırakır. Ancak bu durumda üzerinden beş vakit namazdan fazla namaz geçerse, söz konusu namazları sonradan kaza etmesi gerekmez.
Bu hüküm, kişinin başıyla îmâ yapamayacak durumda bulunmasıyla ilgilidir.
Şâfiî mezhebine göre gözle ve kaşla namaz kılınabilir mi?
Şâfiî mezhebinde ise başını hareket ettiremeyen kişilerin namaz kılmasına ilişkin Hanefî mezhebinden farklı hükümler bulunmaktadır.
Şâfiî mezhebine göre başıyla îmâ yapmaya gücü yetmeyen kişi, göz veya kaş hareketleriyle namazını kılabilir.
Bu mezhepte, baş hareketinin mümkün olmadığı durumlarda göz ve kaş hareketleriyle namazın yerine getirilmesine imkân tanınmaktadır.
Gözlerini ve kaşlarını hareket ettiremeyen kişi nasıl namaz kılar?
Şâfiî mezhebine göre başını hareket ettiremediği gibi göz ve kaş hareketleriyle de îmâ yapamayan kişi, namazını kalbinden geçirerek kılar.
Buna göre kişi, göz veya kaş hareketi yapmaya da gücü yetmediğinde namazını kalben yerine getirebilmektedir.
Bu uygulama, Şâfiî mezhebinde namaz sorumluluğunun kişinin içinde bulunduğu sağlık şartları dikkate alınarak değerlendirilmesiyle ilgilidir.
Şâfiî mezhebine göre gözle kılınan namazın kazası gerekir mi?
Şâfiî mezhebine göre başıyla îmâ yapamayan kişinin göz, kaş veya kalp yoluyla kıldığı namazları sonradan kaza etmesi gerekmemektedir.
Bununla birlikte kişinin sağlığına kavuşmasının ardından bu şekilde kıldığı namazları yeniden kılması müstehap görülmüştür.
Dolayısıyla Şâfiî mezhebinde bu namazların kaza edilmesi zorunlu tutulmamakta, ancak sağlık durumunun düzelmesinden sonra yeniden kılınması tavsiye edilen bir davranış olarak değerlendirilmektedir.

Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre îmâ ile namaz arasındaki farklar
Îmâ ile namaz konusunda iki mezhebin hükümleri karşılaştırıldığında, özellikle baş hareketi yapamayan kişilerin namazı nasıl yerine getireceği ve bu namazların kaza edilip edilmeyeceği konusunda farklılıklar bulunmaktadır.
| Konu | Hanefî mezhebi | Şâfiî mezhebi |
|---|---|---|
| Baş hareketiyle îmâ | Geçerli | Geçerli |
| Göz hareketleriyle namaz | Geçerli değil | Başla îmâ yapılamıyorsa geçerli |
| Kaş hareketleriyle namaz | Geçerli değil | Başla îmâ yapılamıyorsa geçerli |
| Kalpten geçirerek namaz | Geçerli değil | Diğer hareketlere güç yetirilemediğinde geçerli |
| Kaza namazı | Başla îmâ edemeyen kişi namazını kazaya bırakır; bu hâlde beş vakitten fazla namaz geçerse kaza gerekmez | Bu şekilde kılınan namazların kazası gerekmez |
| İyileştikten sonra yeniden kılma | Belirtilen kaza hükümleri uygulanır | Namazları iade etmek müstehaptır |
Îmâ ile namaz kılarken nelere dikkat edilmeli?
Îmâ ile namaz konusunda verilen dinî hükümler doğrultusunda, öncelikle kişinin namaz hareketlerini yerine getirebilme gücü dikkate alınmaktadır.
Ayakta namaz kılamayan kişi oturarak, oturmaya da gücü yetmeyen kişi yan üzerine yatarak namazını kılabilmektedir.
Rükû ve secde hareketlerini normal şekilde yerine getiremeyen kişi, baş hareketiyle îmâ yapabilmektedir. Rükû sırasında baş biraz eğilirken secde için daha fazla eğilmesi gerekmektedir.
Başını hareket ettiremeyen kişilerin göz ve kaş hareketleriyle namaz kılması konusunda ise mensup oldukları mezhebin hükümleri önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, Hanefî mezhebine göre îmâ mutlaka başla yapılmalı, göz ve kaş hareketleriyle veya yalnızca kalpten geçirilerek namaz kılınmamalıdır. Şâfiî mezhebinde ise başıyla îmâ yapamayan kişiler göz veya kaş hareketleriyle, buna da güçleri yetmediğinde kalplerinden geçirerek namazlarını kılabilmektedir.
Îmâ ile Namaz Nasıl Kılınır? Mezheplerin Görüşleri ve Detaylı Rehber
İslam dininde ibadetler kulun gücü ve imkanları ölçüsünde şekillenir; hastalık gibi mazeret durumlarında namazların nasıl eda edileceği fıkhi ölçütlerle kolaylaştırılmıştır.
1. İslam'da Kolaylık Esası ve Genel Hüküm
-
Güce Göre Sorumluluk: Dinimizdeki yükümlülükler kulun fiziksel kapasitesine göre belirlenmiş olup, zorluk durumlarında kolaylaştırma ilkesi benimsenmiştir.
-
Nebevi Ölçüt (Hadis-i Şerif): Hz. Muhammed (s.a.s.), hastalar ve zorluk çekenler için şu sıralamayı buyurmuştur: "Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere yatarak kıl." (Buhârî, Taksîru’s-salât, 19).
-
Îmâ Nedir? Ayakta, oturarak veya yatarak kılma imkanı bulunmayan ve rükû ile secdeleri normal şekilde yapamayan kişilerin, bu rükünleri baş işaretiyle yapmasına îmâ denir.

2. Îmâ ile Namazın Uygulanışı
-
Baş İşaretiyle Yapılır: Îmâ, temel olarak başın öne doğru eğilmesiyle gerçekleştirilen bir harekettir.
-
Rükû ve Secde Ayırımı:
-
Rükû için: Kişi başını normalden biraz daha az öne eğer.
-
Secde için: Secde anında ise başını rükûda eğdiğinden biraz daha fazla öne eğer (secde eğilişi rükûdan daha derin olur).
-
-
Yüksek Şeye Secde Etme Yasağı: Secdede başını yere koyamayan kimselerin, önüne yastık, minder veya benzeri yüksekçe bir nesne koyarak ona secde etmesi fıkhen mekruhtur. Îmâ yapılırken bu tür cisimler kullanılmaz, sadece başın eğilme derecesi ayarlanır.

3. Mezheplere Göre Îmâ Hükümleri ve Detayları
Hanefî Mezhebi:
-
Şart Koşulan Yöntem: Îmâ mutlaka baş ile yapılmalıdır.
-
Göz ve Kalp Hareketi: Başıyla îmâ etmeye bile gücü yetmeyen kimse, Hanefî mezhebine göre namazı o an için düşer; göz, kaş hareketleriyle veya kalpten geçirerek namaz kılınmaz.
-
Kaza Hükmü: Bu durumda üzerinden beş vakit namazdan fazla namaz geçen kimsenin, güçsüzlük halinin devamı süresince bu namazları daha sonra kaza etmesi gerekmez. (Beş vakit veya daha az namaz geçmesi durumunda ise cevaz veya kaza tartışmaları fıkıh kitaplarında yer alır).

Şâfiî Mezhebi:
-
Kademeli Kolaylık: Baş ile îmâ etmeye gücü yetmeyen kimse sırasıyla gözüyle veya kaşıyla, buna da gücü yetmiyorsa kalbinden geçirerek namazını kılar.
-
İade ve Kaza: Bu şekilde (göz, kaş veya kalple) kılınan namazların sonradan kaza edilmesi gerekmez; ancak kişinin sağlığına kavuşması durumunda bu namazları iade etmesi (yeniden kılması) müstehap görülmüştür. ATB

İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!
Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!
Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!
Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!











