Dünya Nüfusunun Büyük Bölümü Su Açığıyla Yaşıyor
Rapora göre bugün dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 75’i, su açısından riskli ya da güvensiz bölgelerde hayatını sürdürüyor. Bir başka çarpıcı veri ise yaklaşık 2 milyar insanın, yeraltı sularının aşırı çekilmesi nedeniyle zemini çöken alanlarda yaşaması.
Uzmanlar, birçok su kaynağının artık kendini yenileyemediğini ve bazı bölgelerde geri dönüşün mümkün olmadığını söylüyor. Nehirler her yıl biraz daha zayıflıyor, yeraltı suları hızla boşalıyor, sulak alanlar ise birer birer haritadan siliniyor.

Su Krizi Artık Çatışma Nedeni
Su sadece çevresel bir sorun olmaktan çıkmış durumda. Son yıllarda su kaynakları nedeniyle yaşanan yerel ve bölgesel çatışmalar hızla arttı. 2010’lu yılların başında sınırlı sayıda olan bu çatışmalar, bugün yüzlerle ifade ediliyor. Uzmanlara göre su, önümüzdeki yıllarda enerji kadar stratejik bir unsur haline gelecek.
Tarım En Büyük Tüketici
Raporda dikkat çeken başlıklardan biri de tarım. Dünya genelinde kullanılan tatlı suyun yaklaşık yüzde 70’i tarıma gidiyor. Ancak çiftçiler, her geçen yıl daha az ve daha kirli suyla daha fazla üretim yapmak zorunda kalıyor. Bu durum, küresel ölçekte ciddi bir gıda güvenliği tehdidi anlamına geliyor.
Yeraltı sularının kontrolsüz kullanımı birçok ülkede toprağın çökmesine yol açıyor. Bazı şehirlerde her yıl onlarca santimetrelik zemin kaymaları yaşanıyor. Türkiye’de Konya Ovası’nda görülen yüzlerce obruk, bu tablonun en somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Türkiye’de Kuraklık Kalıcı Hale Geliyor
Türkiye için tablo da pek iç açıcı değil. Uzmanlara göre ülkenin büyük bölümünde kuraklık artık geçici değil, kalıcı hale gelmeye başladı. Yağışlar azalıyor, barajlar dolmuyor, yeraltı suları hızla çekiliyor.
İç Anadolu, Güneydoğu ve Akdeniz bölgeleri başta olmak üzere birçok il uzun süredir şiddetli kuraklık yaşıyor. Büyük şehirler de bu tablodan muaf değil. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi kentlerde uzun vadeli su stresi dikkat çekiyor.
Göller Birer Birer Yok Oluyor
Türkiye bir zamanlar “göller ülkesi” olarak anılırken, bugün bu unvan hızla kayboluyor. Son 50 yılda ülkedeki göllerin büyük bölümü tamamen kurudu ya da kritik seviyelere indi. Sulak alanlar tarım, barajlar ve yanlış su politikaları nedeniyle hızla yok oluyor.
Manisa’daki Marmara Gölü, neredeyse tamamen kaybolmuş durumda. Tuz Gölü, Eğirdir Gölü ve Seyfe Gölü gibi önemli su kaynakları da benzer bir kaderle karşı karşıya. Uzmanlar, mevcut gidişatın devam etmesi halinde bazı göllerin kalıcı olarak yok olabileceğini söylüyor.
Yanlış Tarım ve Kaçak Kuyular Krizi Derinleştiriyor
Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık yüzde 77’si tarıma gidiyor. Ancak suyu az seven ürünler yerine, mısır, şeker pancarı ve benzeri suyu çok tüketen ürünlere yönelme, sorunu daha da büyütüyor. Kaçak kuyular ise yeraltı sularını kontrolsüz biçimde tüketerek geri dönülmez zararlar oluşturuyor.
Buna ek olarak barajlar, büyük sulama projeleri ve madencilik faaliyetleri; nehirlerin doğal akışını bozuyor, göllerle bağlantısını koparıyor ve ekosistemi zayıflatıyor.

Uzmanlardan Net Uyarı
BM raporu ve bilim insanları ortak bir noktada buluşuyor:
Suya bakış açısı kökten değişmezse, hem dünya hem de Türkiye çok daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacak. Daha verimli sulama yöntemleri, suyu koruyan tarım politikaları ve şehirlerde israfı azaltan önlemler artık bir tercih değil, zorunluluk olarak görülüyor.





