Deniz ve okyanuslardaki sürekli hareketliliğin temel kaynağı olan dalgalar, rüzgar enerjisinin su yüzeyi ile girdiği kinetik etkileşim sonucunda meydana geliyor.
Bilimsel araştırmalar, suyun dalgalı hissedilmesine neden olan bu enerjinin rüzgar hızı, esme süresi ve rüzgarın etkilediği açık su mesafesi ile doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlıyor.

Rüzgar enerjisinin su yüzeyine aktarımı
Deniz yüzeyi üzerinde esen rüzgar, su molekülleriyle sürtünme oluşturarak enerjisini aktarır. Bu etkileşim başlangıçta küçük kılcal dalgalanmalar yaratırken, enerjinin artmasıyla büyük dalga formlarına dönüşür.
Rüzgarın hızı arttıkça ve aynı yönde esme süresi uzadıkça, su yüzeyine aktarılan enerji miktarı da katlanarak artar. Bu durum, dalgaların yüksekliğini ve genişliğini belirleyen ana faktördür.

Su moleküllerinin dairesel hareketi
Dalgalar kıyıya doğru ilerliyor gibi görünse de aslında su molekülleri yatay bir düzlemde hareket etmez. Dalga geçişi sırasında su parçacıkları dairesel bir yörünge izleyerek eski konumlarına dönerler.
Deniz suyunun içinde hissedilen o sürekli "iniş ve çıkış" hissi, aslında suyun kendisinin değil, içinden geçen enerjinin bir sonucudur. Su, sadece bu enerjinin iletildiği bir ortam görevi görür.

Yerçekimi ve derinlik faktörü
Dalga oluşumunda bir diğer önemli etken ise yerçekimidir. Rüzgar tarafından yukarı itilen su kütlesi, yerçekimi etkisiyle tekrar aşağı çekilir ve bu dikey salınım dalganın devamlılığını sağlar.
Dalgalar kıyıya yaklaşıp su derinliği azaldığında, dairesel hareketler deniz tabanına çarparak bozulur. Bu sürtünme dalganın alt kısmını yavaşlatırken, üst kısmın devrilmesine ve "kırılan dalga" görüntüsüne yol açar.




