Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karşılıklı açılan bir boşanma davasında eşine fiziksel şiddet uyguladığı, tehdit ve hakaretlerde bulunduğu belirlenen erkeğe ilişkin kusur değerlendirmesini inceledi. Erkeğin aşırı horlaması ve uykuda dişlerini gıcırdatması nedeniyle eşlerin ayrı yatması da dava dosyasındaki olgular arasında yer aldı.
Aile Mahkemesine başvuran taraflar, birbirlerini evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olmakla suçlayarak boşanma talebinde bulundu.
Davacı-davalı erkek, eşinin sürekli tartışma çıkardığını, onaylamadığı kişilerle görüştüğünü, ailesine hakaret ettiğini ve kendisine cinsel yönden soğuk davrandığını öne sürdü. Son 10 yıldır ayrı odalarda kaldıklarını savunan erkek, ortak çocukların velayetinin kendisine verilmesini, çocuklar için ayrı ayrı aylık 500 lira nafaka ile 100 bin lira maddi ve 100 bin lira manevi tazminata hükmedilmesini istedi.
Kadın şiddet ve tehdit iddiasında bulundu
Davalı-davacı kadın ise eşinin kendisine hakaret ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını ve tehditte bulunduğunu ileri sürdü. Ayrı odalarda yatmalarının cinsel soğukluktan değil, erkeğin geceleri aşırı horlaması ve uykusunda dişlerini gıcırdatmasından kaynaklandığını belirtti.
Kadın, fiziksel ve psikolojik şiddetin artarak devam etmesi üzerine ortak konutu terk etmek zorunda kaldığını savundu. Eşinin psikolojik destek ve tedaviyi reddettiğini öne süren kadın; çocuklar için ayrı ayrı aylık bin lira iştirak nafakası, kendisi için aylık 2 bin 500 lira tedbir ve yoksulluk nafakası ile 100 bin lira maddi ve 100 bin lira manevi tazminat talep etti.
Mahkeme erkeği tam kusurlu buldu
Aile Mahkemesi, erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, onu öldürmekle tehdit ettiği, küfür ve hakaretlerde bulunduğu sonucuna vardı. Mahkeme ayrıca erkeğin aşırı horlaması ve uykusunda dişlerini gıcırdatması nedeniyle kadının rahatsız olarak ayrı odada yattığını belirledi.
Kararda, erkeğin at yarışı oynadığı, geçmişte yaşanan olayları tekrar gündeme getirerek tartışma çıkardığı ve evlilik birliğinin sona ermesinde tam kusurlu olduğu belirtildi. Kadına kusur yüklemeyen mahkeme, erkeğin açtığı davayı reddederken kadının karşı davasını kabul ederek tarafların boşanmasına karar verdi.
Mahkeme, kadın lehine nafakaya hükmederken 40 bin lira maddi ve 40 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Yargıtay miktarları yetersiz buldu
Karara karşı yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince reddedildi. Erkeğin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesine taşındı.
Daire, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve günün ekonomik koşulları dikkate alındığında kadın lehine belirlenen yoksulluk nafakasının düşük kaldığını belirtti. Kararda, Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun bir miktara hükmedilmesi gerektiği vurgulandı.
Yargıtay, kadın lehine belirlenen mali haklara ilişkin miktarları yetersiz bularak yerel mahkeme kararının bu yönüyle bozulmasına oy birliğiyle karar verdi.





