Anayasa Mahkemesinin (AYM), Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesinin gerekçesi yayımlandı. AYM, boşanmanın ardından hiçbir ölçüt belirlenmeden kategorik biçimde süresiz nafaka öngörülmesinin taraflar arasındaki makul dengeyi bozduğuna hükmetti. İptal kararı hemen yürürlüğe girmeyecek.
Antalya 12. Aile Mahkemesi, baktığı bir boşanma davasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesinin birinci fıkrasında bulunan “süresiz olarak” ibaresinin iptali talebiyle AYM’ye başvurdu. Yüksek Mahkeme, 4 Haziran 2026 tarihli kararında söz konusu ibareyi Anayasa’nın 2, 5 ve 17’nci maddelerine aykırı bularak iptal etti. Karar 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
İptal kararı 9 ay sonra yürürlüğe girecek
AYM, iptal nedeniyle ortaya çıkabilecek hukuki boşluğu dikkate alarak hükmün yürürlüğe girişini Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren 9 ay erteledi. Bu nedenle mevcut düzenleme geçiş sürecinde uygulanmaya devam edecek.
Dokuz aylık süre 30 Eylül 2026’da başladı. Bu dönemde yoksulluk nafakasına ilişkin yeni bir yasal düzenleme yapılabilecek. Yeni düzenlemenin kapsamı ve varsa geçiş hükümleri yasama sürecinde belirlenecek.
AYM: Süresiz yükümlülük ağır külfete dönüşmemeli
AYM gerekçesinde, devletin boşanma sonrasında ekonomik açıdan güç durumda kalan eşin korunmasına yönelik tedbir alma yükümlülüğünün bulunduğuna dikkat çekti.
Bununla birlikte Mahkeme, söz konusu korumanın nafaka ödeyen kişi üzerinde ölçüsüz ve hayat boyu devam edebilecek bir mali yük oluşturmasının taraflar arasındaki dengeyi bozabileceğini değerlendirdi.
Kararda, boşanma yüzünden geçimini sağlayamayacak duruma düşen eşe diğer eş tarafından ekonomik destek verilmesinin mümkün olduğu ancak bu yükümlülüğün hiçbir kriter belirlenmeden kategorik olarak süresiz hale getirilmesinin, kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka borçlusu bakımından “ağır bir külfet” oluşturduğu belirtildi.
Nafakanın süresinde hangi kriterler dikkate alınabilir?
AYM, nafakanın süresinin belirlenmesinde somut olayın özelliklerinin dikkate alınabileceğini belirtti.
Kararda öne çıkan kriterler arasında;
-
evliliğin süresi,
-
nafaka alacaklısı eşin yaşı,
-
eğitim durumu,
-
sağlık durumu,
-
çalışma hayatına katılma imkânı,
-
ekonomik ihtiyaçları,
-
ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi
yer aldı.
AYM, somut olayın özellikleri nedeniyle nafakanın süresiz verilmesini gerektirebilecek durumlar bakımından da kriterlerin kanunda açık ve net şekilde düzenlenmesi gerektiğini değerlendirdi.
“Makul denge” vurgusu
Mahkemenin gerekçesinde, nafaka yükümlüsünün boşanmanın ardından ömür boyu sona eren evliliğin sonuçlarıyla bağlı kalmasının kişinin ruhsal, ekonomik ve sosyal bütünlüğü üzerinde olumsuz sonuç oluşturabileceğine dikkat çekildi.
AYM, nafaka talebinin hiçbir ölçüte bağlı olmaksızın her durumda süresiz şekilde düzenlenmesinin devletin çatışan hak ve menfaatler arasında kurması gereken makul dengeyle bağdaşmadığı sonucuna vardı. Bu gerekçelerle Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesindeki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar verildi.





