İslâm dininde ibadetler kişinin gücü ve fiziki imkânları gözetilerek kolaylaştırılmış, hiçbir mazeretin namazın kılınmasına engel teşkil etmeyeceği ilkesi benimsenmiştir.
Sağlık sorunları veya hareket kısıtlılığı yaşayan bireylerin ibadetlerini eksiksiz yerine getirebilmesi için fıkhi ölçüler ve tıbbi gerçekler doğrultusunda belirlenen temel esaslar aşağıda listelenmiştir.

Ayakta Duramayan veya Secde Edemeyen Kişi Nasıl Namaz Kılar? Sandalyede Namaz Kılmak Caiz mi?
Ayakta duramayan, secde edemeyen veya rahatsızlığı bulunan kişiler namazlarını nasıl kılmalı? İşte oturarak ve îmâ ile namazın hükümleri.
Ayakta durmakta zorlanan, secde yapamayan veya sağlık sorunları nedeniyle namazın bazı hareketlerini yerine getiremeyen kişiler namazlarını nasıl kılmalı?
Sandalyede namaz kılmak caiz mi? Hangi durumlarda oturarak veya îmâ ile namaz kılınabilir? Dinî açıklamalarda, namazın terk edilmemesi gerektiği, ancak kişinin gücünü aşan durumlarda ibadetin kolaylaştırıldığı belirtiliyor.
İşte farklı sağlık durumlarına göre namazın nasıl kılınacağına ilişkin ayrıntılar.
Ayakta Duramayan veya Secde Yapamayan Kişiler İçin Namazın Hükümleri
Namazın farz oluşu Kur'an, sünnet ve icma ile sabittir
İslam dininde namazın farz oluşu Kur'ân-ı Kerim, sünnet ve icma ile sabittir. Namaz, Müslümanların yerine getirmesi gereken temel ibadetler arasında yer almaktadır.
Kur'ân-ı Kerim'de namazın farz oluşuna ilişkin şu ayetler bulunmaktadır:
“Namaz müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır.” (en-Nisâ, 4/103)
“Namazı dosdoğru kılın.” (el-Bakara, 2/43)
Hz. Peygamber (s.a.s.) de namazı “dinin direği” olarak nitelendirmiştir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/231 [22069]; Tirmizî, Îmân, 8 [2616])
Namazın “en hayırlı amel” olduğunu bildiren Hz. Peygamber (s.a.s.), kıyamet gününde hesabı sorulacak ilk amelin namaz olacağını da ifade etmiştir. (İbn Mâce, Tahâret, 4 [277]; Nesâî, Salât, 9 [465])
Namazın terk edilmemesine ilişkin bir hadis-i şerifte ise şöyle buyrulmuştur:
“Kim namazı kasten terk ederse Allah'ın ve Rasûlü'nün himayesi ondan uzak olur.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/421 [27404]; İbn Mâce, Fiten, 23 [4034])
Bu nedenle namazın, kişinin sağlık durumuna ve bedensel imkânlarına uygun biçimde, gerektiğinde îmâ ile de olsa kılınması gerektiği belirtilmektedir.
Namazın farz olan rükünleri nelerdir?
Namazın temel rükünleri Kur'an ve sünnette açıklanmış, namazın nasıl kılınacağı Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından sözlü ve uygulamalı olarak öğretilmiştir.
Namazın rükünleri şunlardır:
-
İftitah tekbiri: Namaza başlarken alınan tekbir.
-
Kıyam: Namazda ayakta durmak.
-
Kıraat: Namazda Kur'an okumak.
-
Rükû: Namazda eğilmek.
-
Secde: Namazda secde etmek.
-
Ka'de-i ahire: Namazın sonunda oturmak.
Kur'ân-ı Kerim'de bu ibadetlere ilişkin şöyle buyrulmaktadır:
“Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun.” (el-Bakara, 2/238)
“Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.” (el-Hac, 22/77)
Hz. Peygamber (s.a.s.), namaz kılmayı öğrettiği bir sahabîye teşehhüdün nasıl yapılacağını da gösterdikten sonra şu ifadeyi kullanmıştır:
“Bunu da yaptığında namazın tamam olur.” (Tirmizî, Salât, 226 [302])
Namazın rükünlerinden herhangi birinin mazeret olmadan terk edilmesi durumunda namaz sahih olmaz. Ancak hastalık ve bedensel yetersizlik gibi geçerli mazeretler için kolaylaştırıcı hükümler bulunmaktadır.
İslam dininde hastalara namaz kolaylığı tanınmıştır
İslam dininde ibadet sorumluluğu kişinin gücü ve imkânları çerçevesinde değerlendirilir.
Kur'ân-ı Kerim'in el-Bakara suresinin 286. ayetinde sorumluluğun kişinin gücüne göre belirlendiği, aynı surenin 185. ayetinde ise kolaylaştırma ilkesinin esas alındığı bildirilmiştir.
Bu kapsamda, namazın rükünlerini yerine getirmeye engel olan hastalıklar ve bedensel rahatsızlıklar da kolaylaştırma sebebi olarak kabul edilmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.s.), hastalığı nedeniyle nasıl namaz kılması gerektiğini soran bir sahabîye şöyle buyurmuştur:
“Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere yatarak kıl.” (Buhârî, Taksîru's-salât, 19 [1117])
Bu hadis, ayakta namaz kılamayan kişilerin oturarak, buna da gücü yetmeyenlerin yan yatarak namaz kılabilmesine dayanak oluşturmaktadır.
Ayakta Duramayan Kişi Namazını Nasıl Kılar?
Ayakta duramayan ancak secde yapabilen kişi
Namazı ayakta kılmaya gücü yetmeyen kişi, namazını oturarak kılabilir.
Bu kişinin secde yapabilecek durumda olması halinde rükû için biraz eğilmesi, secdeyi ise alnını ve burnunu yere koyarak normal şekliyle yerine getirmesi gerekir.
Böylece kişi, ayakta duramadığı için namazını oturarak kılarken yapabildiği diğer rükünleri aslî şekliyle yerine getirmiş olur.
Hem ayakta duramayan hem de secde edemeyen kişi
Ayakta duramadığı gibi secde yapmaya da gücü yetmeyen kişi, namazını oturarak ve îmâ ile kılar.
Îmâ, namazda rükû ve secdenin baş hareketleriyle yerine getirilmesidir.
Bu durumda rükû için baş biraz eğilirken secde için daha fazla eğilmek gerekir.
Önemli nokta: Îmâ ile namaz kılarken secde için yapılan eğilme hareketi, rükû için yapılan eğilmeden daha aşağıda olmalıdır.
Ayakta durabilen ancak secde edemeyen kişi nasıl namaz kılar?
Bazı kişiler ayakta durabildiği ve rükû yapabildiği halde sağlık sorunları nedeniyle secde edemeyebilir.
Bu durumda kişinin namazını kılabilmesi için iki farklı uygulama bulunmaktadır.
Kişi, namazının tamamını yere veya sandalyeye oturarak îmâ ile kılabilir.
Dilerse namaza ayakta başlayarak kıyam ve rükûyu normal şekilde yerine getirip yalnızca secdeleri îmâ ile yapabilir.
Her iki uygulama da belirtilen mazeret kapsamında mümkündür.
İlk rekâtta ayakta durabilen ancak sonraki rekâtlarda kalkamayan kişi
Namazın ilk rekâtını ayakta durarak, rükû ve secdeleri normal şekilde yerine getirerek tamamlayan kişi, sonraki rekâtlarda ayağa kalkamayacak duruma gelebilir.
Böyle bir durumda namazın kalan rekâtları oturarak tamamlanır.
Kişi, oturduğu yerde rükû için biraz eğilir ve secde yapabiliyorsa secdelerini normal şekilde yerine getirir.
Böylece namazını, bedensel imkânlarının elverdiği biçimde tamamlamış olur.
Ayakta durabilen fakat yere oturamayan kişi
Ayakta durmaya ve rükû yapmaya gücü yettiği halde yere oturamayan kişiler için de kolaylaştırıcı hükümler bulunmaktadır.
Bu durumda kişi namazına ayakta başlayabilir, rükûyu normal şekilde yerine getirebilir ve ardından sandalye veya benzeri bir oturağa oturarak secdeyi îmâ ile yapabilir.
Bir diğer seçenek ise namazın tamamını sandalyede oturarak îmâ ile kılmaktır.
Her iki uygulama da kişinin yere oturmasına engel olan mazereti kapsamında değerlendirilmektedir.
Sandalyede Namaz Kılmak Caiz mi?
Sandalyede namaz kılmak hangi durumlarda uygundur?
Sandalyede namaz kılmak, kişinin namazın gerekli hareketlerini normal şekilde yapmasına engel olan bedensel rahatsızlıklar nedeniyle başvurabileceği kolaylıklardan biridir.
Ancak ibadetlerin yalnızca kolaylık amacıyla değil, dinî hükümlere ve kişinin gerçek imkânlarına uygun şekilde yerine getirilmesi gerekir.
Namaz kılan kişinin ibadetini içtenlikle, samimiyetle ve şekil şartlarına özen göstererek yapması gerektiği vurgulanmaktadır.
Namazın aslî şekliyle kılınmasına engel olmayan hafif bedensel rahatsızlıkların, namazın rükünlerini terk etmek için mazeret olarak görülmemesi gerektiği ifade edilmektedir.
Sandalyede namaz kılan kişi camide cemaate katılabilir mi?
Oturarak veya sandalyede namaz kılmak, kişinin camide cemaatle namaz kılmasına engel değildir.
Sağlık durumu nedeniyle sandalyede namaz kılan kişilerin de cemaat safına katılmaları gerekir.
Bu kişilerin kullandıkları sandalye veya tabureleri bulundukları safın hizasında tutmaları önem taşımaktadır.
Ayrıca arkalarında namaz kılan kişilerin secde etmelerini engellememeleri gerekir.
Camilerde sabit sandalye ve oturak sıraları yapılması uygun mu?
Camilerde sandalyede namaz kılan kişiler için sıralar halinde sabit oturaklar oluşturulması uygun görülmemektedir.
Bunun gerekçesi, sabit oturakların cemaatin safa katılmasını engelleyebilmesi ve cami âdâbı ile kültürüne uygun olmamasıdır.
Bu nedenle sandalyede namaz kılanların cemaat düzenini koruyacak şekilde saf içerisinde yer almaları ve diğer kişilerin namaz hareketlerini engellememeleri gerektiği belirtilmektedir.
Îmâ ile Namaz Kılarken Nelere Dikkat Edilmeli?
Rükû ve secde arasındaki fark korunmalı
Îmâ ile namaz kılan kişilerin dikkat etmesi gereken temel husus, rükû ve secde hareketlerini birbirinden ayırmaktır.
Rükû için başın biraz eğilmesi yeterliyken secde için başın daha fazla eğilmesi gerekir.
Bu ayrım, îmâ ile namazın uygulanmasında önemli bir şarttır.
Yapılabilen namaz hareketleri normal şekilde yerine getirilmeli
Namazın bazı rükünlerini yerine getiremeyen kişinin, yapabildiği hareketleri aslî şekliyle uygulamaya özen göstermesi gerekir.
Örneğin ayakta duramayan ancak yere secde edebilen kişi, secdeyi îmâ ile değil, alnını ve burnunu yere koyarak yerine getirir.
Bununla birlikte ayakta durabildiği halde secde edemeyen kişinin, belirtilen hükümler kapsamında namazının tamamını oturarak îmâ ile kılabilmesine de izin verilmektedir.
Namazda esas olan samimiyet ve ibadetin şartlarına uymaktır
Namazın yerine getirilmesinde kişinin bedensel imkânları dikkate alınırken ibadetin şekil şartlarının korunmasına da önem verilmektedir.
Bu nedenle hafif rahatsızlıklarla namazın gerekli hareketlerini yapmaya engel olan ciddi mazeretler birbirinden ayrılmalıdır.
İbadetlerin içtenlikle ve özenle yerine getirilmesi, mümkün olan rükünlerin uygulanması ve gerçek mazeret durumlarında dinin tanıdığı kolaylıklardan yararlanılması esas alınmaktadır.
Ayakta Duramayan ve Secde Edemeyen Kişiler İçin Namaz Rehberi
|
Kişinin durumu |
Namazın kılınış şekli |
|---|---|
|
Ayakta duramıyor, secde yapabiliyor |
Oturarak kılar, secdeyi normal yapar. |
|
Ayakta duramıyor, secde de yapamıyor |
Oturarak, rükû ve secdeyi îmâ ile yapar. |
|
Ayakta durabiliyor, secde yapamıyor |
Oturarak îmâ ile veya kıyam ve rükûyu normal yapıp secdeyi îmâ ile kılar. |
|
İlk rekâtta ayakta durabiliyor, sonrasında kalkamıyor |
Kalan rekâtları oturarak tamamlar, yapabiliyorsa normal secde eder. |
|
Ayakta durabiliyor, yere oturamıyor |
Rükûdan sonra sandalyede îmâ ile secde eder veya namazın tamamını sandalyede îmâ ile kılar. |
|
Oturmaya da gücü yetmiyor |
Hadiste bildirildiği üzere yan yatarak namaz kılar. |
Mazeretli Olarak Namaz Kılmanın Hükümleri ve Esasları
1. Namazın Dindeki Yeri ve Mazeret Kolaylığı
-
Vazgeçilemez Temel İbadet: Kur'ân-ı Kerim'de vakitleri belirlenmiş bir farz olarak emredilen namaz, Hz. Muhammed (s.a.s.) tarafından dinin direği ve en hayırlı amel şeklinde nitelendirilmiştir. Şartlar ne olursa olsun îmâ ile dahi kılınmaya devam edilmesi zorunludur.
-
Asli Rükünler ve Düşme Durumu: İftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû, secde ve ka'de-i ahire namazın temel rükünleridir. Ancak dinin genel prensibi olan "Allah kimseye gücünün üstünde yük yüklemez" kuralı gereği, hastalık veya meşakkat hâllerinde bu rükünlerin edasında esneklik tanınmıştır.
-
Hz. Peygamber'in Rehberliği: Peygamber Efendimiz (s.a.s.), rahatsızlığı nedeniyle nasıl namaz kılacağını soran bir sahâbîye öncelikle ayakta, gücü yetmezse oturarak, ona da gücü yetmezse yan üzere yatarak kılmasını tavsiye etmiştir.
2. Hareket Kısıtlılığına Göre Namazın Kılınış Şekilleri
-
Tamamen Ayakta Duramayanlar: Namazı oturarak kılarlar. Secdeyi yere yapabiliyorlarsa rükû için hafifçe eğilir, secdesini alın ve burunlarını yere koyarak aslî şekliyle tamamlarlar. Secdeye hiç güçleri yetmiyorsa hem rükû hem secdeyi îmâ (başla işaret) ile yaparlar; îmâda secde için verilen eğilme miktarı, rükû için yapılandan daha derin olmalıdır.
-
Ayakta Durabildiği Hâlde Secde Edemeyenler: İsteyenler yere veya sandalyeye oturarak namazın tamamını îmâ ile kılabilir; dileyenler ise kıyam ve rükûyu normal şekilde ayakta eda edip, yalnızca secdeleri oturarak îmâ ile yerine getirebilir.
-
Ayağa Kalkmakta Zorlananlar (İlk Rek'atları Ayakta Kılabilenler): Gücünün yettiği ilk rek'atları kıyam, rükû ve secdeleriyle tam kıldıktan sonra sonraki rek'atlarda ayağa kalkamayacak duruma gelenler, oturarak devam ederler. Oturdukları yerde rükû için hafifçe eğilir, secdeleri ise yere koyarak (aslî suretiyle) namazı tamamlarlar.
-
Ayakta Durup Rükû Yapabilen Fakat Yere Oturamayanlar: Namaza ayakta başlayıp rükûyu normal yapan, ancak yere oturup kalkamayan kişiler; secdeyi sandalye veya benzeri bir eşya üzerine oturarak îmâ ile eda edebilirler. Dilerlerse namazın tamamını da sandalyede oturarak îmâ yoluyla kılabilirler.
-
Hafif Rahatsızlıkların Durumu: Namazın aslî şekline ve rükünlerine tam anlamıyla uymaya engel teşkil etmeyen hafif bedenî ağrılar veya basit rahatsızlıklar mazeret olarak kabul edilmez; ibadetler mümkün olan en özenli şekliyle yapılmalıdır.
3. Cemaatle İbadet ve Cami Adabı Açısından Uygulamalar
-
Cemaate Katılım Engel Değildir: Sandalyede, taburede veya oturarak namaz kılmak camide cemaatle ibadet etmeye asla mani değildir. Bu durumdaki kişilerin safların bütünlüğünü bozmamak adına cemaatle birlikte hareket etmesi gerekir.
-
Saf Hizası ve Güvenlik: Sandalye veya tabure kullananlar, eşyalarını bulundukları safın hizasında tutmalı; asla arkadaki safta namaz kılanların secde etmesini zorlaştıracak veya engelleyecek bir konuma yerleştirmemelidir.
-
Sabit Oturak Uygulamalarının Durumu: Camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılması dinî açıdan ve cami kültürü / âdâbı bakımından uygun görülmemektedir. Çünkü bu tür sabit yapılar, safların düzgün hizalanmasını ve cemaatin omuz omuza saf tutmasını engelleyen yapısal sorunlara yol açabilmektedir. ATB

İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!
Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!
Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!
Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!


















