Yapay zekâ artık yalnızca metin yazmıyor, görüntü üretmiyor ya da sohbet etmiyor. DNA, RNA ve protein gibi yaşamın en temel yapı taşlarını sıfırdan tasarlayabiliyor. Bu durum bilim dünyasında devrim niteliğinde fırsatlar yaratırken, aynı zamanda yeni ve ciddi bir tehdidi de gündeme taşıyor: yapay virüsler.

Uzmanlara göre üretken yapay zekânın biyoloji alanına girmesi, ilaç geliştirmeden gen tedavilerine kadar pek çok süreci hızlandırabilir. Ancak aynı teknoloji, kötü niyetli ellerde tehlikeli biyolojik maddelerin üretilmesini de mümkün kılabilir.

Yapay Zeka Dna Ve Protein Tasarlayabiliyor! Tehlikeli “Yapay Virüslerden” Nasıl Korunacağız (1)

Elektriğe zam var mı? EPDK Başkanı açıkladı...
Elektriğe zam var mı? EPDK Başkanı açıkladı...
İçeriği Görüntüle

Yapay Zeka Artık “Canlı Tasarlıyor”

Eskiden yalnızca ileri düzey laboratuvarlar ve uzman ekipler tarafından yapılabilen sentetik protein ve DNA tasarımı, bugün açık kaynaklı yapay zeka araçları sayesinde çok daha erişilebilir hâle geldi. Deneyimi sınırlı kişiler bile, birkaç komutla biyolojik diziler üretebiliyor.

Bu durum, yaratıcılığı ve bilimsel ilerlemeyi hızlandırsa da biyogüvenlik açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor. Çünkü aynı sistemler, toksinler veya hastalık yapıcı biyolojik yapıların da tasarlanmasına imkân tanıyabiliyor.

Nobel Ödüllü Bilim İnsanlarından Uyarı

2024’te yayımlanan dikkat çekici bir çalışmada, Nobel ödüllü bilim insanı David Baker ile genetik mühendisliğinin öncülerinden George Church, yapay zekâyla tasarlanan proteinler için küresel bir denetim mekanizması çağrısında bulundu.

İki isim, yapay zeka tarafından üretilen her genetik dizinin içine dijital bir “barkod” yerleştirilmesini önerdi. Bu sayede tasarlanan biyolojik yapıların kaynağı izlenebilecek ve olası kötüye kullanımlar tespit edilebilecek.

Yapay Zeka Dna Ve Protein Tasarlayabiliyor! Tehlikeli “Yapay Virüslerden” Nasıl Korunacağız (2)

Güvenlik Sistemleri Aşılabiliyor

Ancak sorun burada bitmiyor. Microsoft tarafından yapılan bir araştırma, yapay zekâ ile üretilen DNA dizilerinin, gen sentezi yapan şirketlerin kullandığı güvenlik taramalarını sıklıkla aşabildiğini ortaya koydu.

Yani “zararsız” gibi görünen genetik parçalar, bir araya geldiklerinde tehlikeli biyolojik maddeler oluşturabiliyor ve mevcut sistemler bunu fark edemeyebiliyor.

Çifte Kullanım İkilemi

Yapay zekâ; protein, DNA ve RNA’nın yanı sıra hücre ve doku düzeyinde biyolojik yapılar tasarlamaya da başladı. RFdiffusion2 ve PocketGen gibi modeller, atomik hassasiyetle belirli biyolojik etkiler yaratabiliyor.

RNA temelli tedaviler, DNA’ya kıyasla daha güvenli kabul edilse de, bu alandaki yapay zekâ araçları da kötü niyetli kullanım riski taşıyor. SingularityHub’a göre bazı deneylerde, yapay zekâ modelleri toksik özelliklerini koruyan ve güvenlik filtrelerini aşabilen proteinler üretebildi.

Güvenlik Duvarları Yüzde 70 Aşılabiliyor

Araştırmalar, bazı ileri seviye protein tasarım modellerinin güvenlik sınırlarını yüzde 70 oranında aşabildiğini gösteriyor. GeneBreaker adlı bir çerçeveyle yapılan çalışmalarda, özenle hazırlanmış komutlarla HIV benzeri dizilere yakın DNA ve RNA çıktıları elde edilebildiği ortaya kondu.

Hatta ilaç keşfi için geliştirilen bazı yapay zekâ sistemlerinin, birkaç saat içinde bilinen sinir toksinlerini “potansiyel ilaç” olarak önerebildiği raporlandı.

Çözüm: Çok Katmanlı Savunma

Uzmanlara göre tek bir önlem yeterli değil. Yapay zekâ destekli biyolojinin güvenli hâle getirilmesi için çok katmanlı bir savunma sistemi gerekiyor. Bu kapsamda:

  • Birleşik Krallık, DNA ve RNA sentezi yapan şirketlere sıkı müşteri doğrulama zorunluluğu getirdi

  • ABD, biyogüvenliği Yapay Zeka Eylem Planı’na dahil etti

  • Büyük teknoloji şirketleri, tehlikeli viral dizileri eğitim verilerinden çıkarmayı taahhüt etti

Ancak bilim insanlarına göre bu önlemler hâlâ parçalı ve yetersiz.

Gelecek Nerede Duruyor?

Yapay zekâ ile biyoloji arasındaki sınır hızla siliniyor. AlphaFold gibi sistemler, protein yapısını saniyeler içinde tahmin edebiliyor. Bu ilerleme umut verici olduğu kadar, kontrolsüz bırakıldığında tehlikeli de olabilir.

Uzmanlar, yapay zekânın biyoloji alanındaki gücünün artık geri döndürülemez bir noktaya geldiği konusunda hemfikir. Asıl soru şu: Bu gücü kim, nasıl ve hangi sınırlar içinde kullanacak?

Kaynak: Haber Merkezi