Uluslararası taşımacılık yapan Türkiye merkezli bir lojistik şirketine ait tırın dorsesinde İngiltere’de 7 kaçak göçmen yakalanmasının ardından başlayan işçi-işveren uyuşmazlığı Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşındı. Mahkeme, dosyadaki bulguları değerlendirerek göçmenlerin sürücünün bilgisi dışında dorseye girdiği yönündeki kabulün hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı sonucuna vardı.

Uluslararası nakliyat şirketinde şoför olarak çalışan N.G.’nin kullandığı tır, İngiltere’de güvenlik güçleri tarafından durduruldu. Dorsede yapılan kontrolde 7 kaçak göçmen bulundu.

Olayın İngiliz polisince tutanak altına alındığı, şirkete de on binlerce euro idari para cezası kesildiği aktarıldı.

Şirket iş sözleşmesini feshetti

Şirket, N.G.’nin göçmen kaçakçılığına karıştığını ileri sürerek iş sözleşmesini feshetti.

İş Mahkemesi’ne başvuran N.G. ise sözleşmesinin işveren vekili tarafından sözlü olarak sona erdirildiğini öne sürdü. Şoför; kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin şirketten tahsilini istedi.

Şirket de karşı dava açtı. Şirket avukatı, N.G.’nin sevk ve idaresindeki tırla 7 kişinin yasa dışı yollarla İngiltere’ye geçirilmeye çalışıldığının İngiltere makamlarınca tespit edilerek tutanak altına alındığını savundu.

Şirket vekili ayrıca sürücünün şirkete haber vermeden aracı Trieste Limanı’nda terk ederek kaçtığını, hem yurt dışındayken hem de Türkiye’ye döndükten sonra kendisiyle görüşülmek istenmesine rağmen iletişim kurmadığını ileri sürdü.

İş sözleşmesinin; doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar, şirketin zarara uğratılması, aracın terk edilmesi ve sonrasında devamsızlık yapılması gerekçeleriyle haklı nedenle feshedildiği savunuldu.

İş Mahkemesi şoförün tazminat taleplerini kabul etti

İlk derece mahkemesi, sürücüye kaçak göçmenlerle ilgili eğitim verildiğinin kanıtlanamadığını belirtti.

N.G.’nin “Araç Güvenliği ve Kaçak Göçmenlik Tedbirleri ile İlgili Şirket Kuralları” başlıklı belgeyi imzalamasının da tek başına kusurlu olduğunun kabulü için yeterli olmadığı değerlendirildi.

Mahkeme, göçmenlerin sürücünün kullandığı araca binmesinde N.G.’nin kusurunun ispatlanamadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini kabul etti. Birleşen davanın ise reddine karar verdi.

Şirket vekilinin istinaf başvurusu üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesi’nin önüne geldi.

Bölge Adliye Mahkemesi: Dosya kapsamıyla bağdaşmıyor

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin değerlendirmesini dosya kapsamı ve hayatın olağan akışı açısından ele aldı.

Kararda, dorse kapısının kırıldığına veya dorsenin herhangi bir bölümünün delindiğine ilişkin dosyada herhangi bir tespit bulunmadığına dikkat çekildi.

Mahkeme, kapalı bir dorsede 7 kişinin kendiliğinden saklanmasının güçlüğü ile aracın bütünlüğüne ilişkin teknik koşulların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kararda şu değerlendirmeye yer verildi:

“Bu durumda 7 adet kaçak göçmenin kapalı bir dorsede kendiliğinden saklanmasının güçlüğü ve aracın bütünlüğüne ilişkin teknik gerçekler bir arada değerlendirildiğinde, göçmenlerin dorseye davalı işçinin bilgisi ve rızası dâhilinde alındığının kabulü hayatın olağan akışına uygun olan sonuçtur.”

Sürücünün kontrol yükümlülüğüne de dikkat çekildi

Bölge Adliye Mahkemesi, göçmenlerin dorseye giriş şeklinin yanı sıra sürücünün kontrol yükümlülüğünü de değerlendirdi.

Kararda, bu iki unsur birlikte ele alındığında sürücünün tazminat sorumluluğunu doğuran kusurunun sabit olduğu sonucuna varıldığı belirtildi.

Mahkeme, ilk derece mahkemesinin birleşen davayı reddetmesinin hatalı olduğuna hükmederek, “İlk Derece Mahkemesince birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: İHA