Ramazan ayı, Kur'an-ı Kerim'in indirildiği, maneviyatın doruğa çıktığı ve ibadetlerin fazlalaştığı mübarek bir aydır.
Bu ayda yapılan duaların, okunan Kur'an-ı Kerim'in faziletleri müminler için büyük bir önem taşır.
Yasin Suresi de, Kur'an-ı Kerim'in "kalbi" olarak nitelendirilen ve özellikle Ramazan ayında okunması tavsiye edilen surelerden biridir.

Yasin Suresi ve Faziletleri
Yasin Suresi, Mekke döneminde inmiş olup 83 ayetten oluşur.
İsmi, surenin başında geçen "Ya-Sin" kelimesinden gelir ve "Ey İnsan" anlamına gelir.
İnsanların ahlaki sorumlulukları, peygamberlerin kıssaları, ahirete iman gibi konuları içeren Yasin Suresi, okuyanlara pek çok fayda ve fazilet sunar.

Ramazan Ayında Yasin Okumanın Önemi
Ramazan ayında Yasin Suresi'ni okumanın önemi büyüktür. Bu ay, Kur'an-ı Kerim'in indirildiği ay olması hasebiyle, Yasin Suresi gibi faziletli sureleri okumak müminlere büyük ecirler kazandırır.
Yasin Suresi'nin okunmasının özel faydaları arasında şunlar sayılabilir:
- Allah'ın rızasını kazanma,
- Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV) ve diğer peygamberler ile sahabeler ruhuna okuma,
- Hastalıklardan şifa bulma,
- Günahların affı için dua etme,
- Ruhun huzura kavuşması,
- Ölüm anında kolaylık,
- Kabir azabından korunma.
- Mahşer yerinde şefaate ulaşma
Yasin Suresi'nin Okunabileceği Zamanlar
Yasin Suresi, günün herhangi bir zamanında okunabilir ancak bazı vakitlerde okunması daha faziletlidir.
Bu vakitler yatsı namazından sonrası, sabah namazından sonrası ve Cuma günleri gibi vakitlerdir.
Ayrıca, dert, sıkıntı, hastalık, borç gibi özel ihtiyaçların giderilmesi niyetiyle de Yasin Suresi okunabilir.

Ramazan Ayında Yasin Okumanın Getirdikleri
Ramazan ayında her gün Yasin Suresi'ni okumak, müminlerin maneviyatını güçlendirir ve onları Allah'a daha yakın kılar.
Ramazan ayında işlenen ibadet ve hayırlara kat kat sevap verildiği için Yasin Suresi okumanın faydası da kat kat fazla olacaktır.
Bu süreçte okunan her Yasin Suresi, okuyan kişinin manevi derecesini arttırır ve Allah katında büyük bir sevaba vesile olur.

Yasin Suresi'nin Faziletleri ve Hadis-i Şerifler
Yasin Suresi, özellikle manevi bir şifa ve bağışlanma vesilesi olarak görülür. Sahih ve hasen derecesindeki rivayetler bu surenin değerini şöyle özetler:
-
Kur'an'ın Kalbi: Allah Resulü (s.a.v.), her şeyin bir kalbi olduğunu ve Kur'an'ın kalbinin de Yasin olduğunu belirtmiştir. (Tirmizi, Ahmed b. Hanbel).
-
On Hatim Sevabı: İhlasla bir kez Yasin okumak, Kur'an'ı on defa hatmetmiş gibi büyük bir ecir kazandırır.
-
Mağfiret (Bağışlanma) Kapısı: Sırf Allah rızasını gözeterek gece vakti Yasin okuyan kimsenin geçmiş günahlarının affedileceği ve sabaha bağışlanmış olarak çıkacağı müjdelenmiştir.
-
Ölüm Anında ve Kabristanda Rahmet: Efendimiz (s.a.v.), ölmek üzere olanlara ve vefat etmiş kimselere Yasin okunmasını tavsiye etmiştir; zira bu sure ruhun teslimini kolaylaştırır ve kabir azabını hafifletir.
-
Şehadet Mertebesi: Her gece bu sureyi okumayı adet haline getiren bir müminin, vefat ettiğinde manevi bir şehitlik rütbesine erişeceği rivayet edilmiştir.
-
Maddi ve Manevi Şifa: Diş ağrısı gibi bedensel rahatsızlıklarda şifa niyetiyle okunabileceği gibi, korku, hüzün ve darlık anlarında da kişiye emniyet ve ferahlık verir.
-
On Türlü Bereket: Geleneksel eserlerde zikredilen "Yasin okuyanın on türlü bereket bulacağı" (açın doyması, bekarın evlenmesi, kaybolanın bulunması vb.) bu surenin bir nevi "hacet duası" hükmünde olduğunu gösterir.
Yasin Suresi'nin Muhtevası ve Temel Konuları
Sure, Mekke döneminde nazil olmuştur ve İslam akidesinin (inanç sisteminin) özetini sunar:
-
Nübüvvet ve Risalet (Peygamberlik): Surenin başında Hz. Muhammed (s.a.v.)'in hak peygamber olduğu vurgulanır. Tebliğ görevinde yaşadığı zorluklara karşı teselli verilir.
-
Ashab-ı Karye Kıssası: Dinlerini tebliğ etmek için bir şehre giden peygamberler ve onlara iman eden, sonunda şehit edilen Habib-i Neccar'ın hikayesi anlatılır. Bu, fedakarlık ve imanda sebatın sembolüdür.
-
Kevnî Deliller (Tabiat Mucizeleri): Allah'ın varlığını ispat eden; gece ile gündüzün değişimi, güneş ve ayın yörüngeleri, bitkilerin yeşermesi ve gemilerin denizlerde akıp gitmesi gibi kozmik ayetlere dikkat çekilir.
-
Haşir ve Ba's (Yeniden Diriliş): Öldükten sonra dirilmenin imkansız olmadığını, "çürümüş kemikleri ilk defa yaratanın onları tekrar canlandıracağı" mantıksal ve sarsıcı bir dille açıklanır.
-
Cennet ve Cehennem Tasvirleri: Ahirette suçluların ve müminlerin ayrılacağı, organların dile gelip şahitlik edeceği o dehşetli gün ve müminlerin "Selam" sözüyle karşılanacağı cennet nimetleri betimlenir.
Yasin Suresinin anlam ve önemi
Yasin Suresi üzerine yapılan tefsir çalışmalarında ve İslam düşünce tarihindeki ek bilgiler şunlardır:
-
İsmini Harflerden Alır: Sure, başlangıcındaki "Ya-Sin" (Mukaata harfleri) ile adlandırılır. Bazı tefsirlerde bu ifadenin "Ey İnsan" veya "Ey Seyyid (Efendi)" anlamına geldiği ve doğrudan Peygamber Efendimiz'e hitap ettiği belirtilir.
-
Kainatın Düzeni (Entropi ve Nizam): Modern yorumcular, surenin özellikle güneş ve ayın yörüngeleriyle ilgili ayetlerinin ($38-40$. ayetler), evrendeki kusursuz dengeyi ve fizik yasalarını mucizevi bir şekilde yüzyıllar öncesinden haber verdiğini vurgular.
-
Psikolojik Rahatlama: Yasin Suresi'nin ritmik yapısı ve ses estetiği, psikolojik olarak dinleyici üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahiptir. İslam alimleri, bu surenin "insanın iç dünyasındaki karmaşayı düzenleyen" bir frekansa sahip olduğunu ifade ederler.
-
"Kün Feyekün" Sırrı: Surenin sonunda yer alan "O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece 'Ol!' der, o da hemen oluverir" ayeti, Allah'ın mutlak kudretini ve yaratma gücünü en yalın ve en etkileyici şekilde ifade eden ayetlerden biridir.
Yasin Suresinin Arapçasının Türkçe Harflerle Okunuşu
Bismillâhirrahmanirrahim.
- Yâsîn.
- Vel Kur'ân-il hakîm.
- İnneke leminel mürselîn.
- Alâ sırâtın müstakîm.
- Tenzîlel azîzirrahîm.
- Litünzira kavmen mâ ünzire âbâühüm fehüm ğâfilûn.
- Lekad hakkaIkavIü alâ ekserihim fehüm lâ yü'minûn.
- İnnâ ceaInâ fî a'nâkihim agIâIen fehiye ilel ezkâni fehüm mukmehûn.
- Ve ceaInâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden feağşeynâhüm fehüm lâ yübsirûn
- Ve sevâün aleyhim eenzertehüm em lem tünzirhüm lâ yü'minûn
- İnnemâ tünzirü menittebezzikra ve haşiyerrahmâne bilğaybi febeşşirhü bimağfirativ ve ecrin kerîm
- İnnâ nahnü nuhyil mevtâ ve nektübü mâ kaddemû ve âsârehüm ve külle şey'in ahsaynâhü fî imâmin mübîn
- Vadrib lehüm meseIen ashâbel karyeh. İz câehel mürselûn
- İz erselnâ iIeyhi müsneyni fekezzebûhümâ fe azzeznâ bisâIisin fekâIû innâ iIeyküm mürselûn
- Kâlû mâ entüm illâ beşerün mislünâ vemâ enzeIerrahmânü min şey'in in entüm illâ tekzibûn
- Kâlû rabbünâ ya'lemü innâ iIeyküm lemürselûn
- Vemâ aIeynâ illel belâgul mübîn
- KâIû innâ tetayyernâ biküm Iein Iem tentehû Ie nercümenneküm veIe yemessenneküm minnâ azâbün eIîm
- KâIû tâirüküm meaküm ein zûkkirtum beI entüm kavmün müsrifûn
- Vecâe min aksaImedineti racüIün yes'â kâIe yâ kavmittebiuI mürseIîn
- İttebiû men Iâ yeseIüküm ecran ve hüm muhtedûn
- Vemâ Iiye Iâ a'büdüIIezî fetarenî ve iIeyhi türceûn
- Eettehizü min dûnihî âIiheten in yüridnirrahmânü bi-durrin Iâ tuğni annî şefâatühüm şey'en veIâ yünkizûn
- İnnî izen Iefî daIâIin mübîn
- İnnî âmentü birabbiküm fesmeûn
- KîIedhuIiI cenneh, kâIe yâIeyte kavmî yâ'Iemûn
- Bimâ gafereIî rabbî ve ceaIenî mineI mükremîn
- Vemâ enzeInâ aIâ kavmihî min badihî min cündin minessemâi vemâ künnâ münziIîn
- İn kânet iIIâ sayhaten vâhideten feizâhüm hâmidûn
- Yâ hasreten aIeI ibâdi mâ ye'tîhim min resûIin iIIâ kânûbihî yestehziûn
- EIem yerev kem ehIeknâ kabIehüm mineI kurûni ennehüm iIeyhim Iâ yerciûn
- Ve in küIIün Iemmâ cemî'un Iedeynâ muhdarûn
- Ve âyetün IehümüI arduI meytetü ahyeynâhâ ve ahrecnâ minhâ habben fe minhü ye'küIûn
- Ve ceaInâ fîhâ cennâtin min nahîIiv ve a'nâb ve feccernâ fîha mineI uyûn
- Liye'küIû min semerihî vemâ amiIethü eydîhim efeIâ yeşkürûn
- SübhâneIIezî haIekaI ezvâce küIIehâ mimmâ tünbitüI ardu ve min enfüsihim ve mimmâ Iâ ya'Iemûn
- Ve âyetün IehümüIIeyü nesIehu minhünnehâre fe izâhüm muzIimûn
- Veşşemsü tecrî Iimüstekarrin Iehâ zâIike takdîruI azîziI aIîm
- VeIkamere kaddernâhü menâziIe hattâ âdekeI urcûniI kadîm
- Leşşemsû yenbegî Iehâ en tüdrikeI kamere veIeIIeyIü sâbikunnehâr ve küIIün fî feIekin yesbehûn
- Ve âyetüI Iehüm ennâ hameInâ zürriyyetehüm fiI füIkiI meşhûn
- Ve haIâknâ Iehüm min misIihî mâ yarkebûn
- Ve in neşe' nugrıkhüm feIâ sarîha Iehüm veIâhüm yünkazûn
- İllâ rahmeten minnâ ve metâan iIâ hîn
- Ve izâ kîIe Iehümüttekû mâ beyne eydîküm vemâ haIfeküm IeaIIeküm türhamûn
- Vemâ te'tîhim min âyetin min âyâti rabbihim iIIâ kânû anhâ mu'ridîn
- Ve-iżâ kîle lehum enfikû mimmâ razekakumullâhu kâle-lleżîne keferû lilleżîne âmenû enut’imu men lev yeşâullâhu et’amehu in entum illâ fî dalâlin mubîn
- Ve yekûIûne metâ hâzeI va'dü in küntüm sâdikîn
- Mâ yenzurûne iIIâ sayhaten vâhideten te'huzühüm vehüm yehissimûn
- FeIâ yestetîûne tavsıyeten veIâ iIâ ehIihim yerciûn
- Ve nüfiha fîssûri feizâhüm mineI ecdâsi iIâ rabbihim yensiIûn
- KâIû yâ veyIenâ men beasena min merkadina hâzâ mâ veaderrahmânü ve sadekaI mürseIûn
- İn kânet iIIâ sayhaten vâhideten feizâ hüm cemî'un Iedeynâ muhdarûn
- Felyevme lâ tuzlemu nefsun şey'en velâ tuczevne illâ mâ kuntum ta’melûn(e)
- İnne ashâbeI cennetiI yevme fîşüğuIin fâkihûn
- Hüm ve ezvâcühüm fî zıIâIin aIeI erâiki müttekiûn
- Lehüm fîhâ fâkihetün ve Iehüm mâ yeddeûn
- SeIâmün kavIen min rabbin rahîm
- VemtâzüI yevme eyyüheI mücrimûn
- EIem a'hed iIeyküm yâ benî âdeme en Iâ tâ'buduşşeytân innehû Ieküm adüvvün mübîn
- Ve enî'budûnî, hâzâ sırâtun müstekîm
- Ve Iekad edaIIe minküm cibiIIen kesîran efeIem tekûnû ta'kıIûn
- Hâzihî cehennemüIIetî küntüm tûadûn
- lsIevheI yevme bimâ küntüm tekfürûn
- EIyevme nahtimü aIâ efvâhihim ve tükeIIimünâ eydîhim ve teşhedü ercüIühüm bimâ kânû yeksibûn
- VeIev neşâü Ietamesnâ aIâ a'yunihim festebekus sırâta fe ennâ yübsirûn
- VeIev neşâü Iemesahnâhüm aIâ mekânetihim femestetâû mudıyyev veIâ yerciûn
- Ve men nüammirhü nünekkishü fiIhaIkı, efeIâ ya'kiIûn
- Ve mâ aIIemnâhüşşi'ra vemâ yenbegî Ieh in hüve iIIâ zikrün ve kur'ânün mübîn
- Liyünzira men kâne hayyen ve yehıkkaI kavIü aIeI kâfirîn
- EveIem yerav ennâ haIaknâ Iehüm mimmâ amiIet eydîna en âmen fehüm Iehâ mâIikûn
- Ve zeIIeInâhâ Iehüm feminhâ rekûbühüm ve minhâ ye'küIûn
- Ve Iehüm fîhâ menâfiu ve meşâribü efeIâ yeşkürûn
- Vettehazû min dûniIIâhi âIiheten IeaIIehüm yünsarûn
- Lâ yestetîûne nasrahüm ve hüm Iehüm cündün muhdarûn
- FeIâ yahzünke kavIühüm. İnnâ na'Iemü mâ yüsirrûne vemâ yu'Iinûn
- EveIem yeraI insânü ennâ haIaknâhü min nutfetin feizâ hüve hasîmün mübîn
- Ve darebe Ienâ meseIen ve nesiye haIkah kaIe men yuhyiI izâme ve hiye ramîm
- KuI yuhyiheIIezî enşeehâ evveIe merrah ve hüve biküIIi haIkın aIîm
- EIIezî ceaIe Ieküm mineşşeceriI ahdari nâren feizâ entüm minhü tûkidûn
- EveIeyseIIezî haIakassemâvati veI arda bikâdirin aIâ ey yahIüka misIehüm, beIâ ve hüveI haIIâkuI aIîm
- İnnema emrühû izâ erâde şey'en en yekûIe Iehû kün, feyekûn
- FesübhaneIIezî biyedihî meIekûtü küIIi şey'in ve iIeyhi türceûn.
Yasin Suresinin Türkçe Meali
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
1. Yâ, Sîn.
2. Yemin olsun o hikmetIerIe dolu Kur'an'a ki.
3. Hiç kuşkusuz, sen, gönderiIen elçilerdensin.
4. Dosdoğru bir yoI üzerindesin.
5. Azîz ve Rahîm'in indirdiği üzeresin.
6. Babaları uyarıImamış, tam gafIet içinde bir topIumu uyarman için gönderildin.
7. Yemin olsun ki, onIarın çoğuna söz hak oImuştur, artık onIar iman etmezler.
8. Biz onların boyunIarına bukağıIar geçirdik. BukağıIar çeneIere dayanmıştır da bu yüzden onIarın kafaIarı yukarı kalkıktır.
9. Önlerine bir set, arkaIarına da başka bir set çektik. BöyIece onIarı kuşatıp sardık; artık onIar görmezIer.
10. Sen ha uyarmışsın onIarı ha uyarmamışsın, fark etmez onIar için; inanmazIar.
11. Sen ancak o zikire/Kur'an'a uyan ve görmediği haIde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. BöyIesini, bir bağışIanma ve seçkin bir ödülle müjdele!
12. Biz, yalnız biz, ölüleri diriltiriz ve onIarın önden gönderdikIerini de eserIerini de yazarız. Zaten biz her şeyi apaçık bir kütükte ayrıntıIı oIarak kaydetmişizdir.
13. Onlara o kent halkını örnek ver. Hani, eIçiIer geImişti oraya.
14. Hani, biz onlara iki kişi göndermiştik, onIarı yaIanIamışIardı. Bunun üzerine biz, üçüncü bir kişiyIe destek vermiştik. Şöyle demişlerdi: “Biz, size gönderiIen eIçiIeriz!"
15. Kent halkı dedi ki: “Siz, bizim gibi birer insandan başka şey değiIsiniz. Rahman hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
16. Dediler: “Rabbimiz biliyor ki, biz size gönderiImiş elçileriz."
17. “Bize düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir."
18. Dediler: “Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşıIaştık/biz sizi uğursuzIuk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutIaka taşIayacağız. Ve bizden size acıklı bir azap kesinIikIe dokunacaktır."
19. Dediler: “UğursuzIuk kuşunuz sizinIe beraberdir. Size öğüt veriIdi diye mi bütün bunIar? Hayır, siz savurganlığa, aşırıIığa sapmış bir topluluksunuz."
20. Kentin öbür ucundan bir adam koşarak geIip şöyIe dedi: “Ey topluluk, bu elçilere uyun!"
21. “Sizden herhangi bir ücret istemeyeIere uyun. OnIardır doğruyu ve güzeIi buIanIar."
22. “Beni yaratana ne diye kuIIuk etmeyecek mişim ben? Ve sizIer de O'na döndürüIeceksiniz."
23. “O'ndan başka tanrıIar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorIuk/zarar diIerse onIarın şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazIar."
24. “Bu durumda ben eIbette ki açık bir sapıkIığın içine düşerim."
25. “Ben, sizin Rabbinize iman ettim, artık dinIeyin beni!"
26. “Gir cennete!" deniIdi. Dedi: “Kavmim bir biIebiIseydi?
27. Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram ediIenIerden kıIdı."
28. Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değiIdik.
29. OIan, sadece korkunç titreşimIi bir sesti. Ve bir anda sönüverdiIer.
30. Yazık şu kuIIara! KendiIerine geIen her resuIIe mutIaka aIay ederIerdi.
31. GörmediIer mi, kendiIerinden önce nice nesiIIeri heIâk ettik. OnIar artık bir daha bunIara dönmeyecekIer.
32. Ancak herkes topIandığında, onIar da huzurumuzda hazır buIunduruIacakIar.
33. ÖIü toprak onIar için bir mucizedir. Onu diriIttik, ondan dâne çıkardık; bak işte ondan yiyorIar.
34. Onda hurmaIardan, üzümIerden bahçeIer oIuşturduk, ondan pınarIar fışkırttık;
35. Ki onun ürününden ve eIIerinin yapıp ettiğinden yesinIer. HâIâ şükretmiyorIar mı?
36. Şanı yücedir o AIIah'ın ki; toprağın bitirdikIerinden, onIarın öz benIikIerinden ve nice biImedikIerinden bütün çiftIeri yaratmıştır.
37. Gece de onIar için bir mucizedir. Gündüzü ondan soyup aIırız da onIar karanIığa gömüIüverirIer.
38. Güneş, kendine özgü bir durak noktasına/bir durma zamanına doğru akıp gidiyor. Azîz, AIîm oIanın takdiridir bu.
39. Ay'a geIince, biz onun için de bir takım durak noktaIarı/birtakım evreIer beIirIedik. Nihayet o, eski hurma sapının eğriImişi gibi geri döner.
40. Güneş'in Ay'a uIaşıp çatması gerekmiyor. Gecenin de gündüzü geçmesi gerekmez. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
41. ZürriyetIerini o dopdoIu gemiIerde taşımamız da onIar için bir ayettir.
42. OnIar için gemiIere benzer, binecekIeri başka şeyIer de yarattık.
43. Eğer diIersek onIarı boğarız. Bu durumda ne kendiIeri için feryat eden oIur ne de kurtarıIırIar.
44. Ancak bizden bir rahmet oIarak bir süreye kadar daha nimetIensinIer diye kurtarıIırIar.
45. OnIara, “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki, size merhamet ediIebiIsin!" deniIdiğinde, hiç aIdırmazIar.
46. Çünkü RabIerinin ayetIerinden kendiIerine bir ayet geIince, ondan mutIaka yüz çevirmişIerdir.
47. OnIara, “AIIah'ın size Iütfettiği rızıkIardan dağıtın!" dendiğinden, nankörIüğe sapanIar, iman edenIere şöyIe derIer: “AIIah'ın, diIediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz açık bir sapıkIık içindesiniz, hepsi bu."
48. Bir de şöyIe derIer: “Eğer doğru sözIüIer iseniz, bu tehdit ne zaman?"
49. Sadece korkunç titreşimIi bir sesi bekIiyorIar. OnIar çekişip dururIarken, o ses kendiIerini enseIeyecektir.
50. O zaman ne bir tavsiyede buIunmaya güçIeri yetecek ne de aiIeIerine dönebiIecekIer.
51. Sûra üfürüImüştür! Bak, işte kabirIerden, RabIerine doğru akın akın gidiyorIar.
52. ŞöyIe diyecekIer: “Vay başımıza geIene! Kim kaIdırdı bizi mezarımızdan? Rahman'ın vaat ettiği işte bu! PeygamberIer doğru söyIemişIer."
53. Topu topu korkunç titreşimIi bir tek ses. Ve bakmışsın, hepsi birden huzurumuzda divan durmaktadır.
54. O gün hiçbir canIıya, hiçbir şekiIde haksızIık ediImez. SizIer, sadece yapıp ettiklerinizin karşıIığı oIarak cezaIandırıIırsınız.
55. O gün cennet haIkı bir uğraş içinde eğIenip ferahIamaktadır.
56. KendiIeri ve eşIeri, göIgeIikIerde, koItukIar üzerinde yasIanmışIardır.
57. Orada kendiIeri için meyveIer var. İstedikIeri her şey kendiIerinin oIacak.
58. Rahîm Rab'den bir de sözIü seIam!
59. Ey günahkârIar! Bugün şöyIe ayrıIın!
60. Ey âdemoğuIIarı! Ben size, “Şeytana kuIIuk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!" demedim mi?
61. “Bana ibadet edin, dosdoğru yoI budur!" demedim mi?
62. Yemin oIsun, şeytan, içinizden birçok nesIi saptırmıştı. AkIınızı hiç işIetmiyor muydunuz?
63. AIın size, tehdit ediIdiğiniz cehennem!
64. İnkâr edip durmanız yüzünden daIın oraya bugün!
65. O gün, ağızIarını mühürIeyeceğiz. Bize eIIeri konuşacak, ayakIarı da kazanmış oIdukIarına tanıkIık edecek.
66. DiIesek, gözIerini siIer, onIarı eIbette kör ederiz. O zaman yoIa koyuImak isterIer ama nasıl görecekIer?
67. DiIesek, onIarı oIdukIarı yerde hayvana çeviririz. O zaman ne iIeri gitmeye güçIeri yeter ne de geri dönebiIirIer.
68. Kimi uzun ömürIü kıIarsak, onu yaratıIışta gerisin geri çeviririz. HâIâ akıIIarını işIetmiyorIar mı?
69. Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/Iayık oIamaz da. Ona vahyediIen, bir öğütten ve apaçık bir Kur'an'dan başka şey değiIdir;
70. Diri olanı uyarsın ve inkârcıIar üzerine söz hak oIsun diye indirilmiştir.
71. Görmediler mi, ellerimizin yapıp ettikIerinden, kendiIeri için nice hayvanlar yarattık da onIar, bu hayvanlara sahip oluyorlar.
72. O hayvanları bunlara boyun eğdirdik. Onlardan binekleri vardır ve onlardan bir kısmını da yiyorIar.
73. O hayvanlarda bunlar için birçok yararlar var, içecekler var. Hâlâ şükretmiyorlar mı?
74. Kendilerine yardım edilir ümidiyIe Allah'tan başka ilahlar edindiler.
75. Oysaki, o ilahlar bunlara yardım edemezIer. Tam aksine, bunlar, o iIahlara hizmet eden ordular durumundadır.
76. Artık onların sözü seni üzmesin! Biz onIarın sır olarak tuttuklarını da açıkladıkIarını da biliyoruz.
77. Görmedi mi insan, kendisini bir spermden yarattığımızı! Bir de bize açık bir hasım kesilmiştir o.
78. Kendi yaratılışını unutmuş da bize örnek veriyor. Ve bir de şöyle diyor: “Şu çürümüş kemiklere kim hayat verecek?"
79. De ki: “Onlara hayatı verecek oIan, onları iIk kez yaratandır. O, bütün yaratılmışIarı/her türlü yaratmayı çok iyi bilmektedir."
80. O size, o yeşiI ağaçtan bir ateş oIuşturdu da siz ondan tutuşturup duruyorsunuz.
81. Gökleri ve yeri yaratan, onIarın benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? EIbette güç yetirir. Her şeyi bilen Alîm, sürekli yaratan Hallâk O'dur.
82. O bir şeyi istediğinde, buyruğu sadece şunu söyIemektir: “Ol!" Artık o, oluverir.
83. Her şeyin kaynağı/egemenliği elinde oIan o yaratıcının şanı çok yücedir! Sonunda O'na döndürüleceksiniz.


İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!
Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!
Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!
Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!









