Af ve bağışlanma mevsimi olan Ramazan ayına kavuştuk elhamdülillah! Bu ayda Rabbimiz, tabiri caizse bizleri affetmek için bahane arıyor. Adeta yıllık temizlik dönemindeyiz.
Yani, bir yıl boyunca işlemiş olduğumuz günahlardan bu ay vesilesiyle temizlenmiş oluyoruz.
Bu aya mahsus olmak üzere Rabbimiz, Oruç ibadetini bizlere farz kıldı. Oruç: Mü’minin ibadet niyetiyle imsak vaktinden iftar vaktine kadar kendisini yeme, içme ve cinsel ilişkiden alıkoyması demektir.

İnsanlık tarihi kadar eski olan bir ibadet
İnsanlık tarihi kadar eski olan bu ibadetin sağlık ve irade eğitimi başta olmak üzere bedenen, ruhen ve sosyal açıdan birçok faydası vardır. Biz bu yazıda daha çok kötülüklere karşı nasıl bir kalkan olduğunu anlatacağız.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayı gelince cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.”
Bu hadisi şerifte belki de Ramazan ayında iyiliklerin artması ve kötülüklerin azalması sonucunda şeytanların işlevsiz kalması zincire vurulmaya benzetilmiş. Ama nefsimize zincir vurulmuyor. Her an içimizde ve her an göreve hazır. Şeytanla birlikte iş tutarak bizi bu dünya sınavından geçirmemek için elinden geleni yapıyor.

İnsanın en büyük düşmanı kendi nefsi
İnsanın en büyük düşmanı kendi nefsi, nefsin de en büyük düşmanı açlık olduğu söylenir. Oruç sayesinde yeme ve içmeden uzak kalan bir mümin, dış dünya ile ilgisini yavaş yavaş keser ve kendine dönmeye başlar. Azgın nefsi artık durulmaya başlamıştır.
Nefsi dizginlenen mümin, başkalarının kusurlarıyla ilgilenmeyi bırakır kendi kusurlarına bakmaya başlar. Onun için nefis muhasebesi ve irade eğitiminin tam vaktidir. Yapacağı işleri Allah’ın rızasını kazanmak için yapar. Her türlü kötülükten ve kötü işlerden uzak durmaya çalışır.

Oruç bir kalkandır
Bu konu ile ilgili bir hadisi şerifte şöyle buyrulur: “Oruç bir kalkandır (oruçluyu kötülükten korur). Oruçlu, kötü söz söylemesin. Oruçlu, kendisi ile itişmek ve dalaşmak isteyene iki defa ‘ben oruçluyum’ desin…”
Nefsine hâkim olan kişilerin artış gösterdiği toplumda huzur ve sükûnet hali olur. Bu halden, sadece insanlar değil tüm canlılar fayda görür. Nefsinin değil de Allah’ın istekleri doğrultusunda hareket eden insan, Yaratandan ötürü yaratılanı hoş görür.
Doğaya bir emanet ve ibret nazarıyla bakar. Kendi eliyle karada ve denizde düzeni bozmaz bilakis korumaya çalışır. İşte bu güzelliklerin her birine oruç sebep olur.

Bu günah yüklerinden kurtulalım
Karnı aç olan insanın nefsi tok, karnı tok olan insanın nefsi aç olur. On bir ay boyunca tok bir karın aç bir nefisle kendimize ve çevremize verdiğimiz zararları oruç sayesinde daha iyi anlayabiliyoruz.
Aslında olması gereken, Ramazan ve Oruç sayesinde kazandıklarımızı hayatımızın her dönemine yayarak iradesi güçlü, iyi bir insan olabilmek.
O halde, gelin hep birlikte Ramazan ayının bizi değiştirmesine müsaade edip üzerimizdeki bu günah yüklerinden kurtulalım. Huzurlu ve erdemli toplumu birlikte inşa edelim.
Bekir Şahin / İl Vaizi

Oruç'un Maddi ve Manevi Faydaları
1. Nefis Terbiyesi ve İrade Eğitimi
Oruç, insanın en büyük düşmanı olan "nefsi" dizginlemenin en etkili yoludur. Açlık karşısında acziyetini anlayan nefis, o eski azgınlığını kaybeder. Kişi, helal olan yiyeceğe bile "dur" diyebilerek iradesini çelikleştirir. Bu durum, günlük hayatta karşılaşılan haramlara ve kötülüklere karşı da bir direnç mekanizması oluşturur.
2. Kötülüklere Karşı Manevi Bir Zırh
Hadis-i şerifte buyurulduğu üzere, "Oruç bir kalkandır." Bu kalkan bizi sadece cehennem ateşinden değil, dünyadaki kötü sözden, gıybetten ve kavgadan da korur. Oruçlu bir mümin, kendisine sataşana "Ben oruçluyum" diyerek aslında kendi iç huzurunu ve toplumun sükûnetini koruma altına almış olur.
3. Otofaji: Vücudun Kendi Kendini Onarması
Bilimsel araştırmalar, uzun süreli açlığın (oruç mekanizması) hücrelerde "otofaji" sürecini başlattığını kanıtlamıştır. Bu süreçte vücut, yaşlanmış ve hasar görmüş hücre parçalarını temizleyerek adeta kendini yeniler. Yani oruç, sadece ruhsal değil, hücresel düzeyde de bir temizliktir.
4. Empati ve Sosyal Dayanışma
Ramazan, "tokun açın halinden anlaması" düsturunun ete kemiğe büründüğü aydır. Açlık deneyimi, kalplerdeki şefkat duygusunu tetikler. Bu da yardımlaşmayı, zekatı ve sadakayı artırarak toplumsal barışı ve adaleti pekiştirir.
5. Zihinsel Berraklık ve Odaklanma
Mide sindirimle meşgul olmayı bıraktığında, kan akışı beyne ve diğer hayati organlara daha verimli yönlenir. Araştırmalar, oruç tutan bireylerde odaklanma süresinin arttığını ve zihnin daha berraklaştığını göstermektedir. Bu berraklık, tefekkür ve dua için en uygun zemini hazırlar.
6. Şeytanın Prangalanması ve Hayır Yarışı
Ramazan’da cennet kapılarının açılması ve şeytanların zincire vurulması, aslında iyiliklerin her yeri kuşatması demektir. Şeytanın vesveseleri, dua ve ibadetle meşgul olan, hayırda yarışan bir müminin gönlüne girmeye yol bulamaz.
7. Doğaya ve Yaratılana Hürmet
Nefsini dizginleyen insan, etrafındaki her şeye "emanet" nazarıyla bakar. Allah’ın rızasını gözeten bir mümin; çiçeği koparmaz, suyu israf etmez, canlıya eziyet etmez. Oruç, bizi evrenle barışık, nazik ve zarif birer insan haline getirir.

İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!
Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!
Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!
Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!





