Ölünün sağlığında yerine getiremediği oruç borçları, öldükten sonra borç olarak kalır mı? Yakınları bu borcu ödemek isterlerse ne yapmaları lazım.
İskat-ı Savm Nedir?
İslam fıkhında bu konuda İskat-ı savm diye bir uygulama var. İskât-ı savm, ölünün üzerinde kalan oruç borçlarının fidye ödenerek giderilmesi anlamına gelir.
Dinî bir kavram olan iskât, kişinin yaşarken çeşitli sebeplerden dolayı eda edemediği oruç, adak ve keffaret gibi yükümlülüklerin, ölümünden sonra ödenen fidye ile kaldırılmasını ifade eder.

Oruç Borçlarının Fidye ile Düşürülmesi nasıl olur?
Kur'an Ayetinde Fidye Emri var:
"Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumuna yetecek kadar fidye öder." (el-Bakara, 2/184)
"Fakihlerin çoğunluğu, yukarıdaki âyet-i kerîmeden hareketle, mazeretli veya mazeretsiz oruç tutmamış ve kaza etmeden vefat etmiş olan kimselerin oruç borçları için de fidye ödeneceğini, hatta bu kimselerin bu konuda vasiyette bulunmaları gerektiğini ifade etmişlerdir.
Çünkü fidyenin gerekçesi, oruç tutmaktan aciz olmaktır. Ölen kimse de oruç tutmaktan mutlak surette acizdir. "
Ölenin Borcu Mirasından Ödenir
"Başta Şâfiî mezhebi olmak üzere bazı görüşlere göre ise bir kimse imkânı olduğu hâlde fidyeyi vermeden ölürse vasiyete de gerek olmaksızın bıraktığı mirastan ödenir. Zira onun fidye ödemesi, hasta ve yolcunun orucu kaza etmesi gibidir."
Din İşleri Yüksek Kurulu 12.07.2017

Ölenler İçin de Fidye ödenebilir
Bu ayete göre, sağlık sebepleri başta olmak üzere oruç tutmaya güç yetiremeyen kişiler, her bir gün için bir yoksul doyumuna yetecek kadar fidye ödemekle yükümlüdürler.
Ayet, hayatta iken sağlık durumu oruç tutmaya müsaade etmeyen kişilere bu orucun borcunu ödeme imkanı tanırken, vefat etmiş kişilerin oruç borçlarına ilişkin uygulamalar da din âlimleri kıyas yaparak ölünün de fidye ile oruç borcunun ödenebileceğini söylemişlerdir.

Bir Fidye Bir Fitre Demek
Fakihlerin çoğunluğu, sağlık mazereti olsun veya olmasın, hayatı boyunca oruç tutmamış ve kaza etmeden vefat eden kişiler için de fidye ödenebileceğini belirtmişlerdir.
Bir fidye bir fitre miktarıdır.
Bazı mezhepler ise, imkânı olmasına rağmen oruç borçlarını fidye ile kapatmayan kişilerin borçlarının, mirasından ödenmesi gerektiğini savunmuştur.

Manevi Bir Fırsat
Iskat-ı Savm uygulaması özellikle sağlık sebepleri ile oruç tutamayan veya hayatını kaybeden Müslümanlar için önemli bir kolaylık sağlamaktadır.
İskât-ı savm uygulaması, ölen kişinin ahirette huzura kavuşabilmesi için de önemli bir fırsat sunmaktadır. Ölen yakınlarımızın oruç borcu varsa, bu fırsattan yararlandırabiliriz.

Anne Babalarımıza Manevi İkram Fırsatı
Ölen anne babası ve büyükleri için hayır yapmak isteyenler, Ramazan ayında onlar adına, onlar adına niyet ederek fitre ve fidye verebilirler.

Ölen Kişinin Oruç Borçları ve İskât-ı Savm Hakkında Bilinmesi Gerekenler
1. İskât-ı Savm Kavramı ve Tanımı Sözlük anlamı "düşürmek" olan iskât, dini bir terim olarak; ölen bir müminin sağlığında eda edemediği oruç, kaza, adak veya keffaret gibi borçlarının, vefatından sonra fidyeye dönüştürülerek üzerinden düşürülmesini ifade eder. Bu, kulun Allah'a karşı olan borcunun maddi bir bedel ödenerek telafi edilmeye çalışılmasıdır.
2. Dayanağı ve Kur'an-ı Kerim'deki Yeri Bu uygulamanın temel dayanağı Bakara Suresi 184. ayettir: "Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumuna yetecek kadar fidye öder." İslam alimleri, hayattayken yaşlılık veya hastalık gibi sebeplerle oruç tutamayanlar için geçerli olan bu ruhsatı, kıyas yoluyla vefat edenler için de geçerli saymışlardır.
3. Borçların Vasiyet Yoluyla Ödenmesi Hanefi mezhebine göre, bir kişi sağlığında tutamadığı oruçlar için vasiyette bulunmuşsa, mirasçılarının bu borcu ölünün bıraktığı malın (borçlar çıktıktan sonra kalan kısmın) üçte birinden ödemesi gerekir. Eğer vasiyet yoksa, mirasçıların kendi mallarından bunu ödemesi dini bir zorunluluk değil, bir ihsan (iyilik) olarak kabul edilir.
4. Mirastan Doğrudan Ödeme (Şafii Görüşü) Şafii mezhebi ve bazı diğer fakihlere göre, ölen kişinin vasiyeti olmasa bile, eğer geride mal bırakmışsa oruç fidyeleri doğrudan mirasından ödenmelidir. Bu borç, tıpkı bir kul borcu gibi değerlendirilir ve miras paylaşılmadan önce kapatılması gereken bir kalem olarak görülür.
5. Fidye Miktarı ve Hesaplama Vefat eden bir kişinin her bir günlük oruç borcu için bir fidye ödenir. Bir fidye miktarı, o yılki bir fitre (sadaka-i fıtır) miktarına eşittir. Bu miktar, bir yoksulun sabahlı akşamlı bir gün boyunca karnını doyurmasına tekabül eder.
6. Ölenin Yerine Oruç Tutulabilir mi? Cumhur-u fukaha (alimlerin çoğunluğu), bedeni ibadetlerin başkası adına yapılamayacağı ilkesinden hareketle, ölenin yerine oruç tutulmasını caiz görmemiştir. Ancak bazı hadis-i şeriflere dayanarak, özellikle Şafii mezhebindeki bir görüşe göre, yakınlarının ölen kişi adına kaza orucu tutabileceği de ifade edilmiştir. Fakat yaygın ve kolay olan uygulama fidye vermektir.
7. Tövbe ve Manevi Sorumluluk İskât-ı savm, borcun hukuken düşürülmesi için bir çabadır ancak ibadetin bizzat yapılmasıyla aynı manevi dereceyi garanti etmez. Bu uygulama, "Allah'ın rahmetinden ümit kesilmez" ilkesiyle yapılan bir ilticadır. Eğer kişi sağlığında ihmalkarlık etmişse, fidye ödense dahi Allah'ın affına muhtaçtır.
8. Anne ve Babaya Manevi İkram Evlatların vefat etmiş ebeveynleri adına fidye vermeleri, onlar adına sadaka dağıtmaları ve hayır hasenatta bulunmaları birer "salih amel"dir. Bu hem bir vefa borcu hem de ölenin amel defterine sevap yazılmasına vesile olan manevi bir hediyedir.
Halk Arasındaki "Devir"
Halk arasında "iskât" yapılırken paranın bir fakire verilip geri alınması (devir) şeklinde yapılan uygulama, klasik fıkıh kitaplarında yer alsa da günümüz İslam alimleri ve Diyanet İşleri Yüksek Kurulu tarafından eleştirilmektedir.
Esas olan, ölenin borcu kadar gerçek bir maddi bedelin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasıdır. ATB
İnanç haberleri için TIKLAYINIZ!
Astroloji ve Rüya haberleri için TIKLAYINIZ!
Kadın Aile haberleri için TIKLAYINIZ!
Kültür Sanat haberleri için TIKLAYINIZ!






