Marmara Denizi’nde Yalova açıklarında meydana gelen 3,2 büyüklüğündeki deprem, bölgede olası büyük deprem riskine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. AFAD verilerine göre yaklaşık 13 kilometre derinlikte gerçekleşen sarsıntının ardından Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Üşümezsoy, depremin Marmara’daki ana fay üzerinde meydana gelmediğini, Adalar Fayı’nı kesen ikincil fay kollarında oluştuğunu savundu.
“Ana fay üzerinde gerçekleşmedi”
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Yalova açıklarındaki depremin doğrudan Adalar Fayı üzerinde meydana geldiği yönündeki değerlendirmelere katılmadığını söyledi.
Marmara’daki fay sistemini bir omurga ve ona bağlanan kaburgalara benzeten Üşümezsoy, son küçük depremlerin ana faydan ziyade bu yapıya verev şekilde uzanan ikincil kollarda gerçekleştiğini ifade etti.
“Adalar Fayı ile ilişkilendirmek yanlış”
Üşümezsoy, Marmara Denizi’nde meydana gelen her küçük sarsıntının Adalar Fayı’yla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Kendi değerlendirmesine göre Adalar Fayı’nın aktif bir ana tehdit oluşturmadığını savunan Üşümezsoy, son depremlerin Yalova-Çınarcık hattına uzanan genç ve ikincil faylarda meydana geldiğini dile getirdi.
Yalova-Çınarcık hattına dikkat çekti
Marmara’daki deprem riski açısından Yalova-Çınarcık hattının önemli olduğunu belirten Üşümezsoy, İstanbul’u etkileyebilecek ana fay sisteminin bu hat boyunca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Üşümezsoy, 17 Ağustos 1999 depreminde kırılan kesim ile daha önce kırıldığı bilinen bölümleri hatırlatarak, mevcut küçük depremlerin bu ana hat üzerindeki doğrudan bir hareketlenme olarak görülmemesi gerektiğini savundu.
“Korkulacak bir şey yok”
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, yaptığı değerlendirmede ana fay üzerinde yeni bir stres birikimi işareti görmediğini belirterek, “Korkulacak bir şey yok” ifadelerini kullandı.
Üşümezsoy’a göre 3,2 büyüklüğündeki sarsıntı, ana faydan ziyade ona bağlı ikincil kollardaki hareketlilikten kaynaklandı.
Deprem riskiyle ilgili değerlendirmelerin farklı uzman görüşleri ve resmi kurumların verileriyle birlikte takip edilmesi önem taşıyor.




