Her gün akşamüstü, günbatımı zamanı bir gariplik çökerdi içime... Mahallenin her anası, çocuğunu çağırır, üzerlerine yelek giydirirlerdi.. Bir ben kalırdım yeleksiz... Üşümesinden korkulmayan, kenarda, terkedilmiş... Anacığım, karanlıklarda dönebilirdi çalıştığı yerlerden eve... Hiçbir zaman da yeleğim olmamıştı...

Hep yelek özlemi içinde idim... Kıskanırdım, sırtlarına yelek geçirilen arkadaşlarımı... O yaramaz Mürüvvet gider, bir köşede sessizce ağlayan zavallı bir çocuk gelirdi o saatler..." Bu yelekler yaşamında öylesine önemli bir iz bırakmış ki, Mürüvvet Sim'in...

Tam 38 yıldır, durmadan yelek örer o... Ördüklerini sokaktaki kimsesiz çocuklara elleriyle giydirir, bakımevlerine bağışlar, armağan olarak, Anadolu'nun dört bir yanındaki köy çocuklarına gönderir... Yaşamının bir parçası bu yelekler... Eline geçen en küçük bir yün parçası, eski hırkaların sökülmüşleri, hep miniklere yelek oluyor Mürüvvet Sim'in becerikli ellerinde.. Saygıyla anıyoruz senin gibi güzel insanlar eksilmesin çogalsın.. Mekanın cennet olsun inşallah...

DEFOLUP GİDİN!

" Acele edin ve defolup gidin. Oturumunuzu sonlandırmaya geldim. Meclisi yaptığınız her icraat ile kirletmenize ve şerefsizleştirmenize artık kalıcı bir son vermeye geldim. Siz ki fitneci, fesatçı, meclis üyeleri, siz ki iyi bir hükumet olmak dışındaki her şeysiniz! Kiralık sefil yaratıklar, zavallılar, ülkenizi en küçük şahsi çıkar adına satılığa çıkaranlar, birkaç kuruş için Tanrı'ya ihanet edenler, içinizde bir parça da olsun erdem kalmadı mı? Bir parça vicdan da mı yok?

Atım kadar bile dindar değilsiniz! Altın sizin yeni Tanrınız olmuş! Satılığa çıkarmadığınız bir değer bile kalmadı. Ulusunuz adına iyi bir şey düşünemez misiniz? Sizi çıkarcı sürüsü, bulunduğunuz bu kutsal meclisi, varlığınızla kirletiyorsunuz! Tanrının kutsadığı bu meclisi, ahlak yoksunu davranışlarınızla hırsızların ini haline çevirdiniz! Halkın size verdiği yetkiyi kötüye kullandınız.

Halkın umutsuz dertlerine çare olmalıydınız, kendiniz halka en büyük dert kaynağı oldunuz! Ama ülkeniz beni asırlardan beri temizlenmemiş bu ahırı temizlemeye çağırdı! Bu gücü de bana Tanrı verdi. Bu şeytan ocağını yönetmeye geldim. Vay halinize! Şimdi derhal defolun! Acele edin rüşvetin köleleri! Acele edin, gidin! Süslü saltanat eşyalarınızı alın ve defolup gidin! "

Birbirleriyle hizip çatışmaları ile vakit geçirip hiçbir siyasi karar alamayan, İngiliz Parlamentosunu hatta yeni parlamento üyelerini seçimi konusunda bile bocalayan bu yapıyı 20 Nisan 1653 günü General Oliver Cromwell 40 tüfekli asker eşliğinde bu sözlerin ardından feshetmiştir.